TAZİM
‘Tazim’, saygı gösterme, büyültme, yükseltme ve yüceltme demektir.
Tazim, büyük bir fazilettir, insanın eğitim düzeyinin bir sonucudur.
Tazimin karşıtı, kibir, kabalık ve kendini beğenmişliktir. Büyüklere saygı göstermek, küçüklere karşı şefkatli olmak ve akranlara karşı hoşgörülü olmak, İslâm’ın öngördüğü erdemlerdendir.
Hz. Muhammed (s.a.v.): “Küçüğümüze acımayan, büyüğümüzün hakkını tanıyıp ona saygı göstermeyen bizden değildir.”(Buhâri) “Allah (c.c.) her konuda merhametli olmayı sever.” (Buhâri. ) buyurmuştur.
Yalnız yaşça değil, ilim ve deneyim bakımından büyük olanlara da saygı göstermek İslâm ahlâkındandır. Bu ahlâk ilkesi de ilk müslümanlardan başlayarak günümüze kadar uygulanmış ve bununla İslâm toplumlarında sevgi ve saygıya dayalı, karşılıklı haklara uyulan mutlu ve huzurlu bir hayat sürdürülmüştür.
Diğer ahlâk ilkelerinden olduğu gibi ta’zim ilkesinden de uzaklaşıldığı zaman da toplum disiplini azalmış ve huzursuzluklar artmıştır.
Ancak her şeyde olduğu gibi bunda da ifrat ve tefrit, yani ne tazimde bulunmak kompleksi içinde her önüne gelene değerli olup olmadığını ayırmaksızın ikramda bulunmak, ne de hiçbir kimseye ve özellikle itibarlı kişilere saygı duymamak.... Bunların ikisi de çirkindir. Tazimde aşırıya kaçan kimse, hem kendi vakar ve onurunu kaybetmiş, hem de tazim ettiği kişiyi kibir ve gurura alıştırmış olur.