بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

İslâm Ahlâkı

Güzel ahlâkın ilmî rehberi

“Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.” (Kalem, 68/4)

Ana Sayfa / Arşiv — Eski İçerikler / TEFVİZ
Arşiv — Eski İçerikler

TEFVİZ

Tefviz, tevekkülün ruhu ve özüdür. Ebu Abdillah el-Herevi diyor ki: “Bu, tevekkülden daha ince bir anlam ve işarete sahiptir. Çünkü tevekkül, sebebin vukuundan sonra, tafviz ise sebebe başvurmadan öncedir. Bu, tam istislâm (teslim olma)’dır. Tevekkül, tefvizin bir dalıdır.” (Medâricü’s-Sâlikin.)

Bütün işleri Allah’a havale etmek, seçimi O’na bırakmak ve O’nun yaptığını gönülden kabul etmek olan tefviz, gerçekten tevekkülün ruhu ve özüdür. Bu, tıpkı zayıf, âciz çocuğun, her işini şefkat ve merhametine, korumasına güvendiği babasına bırakmasına benzer. Çünkü o, babasının seçiminin, yönetiminin, kendi kendisini yönetmesinden daha çok kendine yararlı olduğunu; babasının kendisini kendisinden daha iyi koruduğunu bilir. Bundan dolayı işlerini ona bırakır, rahat eder. Demek ki tefviz, kulun kendi gücünden ve hareketinden çıkıp her işini sahibine bırakmasıdır.

Kur’an, tevekkülü öven âyetlerle doludur. Oysa tefviz, sadece Fir’avn âilesinden inanmış bir kişinin sözleri arasında nakledilmiştir: “Ben işimi Allah’a tefviz ederim.”(Mü’min sûresi, 40/44.)

Ebu Abdillâh el-Herevî’ye göre tefviz üç dereceye ayrılır:

Birinci derece: İyas derecesidir. Yani, kulun hükümlere (Allah’ın kaderine) mukavemet etmekten umudunu kesip O’nun, kendisi için taksim ettiği rızkı tartışmasız kabul etmesidir.

Netmişse güzel etmiş İkinci derece: Güven derecesidir. Kulun, mukadder olanının zayi olmayacağından, mutlaka yerini bulacağından emin olması, böylece gönül rahatlığına ermesidir. Buna eremezse yakîne yani kesin imana, buna da eremezse sabır makamına ermesidir.

Üçüncü derece de: Hakk’ın ezelîliğini (O’nun ezelî takdirini) görüp fi’lin olması için güçlüklere katlanmaktan, ya da (kaderde olanın değişmeyeceğini düşünerek) koruma güçlüklerinden kurtulmak, tam güven ile Hakk’a teslim olmaktır.

İşleri Allah’a bırakıp O’nun yaptığına gönülden razı ve teslim olmayı en güzel biçimde anlatan büyük ahlâkçı ve tasavvufçu Erzurumlu İbrahim Hazretlerinin meşhur Tefviznâme’sinin ilk ve son kıtaları şöyledir.

Hak şerleri hayreyler

Zannetme ki gareyler

Ârif anı seyreyler

Mevlâ görelim neyler

Neylerse güzel eyler

Vallahi güzel etmiş,

Billahi güzel etmiş,

Tallahi güzel etmiş,

Allah görelim netmiş,