Imam al-Ghazali's Counsels
İMAM
GAZALÎ’NİN TAVSİYELERİ
İmam
Gazalî’nin ‘Devlet Başkanına Öğütler’ kitabı, Selçuklu Sultanı Melikşah’ın oğlu
Sultan Muhammed Tabar’a hitaben yazılmıştır. Kitap, iman ve siyaset olarak 2
ana bölümden oluşmaktadır. Ele alınan konular hikâye, misal ve nükteler ile
bezenerek yöneticilere nasihat edilmiştir. Bu nasihatlerin etki etmesi için
idarecinin kalbinde öncelikle iman nurunun olması gerektiği aksi takdirde tesir
etmeyeceği İmam tarafından belirtilmiştir.
Örneğin
sultana hitap ettiği bir bölümde şunu tavsiye etmektedir:
‘Şunu
kesin olarak bil ki, Allah (c.c.) insanlar içinden iki grubu seçkin
yaratmıştır: Bunlar, peygamberler ve devlet adamlarıdır. Allah (c.c.)
peygamberleri, kullara, Yüce Allah’a nasıl kulluk yapacaklarını öğretmek ve
O’nu tanıma yolunu açıklamak için göndermiştir. ‘Hakkı ayakta tutan sultanlar
(yöneticiler) yeryüzünde Allah’ın (c.c.) gölgesidir.’
Gazali’nin
nasihatlerinde sürekli olarak adalet kavramına vurgu yaptığını görürüz.
Başkanın
bir günlük adil yönetimi, yetmiş yıllık ibadetten daha üstündür. (Hadis)
‘Devlet
yönetimi çetin bir iştir. Devlet adamları, kendilerine, adaleti nasıl
gerçekleştireceklerini öğretmeleri ve bu ağır yükü hafifletmeleri için din
âlimlerini yakın tutmadıkça sağlıklı bir yönetimi gerçekleştiremezler.’
Başkan
kâfir de olsa, halkına zülüm yapmadıkça idareciliği bakidir. Allah (c.c.) nasıl
olmuş da Mecusilere dört bin yıl boyunca dünyanın iktidarını vermiştir? Diye
sorulsa; çünkü onlar, adaletle yönetmişler, asla zulüm yapmamışlar, cevabı
verilir.
İnsanların
Yüce Allah’a en sevimlisi ve en yakın olanı, adaletli liderdir. O’nun en çok
buğz ettiği ve (dergâh-ı izzetinden) uzak tuttuğu kişi de zalim liderdir.
‘Şunu
biliniz ki, sizinle Allah (c.c.) arasında olan şeylerin affedilmesi mümkündür.
İnsanlara zulüm olan işlere gelince, Allah (c.c.) onun hakkını kıyamete kadar
sizden kaldırmaz. Bunun tehlikesi çok büyüktür. Adaletli ve insaflı sultanlardan
başkası bu büyük tehlikeden emin olamaz. Adaletin ve insafın kıymeti o zaman
bilinir.’
Unutma!
Adalet ve insaf, iman ağacının dalları ve meyveleridir.
İslam
filozofları: ‘Dinin bekası başkanla, başkanın bekası askerle, askerin bekası
mali güçle mümkün olur. Aynı şekilde mali güç, ülkenin bayındır olmasıyla,
ülkenin bayındır olması da, adil yönetimle olur.’ Demişlerdir.
İbnü’l
Mukaffa şöyle demiştir: ‘Hint krallarının o kadar çok kitabı vardı ki, fillerle
taşınırdı. Bir gün bilgelerine bu kitapların özetini çıkarmalarını emrettiler.
Âlimler, toplandılar ve kitapları şu dört sözle özetlediler:
1.
Söz krallar içindi: Adalet
2.
Söz halk içindi: İtaat,
3.
Söz nefis içindi: Acıkmadan yememek.
4.
Söz insan içindi: Nefsi görmemek ve dikkate almamak
Ast-üst
ilişkilerinde büyük problemlere yol açan konulardan biri de, karşıki kişinin
nasıl çalıştığını, yaşadığı zorluklarının neler olduğunu bilmemekten kaynaklanır.
Yöneticide
bulunması gereken dört nitelik şunlardır:
1.
Mayalarında alçaklık olan kimseleri ülkeden çıkarmak… Çalışanlar ve yönetici
düzgün bir karaktere sahip olmalıdır. Kişi ve kuruma ihanet edebilecek (bilgi
sızdırma, bilgiyi kurum ile paylaşmama gibi vs.) bir karaktere sahip
çalışanların güven ortamına zarar vermesini engellemek için kadrodan ayırmak
gerekir.
2.
Akıllı, sanatkâr ve yetenekli insanları kendine yakın tutup, ülkeyi bayındır
duruma getirmek. Liyakat esasına göre yardımcıları seçerek iş yapma kültürü
oluşturmak. Yeni bir yapı kurma ve bina inşa etmede sadece akıllı kişilere
değil, kişilerin estetik bakış açısına ve alanında tecrübe birikimine sahip
olması da elzemdir.
3.
Kalbinde dünya sevgisi bulunmayan yaşlı kimsenin düşünce ve görüşünü dikkate
almak… Maddi menfaat beklentisi olmayan, tarafsız akil adamlara/danışmanlara
kurumlarda yer verilmeli ve bu kişilerin nasihatleri dinlenmeli. Bu şekilde
doğru ve eleştirel bir bakış açısıyla yanlış yapılan davranışlar giderilmiş
olur.
4.
Kötü sözlü ve kötü işlerle uğraşan kimselerin sözlerine kulak vermemek.
