بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

İslâm Ahlâkı

Güzel ahlâkın ilmî rehberi

“Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.” (Kalem, 68/4)

Ana Sayfa / Kötü Ahlâk Hastalıkları / Kötü Ahlâk / Şımarıklık
Kötü Ahlâk

Şımarıklık

‘Şımarıklık’, insanın sahip olduğu imkân ve fırsatların sürekli olarak kendisinin olacağını düşünerek haddi aşması, insanları tahkir etmesi ve kulluğunu unutmasıdır.

Cenâb-ı Hak, şımarıkları sevmediğini, “Muhakkak ki Allah, şımararak sevince kapılanları sevmez.” [1] ayetiyle bildirmektedir.

Bu ayet-i kerime, Karun’un hikâyesi esnasında geçmektedir. Allah (c.c.) şöyle buyuruyor: “Gerçek şu ki, Musa’nın kavminden idi. Ancak onlara karşı azgınlaştı. Biz ona öyle hazineler vermiştik ki, onun anahtarları, birlikte (taşımaya) davranan güçlü bir topluluğa ağır geliyordu. Hani kavmi ona demişti ki: ‘Şımarıp-sevinme, muhakkak Allah, şımararak sevince kapılanları sevmez.” [2]

Yine Allah (c.c.) buyuruyor: “Yeryüzünde olan ve sizin nefislerinizde meydana gelen herhangi bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (yazılmış) olmasın. Hiç şüphesiz ki, bu, Allah’a göre çok kolaydır. Öyle ki, elinizden çıkana karşı üzüntü duymayın. Ve size Allah’ın verdikleri dolayısıyla sevinip-şımarmayasınız. Allah, her büyüklük taslayıp da böbürleneni sevmez. Ki, onlar, cimrilik ederler ve insanlara da cimriliği emreder (önerir)ler. Her kim yüz çevirirse, artık şüphesiz Allah Ğaniyy (hiçbir şeye muhtaç olmayan), Hamîd (övülmeye layık olan )O’dur.” [3]

Bu ayetlerin devamından anlaşılmaktadır ki, dünyada şımararak-sevinmenin sonucunda başkalarını beğenmeme, böbürlenme vardır. Bu da cimriliği doğurmaktadır. Nitekim Yüce Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

“… ve müşriklerden olmayın. (ki,) kendi dinlerini fırkalara ayıran ve kendileri de parça parça olmuşlardır. Ki, her grup kendi elindekiyle övünüp-sevinç duymaktadır.” [4]

Dinde tefrika meydana getirmek, bunda ihtilafa düşmek, heva ve istekleri doğrultusunda her bir grubun kendilerini saptıracak bir öndere (sapık lidere) uymaları, bunu da şımararak ve sevinerek yapmaları, hem de batıl olduğunu bilerek yapmaları küfürdür. Yukarıda mealini verdiğimiz ayette geçen ve dinlerini fırkalara ayıran manasında “Ferrakû…” kelimesi geçmektedir. Bir başka kıraate göre ise bu : “Fârekû” diye okunmaktadır. Bu kıraate göre mana şöyle olmaktadır: “Dinlerini terk edip sonrada onu hizip hizip (grup grup) parçalayanlardan olmayınız. Ki bunlar, kendi heva ve istekleri doğrultusunda ellerindeki böylesi bir parçalanmaya pek memnundur, memnun oldukları kadar da şımarıktırlar.” İşte Allah (c.c.) bu tür bir şımarmayı red eder. Böylelerini de sevmez, kendilerine buğzeder.

Ancak bir sevinç ve şımarma yeri vardır. Orada bunu yapmak caizdir. Allah (c.c.) nezdinde de bu sevimli bir durumdur. Bu da, Allah (c.c.) tarafından kendilerine inen hidayete müminlerin sevinmeleri ve bununla şımarmaları, üzerinde bulundukları hayırla sevinmeleri, Allah (c.c.)’ın kendilerine vermiş olduğu nimetle sevinmeleridir. Nitekim Allah (c.c.) buyuruyor:

“Ey insanlar, Rabbinizden size bir öğüt, sinelerde olan bir şifa ve müminler içinde bir hidayet ve rahmet geldi. De ki, Allah’ın bol ihsan ve fazlıyla, rahmetiyle, yalnız bunlarla sevinsinler. Bu, onların toplayıp yığmakta olduklarından daha hayırlıdır.” [5]

İşte bu tür sevinç caizdir, güzeldir, hoştur. Çünkü bu, hak ve daim olan bir sevinçtir. Bu sevinç, “Onların toplayıp yığmakta olduklarından daha hayırlıdır.” Şayet dünya ehli topladıklarıyla şımarıp sevinirlerse bu, pek doğru değildir. Çünkü hidayet nimeti çok daha büyüktür. Bununla sevinmek sevinçlerin en değerlisidir.

Şımarıklık Hastalığından Kurtuluş Yolu

Bu ayetlerden Allah (c.c.)’ın sevmedikleri kimselerin başlıca kimler oldukları anlaşılmaktadır. Bunlardan kurtulabilmemiz için sayılan niteliklerden kesin olarak uzak durmamız gerekecektir.

Yüce Allah (c.c.)’dan bize doğru yolumuzu göstermesini, bizi doğru ve orta olan yola hidayet etmesini, bizi şımarıklık hastalığından korumasını, bizi cennetiyle rızıklandırmasını, bizi cehennem azabından korumasını niyaz ediyoruz. Çünkü O, hidayete erdirmezse başka hidayete erdirici yoktur. Çünkü O, rızık verenlerin en hayırlısıdır. Çünkü O, din gününün sahibidir.

[1] Kasas sûresi, 28/76.

[2] Kasas sûresi, 28/76.

[3] Hadid sûresi, 57/22-24.

[4] Rum sûresi, 30 /57,58.

[5] Rum sûresi, 30/57-58.