Sıhhat
‘Sıhhat’, vücudun maddi ve manevi hastalıklardan uzakta, sağlıklı olması ve dünya hayatının lezzetidir. ‘Afiyet’ kelimesi de bu anlamda kullanılmaktadır.
Dünyada insan için sıhhat ve afiyet gibi güzel bir elbise bulunamaz. Çünkü insan isteklerine, ilim yolunda çalışmalara ve diğer beşeri kazançlara ancak sıhhati olduğu sürece ulaşabilir, dünya lezzetlerinin tadını ancak sıhhatla alabilir.
İbnu Abbas (r.a.) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "İki (büyük) nimet vardır. İnsanların çoğu onlar hususunda aldanmıştır: Sıhhat ve boş vakit !" [1]
Hadiste geçen "çok", ayette geçen "az"ın mukabilindedir. Ebu Bekr İbnu'l-Arabî der ki: "Allah'ın kul üzerindeki ilk nimetinin hangisi olduğunda ihtilaf edilmiştir: Bazıları: "İman!", bazıları: "Hayat!", bazıları ise "sıhhat” demiştir.
Ama doğru olanı öncekidir. Çünkü o, mutlak bir nimettir. Hayat ve sıhhat ise dünyevî nimetlerdir, hakiki nimet değillerdir. Onlar, imanla birlikte olursa nimettirler. İşte bu durumda insanların çoğu onlarda aldanırlar. Yani kârları ya tamamen gider veya azalır. Kim kendini devamlı olarak kötüyü emreden nefsine kaptırarak rahat peşinde koşar ve Allah'ın koyduğu hududa riayet etmez ve ibadete devamı bırakırsa, işte bu aldanmıştır. Boş olan adamın durumu da böyledir. Çünkü meşgul kimsenin, boş kimsenin aksine umumiyetle bir mazereti olur, boştan ise mazeret kalkar ve boşluğu, aleyhine bir delil teşkil eder."
Allah'tan istenenler arasında Allah'ın en ziyade sıhhati sevmesi, insan için sıhhatin önemini te'yîd eder. Ancak, sıhhat ve âfiyet âbid mü'minde kıymet ve değer kazanır. Çünkü mü'min, sıhhatli geçen örünü faydalı ve hayırlı faaliyetle, ibâdetlerle meyvadâr kılar. Sıhhat kâfirin küfrünü, fâsığın fıskını artırabilir. Bu ise kişi için hayır değil, şerdir. Öyle ise mü'min, sıhhat isteyecek fakat bu ömrü hayırlı işlerde geçirme gayretini eksik etmeyecektir, zira ahirette ömrün her anından hesap var ve sağlıklı ömrün hesabını vermek daha zordur.
İlim ve irfan ile amel etmek ilmin tacıdır. İlim-irfan ile amil olmak ilmin nurudur. Safanın safasıdır. Cevherin cevheridir. Özün özüdür. İlimle amil olmak kalbi sıhhate kavuşturur, düzeltir, temizler. Kalb sıhhatli ve temiz olursa bütün diğer uzuvlar da sıhhatli olur. Kalbe güzel ahlak libasları giydirilirse Cennette de giydirilir. Kalp denen et parçası salih ve doğru olursa bünye de sıhhatli olur.
Kalbin sıhhati insanoğlu ile Rabbı arasındaki özün sıhhat'indendir. Öz bir kuştur. Kalp ise onun kafesidir. Kalp bir kuştur. Beden ise onun kafesidir. Beden de bir kuştur. Kabir ise onun kafesidir. Öyle ki insanın behemehal oraya girmesi mukadderdir. [2]
Kur’an-ı Kerim’de buyurulur : “Sonra, andolsun, o gün kesinlikle size (yararlandığınız) nimet(ler) sorulacaktır.” [3]
Hz. Ali (r.a.) bu ayetin tefsirini yaparken ‘Allah (c.c.) hesap gününde ilk önce ihsan buyurduğu sıhhat ve afiyetin nasıl kullanıldığını soracaktır’ demiştir.
Hastalığının en şiddetli günlerinde Eyyûb -aleyhisselâm-'a hanımı Rahîme hatun:
"-Sen bir peygambersin! Allâh Teâlâ'dan sıhhat ve âfiyet istesen de bu dertlerden halâs olsan!" deyince Eyyûb -aleyhisselâm-:
"Sıhhat ve âfiyetle geçen günlerimiz ne kadardı?" diye sordu.
Rahîme hatun:
"Seksen yıl idi." dedi.
Bunun üzerine Hazret-i Eyyûb:
"-Ey Rahîme! Şiddet ve belâ zamânı en az sıhhat ve safâ süresi kadar olmadan Cenâb-ı Mevlâ'ya şikâyet etmekten hayâ ederim.. Allâh Teâlâ, bizlere nîmetler verirken, biz O'ndan gelen belâlara niçin sabretmeyelim?! Ben Rabbimden râzıyım!" dedi. [4]
Eyyûb -aleyhisselâm-'ın bu ifâde ve hâli, rızânın en güzel örneğini sergiler. Eyyûb -aleyhisselâm-, hastalandığı sırada, bütün musîbet ve sıkıntılarına rağmen, hâlinden şikâyet eder bir duruma düşmemek ve takdîre rızâda îcâb eden sabrı göstermek için, hastalığını Cenâb-ı Hakk'a arzetmekten, sıhhat ve âfiyet istemekten bile çekinmiştir. Nihâyet zevcesinin ısrârı ile sadece:
"Sen merhametlilerin en merhametlisisin!" diye niyâzda bulunmuştur. Bu duâ üzerine Allâh Teâlâ, kullukta dâim olanlara bir rahmet hâtırâsı olmak üzere onun derdini gidermiş ve hastalığına şifâ vermiştir. Böylece sabır, şükür, teslîmiyyet ve aşkullâhın neticesinde eski zinde hayâtı Eyyûb -aleyhisselâm-'a iâde edilmiştir.
Binaenaleyh sıhhat, göze görünmeyen çok değerli bir cevherdir. Onun değeri ancak elden gittiği zaman bilinir. Sıhhatini kaybeden bir kimsenin ilaçtan yüz çevirmesi akıllıca bir davranış değildir. [5]
Sultan Süleyman’a atfedilen şu beyit sıhhati ne güzel dile getiriyor:
‘Halk içinde muteber bir nesne yok ‘devlet’ gibi,
Olmaya devlet cihanda bir nefes ‘sıhhat’ gibi.
[1] Buharî, Rikak, 1; Tirmizî, Zühd, 1.
[2] Abdülkadir Geylanînin Sohbetleri. Sohbet 41.
[3] Tekasür sûresi, 102/8.
[4] Asım Köksal, Peygamberler Tarihi.
[5] Ahmet Rıfat, Tasvir-i Ahlâk.