بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

İslâm Ahlâkı

Güzel ahlâkın ilmî rehberi

“Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.” (Kalem, 68/4)

Ana Sayfa / Arşiv — Eski İçerikler / TAHARET
Arşiv — Eski İçerikler

TAHARET

‘Taharet’, kelimenin tam anlamıyla temizlik demektir.

Aynı kökten gelen ‘tuhr’ de yine temizlik anlamına gelir. ‘Tahera’; temizleme, ‘tatahhur’; temizlenme, ‘tahûr’ veya ‘tâhir’; temiz manalarına gelmektedir.

‘Taharet’ yani temizlik iki kısımdır:

a. A. Cisim temizliği,

B. Nefis temizliği.

Kur’an, bu kavramı her iki anlamda da kullanmaktadır. Ancak nefis temizliği anlamının daha çok kullanıldığını görmekteyiz. Bazen de aynı kelime ile iki anlam birden kastedilmektedir.

Söz gelişi gökten indirilen yağmur hem temizdir. (tahûr), hem de yeryüzünü kirlerden arıtan bir temizleyicidir. (Furkan sûresi, 25/8.) Allah (c.c.) peygamberliğin ilk yıllarında Hz. Muhammed (s.a.v.)’e şöyle söylüyor:

“Ey bürünüp örtünen! Kalk ve bundan böyle uyarıp-korkut. Rabbini tekbir et (yücelt). Elbiseni de temizle (tahhir). Pislikten (şirkten veya görünen pislikten) kaçınıp-uzaklaş.” (Müddessir sûresi, 74/1-5.)

Abdest ve gusûl almak bir temizlenme fiilidir. Dolayısıyla müminler ibadet etmek için abdest alırlar, gerekirse gusûl yaparlar. Hayızlı kadınlar da hayızlarının sonunda temizlenirler, yani gusûl ebdesti alırlar. Kur’an, bütün bunları ‘Taharet’ ile veya bunun fiil şeklinde kullanımı ile anlatmaktadır. Kur’an, hayızdan temizleninceye kadar kadınlara yaklaşılmamasını (Bakara sûresi, 2/222.) namaz için abdest alınmasını, cünüplük halinde yıkanılmasını emrediyor. (Maide sûresi, 5/6.) Bütün bunların sebebi Allah’ın müminleri temizlemek (tathir etmek) istemesidir.

Kur’an’da Taharet

Fıkıh ilminde her türlü maddi temizliğe ‘taharet’ adı verilir. Taharet, ibadet yapabilmek için zorunlu bir faaliyettir.

‘Taharet’, maddi kirlerden arınmayı anlattığı gibi, Allah’ın yasakladığı günahlardan kaçınıp emirleri yerine getirmek yoluyla temizlenmeyi de ifade eder.

Bu anlamda bütün müminler ‘taharet’i-temizlenmeyi seven kimselerdir. (Tevbe sûresi, 9/108.) Allah (c.c.) da bu şekilde arınan kullarını sever. (Bakara sûresi, 2/222.)

Kur’an, ‘taharet’ kelimesinin farklı türevlerini kullanmaktadır. Şimdi onlara birkaç örnek verelim:

İsa Mesih (a.s.)’ın annesi Meryem (a.s.) son derece iffetli ve temiz bir kadındı. Çünkü Allah (c.c.) onu özellikle seçmiş ve onu ‘tathir etmiş-temizlemişti. Onun temiz oluşu, her türlü düşük ahlâktan, iffetsizlikten, şirk ve günah ve pisliklerinden, isyan ve itaatsizlik hatalarından uzak olmasıdır. (Al-i İmran sûresi, 3/42.)

İslâm’ın temellerinden biri olan zekât, malı temizlediği gibi, kalbi aşırı mal sevgisinden arıtır, hem de malın bereketlenmesini ummayı öğretir.

“Onların mallarından sadaka (zekât) al, bununla onları temizlemiş ve arındırmış olursun...” (Tevbe sûresi, 9/103.) Bu âyette ‘taharet’ ile yakın anlamdaş olan ‘tezkiye’ kelimelerinin yan yana kullanılması oldukça dikkat çekicidir.

Kalpleri inanmadığı halde, ağızlarıyla inandık diyenler, küfür içerisinde

bocalarlar. Onlar yalana kulak verirler, kelimeleri konuldukları yerden yanlış yere taşırlar. İşte Allah (c.c.) böyle kimselerin kalbini ‘tathir etmek-temizlemek’ istememektedir. Şüphesiz kalpteki küfr, nifak ve fesat bir ‘rics’tir., pisliktir. Kalplerdeki bu pislik ancak iman ve teslimiyetle temizlenir. (Maide sûresi, 5/41.)

Allah (c.c.) gökten su indirir ve bu su ile hem görünen maddi kirleri temizler, hem de manevi kirleri giderir. Gökten indirilen bu su aynı zamanda Allah’ın vahyi anlamına da gelmiş olabilir. Bu su ile Allah, Müminleri ‘tathir etmek-temizlemek’, şeytanın kalplere bırakacağı kötü düşünceleri ve fesatları silmek, onların kalplerini birbirine bağlamak istemektedir. (Enfal sûresi, 8/11.)