Devlette Süreklilik
Esastır
Devlet
başkanı kendisinden önceki başkanların yollarını takip etmeli, onların
yaptıkları güzel ve iyi işleri o da yapmalıdır. Çünkü onların ömürleri daha
uzun, tecrübeleri daha çoktu ve onlar iyiyi ve kötüyü birbirinden ayırmışlardı.
Onların tecrübelerini kullanmak, onların yıllarca aldığı yolu kısa zamanda
geçmek demektir. Hâlihazırda yapılan olumlu işleri göz ardı etmek, ‘her şeyi
ben bilirimci’ tutum kurumsal yapılara ciddi zararlar verir. Geçmişe takılıp
kalmamalı ama geçmişte yapılan olumlu-olumsuz işleri göz önünde bulundurarak
bir yol haritası hazırlamalı.
İmam
Maverdi’nin ‘Siyaset Sanatı’ kitabında geçen “Çocuk dünyaya geldiği zaman ona
yapılacak en güzel, en iyi ilk şey ona güzel bir isim, hoş bir künye vermektir.
Çünkü güzel bir isim, ilk işitilmesi ile birlikte insan ruhunda yer eder. Yüce
Allah, kendisini güzel isimlerle çağırmalarını ve yüce sıfatlarla tavsif
etmelerini vacip kılmış ve kullarına böyle emretmiştir.” ifadesini de bu
çerçevede yorumlayabiliriz. Belirlenecek
ismin; ürünü ve hizmeti tanıtan, akılda kalıcı, söylemesi basit, duyulduğunda
zihninde çağrışımlar yapan, toplumun dinamikleri ile örtüşen yapıda olması önem
arz etmektedir.
Ast-üst İlişkileri
Filozoflar;
‘hükümdarın halkıyla olan durumu, bahçesinde tertemiz bir suyun aktığı bahçıvanın,
bahçesiyle olan durumu gibidir. Bahçıvan bahçesini gereğince ekip biçer ve
sularsa bahçe ürün verir, meyveleri nefis olur ve o fakirlikten korkmaz.
Hükümdar da iyi çalışır ve halkın durumunu iyi kontrol ederse, halkı da ona
itaat eder.’ Yönetim alanında başarılı ve verimli çalışmanın en önemli
unsurlarından biri çalışan ve yönetici arasındaki iletişimdir. Bir yönetici ne
kadar vizyoner ve çalışkan olursa olsun, bunları çalışanlarına aktarma ve
anlatmada başarılı olamıyorsa ya da astlar anlamıyorsa hiçbir anlamı olmaz.
Doğru iletişim doğru eylemi getirir. Yöneticinin söz ve davranışı ile astına
karşı saygılı ve hoşgörülü olursa astın da bu yaklaşıma tepkisiz kalması
düşünülemez. Etkin bir yönetimde, iki tarafın birbirini net biçimde anlaması ve
bunu samimi duygularla davranışa dökmesi gerekir.
Uzun Ömürlü Yönetim
Rum
Kralı Kayser, adil hükümdar Nuşirevan’a bir mektup yazdı ve şöyle dedi:
“iktidarın bekası nasıl sağlanır?” Nuşiveran ona şu cevabı yazdı: “Ben hakkında
bilgi sahibi olmadan bir işe girmem. Bir işe giriştiğim zaman onu tamamlamaya
çalışırım. Korku veya menfaat için o işi yapmaktan vazgeçmem. Bir şeyi
emrettiğim zaman onu değiştirmem.” Nuşirevan’ın cümlelerini günümüz
yöneticileri için cümlelere dökelim.
Yönetici,
bilgi sahibi olmalı. Astları kadar uzmanlık derecesinde bilgi sahibi olmasa da
genel çerçeve çizme ve yol haritası hazırlamada bir perspektif tutacak kadar
bilgi ve birikime sahip olmalı.
Yönetici,
kararlı olmalı ve başladığı işi sonuna kadar götürmeli. (işe başlama konusu ayrıca
düşünülmeli. Başlangıç öncesinde konuları ayrıntılı olarak hesap edip hareket
etmeli)
Yönetici,
cesur olmalı. İnandığı proje uğruna, dışarıdan gelebilecek olumsuz düşünce ve
davranış karşısında dik durmalı. Eğer üst yönetimden gelen bir eylem ise bu,
yapılan işi karşı tarafı ikna ederek sunmalı. Aksi takdirde, verilen görevi
yapan sıradan bir çalışan konumuna düşmesi kaçınılmazdır.
Yardımcı Seçimi
Allah
Teâlâ, Hz Musa (a.s.)’nın şöyle dediğini haber verir: “Bana ailemden bir vezir ver, kardeşim Harun’u. Onun sayesinde arkamı
kuvvetlendir. Ve onu işime ortak kıl.”
Peygamber
bile olsan yardımcıya muhtaçsın. Tek başına her işi yapmaya kalkışma.
Kendi
ailesinden yardımcıyı talep etmesinden, güven unsurunun yardımcı seçiminde
gerekli olduğunu öğreniyoruz.
Sahih
kaynaklarda ifade edildiği üzere Hz Musa (a.s.) kekeme olduğundan insanlara,
hitabı güzel kardeşi Harun’u vezir olarak istemesinden, yöneticilerin işi
kendisinden daha iyi yapabilecek kişilere alan açmalarını anlıyoruz.
“İşime ortak
kıl”
ifadesinden yönetici, liyakatli ve güvenilir olan ve performansı yüksek
kişilere yönetimde söz hakkı vermelidir.