VA’DİNİ BOZMAK
Tek taraflı olarak verilen söze va’d denir. Birisine zarar ve azap yapacağını söz vermeye de vaîd denilir. Vaîdinde durmamak kerem olur, ihsan olur. Yalan olarak va’detmek haramdır. Böyle va’di bozmak da ayrıca günah olur. Yerine getirmek ise yalancılık günahını yok eder. Fasid alış-veriş de böyledir. Bu alış-verişi feshetmeleri, bu satıştan vazgeçmeleri, vacib olur. Fesh edip tevbe edince günahları kalmaz. Bu satışı feshetmezlerse, günah iki kat olur.
Peygamber (s.a.v.): “Münafıklık alâmeti üçtür: yalan söylemek, va’dini ifa etmemek, emânete hiyanet etmek.” buyurdu. Va’dinde durmaya gücü yetmezse, münafıklık alâmeti olmaz. Kendisine mal, söz veya sır emânet edilen kimsenin bunlara hiyanet etmesi münafıklık olur.
İbni Hacer diyor ki: Nifak yani münafıklık, dış görüşün içindekine uymaması demektir. Bir kimsenin sözü özüne uymazsa ona münafık denir. İtikad edilecek (inanılacak) şeylerde münafıklık yapmak küfürdür. İşlerinde ve sözlerinde münafıklık yapmak, haram olur. İtikadda, imanda münafıklık yapmak, diğer küfürlerden daha kötüdür. İfa etmek ve yerine getirmek niyeti ile va’d yapmak caizdir, hatta sevaptır. Böyle va’di ifa etmek vacib değil müstehabdır. İfa etmemek tenzihen mekruh olur. Hadis-i şerifte: “Bir kimse, yapmak niyeti ile verdiği sözü, tutamazsa günah olmaz.” buyurulur. Hanefi ve Şafi mezheblerinde, ahdi bozmak da, özürsüz ise mekruh, özürlü ise caizdir. Fakat ahdi bozacağını önceden haber vermek vacibdir. Hanbeli mezhebinde, va’de vefa vacibdir. Yerine getirmemek haram olur. Yapması dört mezhebde de sahih olan bir şeyi yapmak takva olur.