Her türlü günah ve rics kalbi kirletir, onun saflığını bozar, onu karartır. Allah (c.c.) bazı kullarını bu türlü rics’ten temizlemek ve onları arındırmak istiyor. Tıpkı özel olarak Hz. Meryem’i ve onun oğlu Hz. İsa’yı tathir ettiği-temizlediği gibi.

“Ey Ehl-i Beyt (Peygamberin ev halkı); gerçekten Allah (c.c.) sizden kiri (ricsi-günahı) gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister” (Ahzab sûresi, 33/33.)

Allah’ın evi sayılan ‘Beytullah’ı tathir etmek’- temizlemek için İbrahim ve İsmail (a.s.)den söz alınmıştı. Onlar, tavaf yapmak isteyenler için o beyt’i temizleyeceklerdi. Bu temizlik her türlü şirk unsurlarından temizlenmeyi anlattığı gibi, maddi olarak temizlemeyi de anlatır. (Bakara sûresi, 2/125.)

Temeli takva üzerine kurulan mescitlere devam edenler müminler, ibadet, dua ve yakarış ile, günah, hata ve benzeri kötülüklerden arınmak isterler. Allah (c.c.) ise arınanları sever (Tevbe sûresi, 9/108. )

Her türlü fuhuştan kaçınma da bir temizliktir. Nitekim hayatı boyunca fuhşa gitmeyen, zina etmeyen kimselere halk arasında ‘temiz kaldı, temiz insan’ gibi övücü sözler söylenmektedir. Hz. Lut (a.s.) kavmi, kendileri gibi çirkin bir fiili yapmayanlara ‘bunlar çokça temizlenen, çokça temiz kalmaya çalışanlar’ diyerek, günahta ve pislikte kendileri gibi olmayan bu temiz insanları sürgün etmek istedi. (A’raf sûresi, 7/82.)

Cennetlikler hafif ipek ve işlenmiş atlastan elbiseler içerisinde, gümüşten bilezikler takarak ‘tahûr-temiz’ bir içecekten içecekler. (İnsan sûresi, 76/21.) Yine cennetliklere ‘mutahhara-tertemiz eşler verilecek. (Nisa sûresi, 2/25.)

İnsanların her türlü şirk, küfür, fesat, günah, itaatsizlik ve hata gibi kirlerini temizleyip, onları ‘mutahhar’ kılmak isteyen Kur’an’ın kendisi de, esasen;

“Şerefli-üstün sayfalardadır. Yüceltilmiş, mutahhar (tertemiz) kılınmış (sayfalarda).” (Abese sûresi, 80/13-14.)

İnsanları tezkiye etmek (temizlemek) için gönderilmiş (Al-i İmran sûresi, 3/164.) Rasûl (elçi), onlara bu yüce Kur’an’ı tertemiz (mutahhar) sayfalardan okur ve onları, kalbi kirleten ve insanı rezil eden her türlü kötü ahlâktan temizler. (Beyyine sûresi, 98/2.)

Kur’an ve onun mesajı, deyim yerinde ise, içinde kir ve leke bulunmayan bir ‘su’ gibidir ve mutahhar-temizdir. Onu temiz olan ve seçilmiş bulunan elçi insanlara tebliğ etti. Bu temiz su, bütün kalpleri temizler, onları diriltir, onlara hayat bağışlar. Bu suyun başkalarına aktarılması için de temiz kalplere ihtiyaç vardır. Kalpleri ‘vahy’ ile temizlenenler bu ‘su’yu kirletmeden ve bulandıramadan başkalarına aktarmalılar.

Kalbinde rics olanlar ile, bedenleri abdestsizlik ve cünûp durumuyla kirli olanlar o ‘mutahhar-tertemiz’ sahifelere dokunmamalılar. O’na ancak mutahhar-tertemiz’ olanlar el sürebilir. (Müslim, Tahare/1.)

Görüldüğü gibi Kur’an ‘tahareti’ daha çok kalp temizliği, şirk, küfür ve günah gibi manevi pisliklerden temizlenme, arınma ve şerefli kalma anlamında kullanmaktadır. Bu tahareti ancak, iman edip, İslâm’ın emir ve yasaklarını yerine getiren, kendini isyan ve hatalardan uzak tutanlar yapabilirler. Şüphesiz bu mümin bir insanın şerefi ve üstünlük makamıdır.

‘Taharet’ yukarıda geçtiği gibi aynı zamanda beden ve çevre temizliğidir. Allah (c.c.) hem maddi hem de manevi olarak temiz olanları (mutahharûn’u) sever. İslâm temizlik (taharet) dinidir denilse yanlış olmaz. Bütün hadis kitaplarında ve fıkıh kitaplarında bir ‘taharet bölümü’ vardır. Bu bölümlerde müslümanın ibadet için veya normal bir şekilde nasıl temizleneceği uzun uzadıya anlatılır. Çünkü manevi temizlenmeyi kazandıracak olan maddi temizliktir.

Şu hadis maddi anlamdaki ‘taharet’in önemini yeterince işaret ediyor:

“Temizlik (abdest) imanın bir parçasıdır. El-Hamdü li’llah sözü amel terazisini doldurur. Sübhanellahi ve’l hamdulillahi, (Allah’ın şanı pek yücedir, hamd O’na aittir) sözü göklerle yerin arasını doldurur. Namaz nûrdur. Sadaka (kurtarıcı bir) delildir. Sabır ışıktır. Kur’an senin lehine ve aleyhine bir delildir...” (Müslim, Tahare/1.)