بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

İslâm Ahlâkı

Güzel ahlâkın ilmî rehberi

“Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.” (Kalem, 68/4)

Ana Sayfa / Ticaret Ahlâkı / TİCARET AHLÂKI / Selem
TİCARET AHLÂKI

Selem

Tanımı

“Selef” de denir. Zimmette bulunan bir şeyi, peşin para ile satmaktır. Fakihler selem'e, “mehâvic satışı” da derler. Çünkü alıcı ve satıcıdan her birinin zaruret gereği başvurdukları gaip bir alışveriştir. Sermaye sahibi, ticaret malı satın almaya muh­taçtır. Ticaret malı sahibi ise, kendisinin ve olgunlaşıncaya ka­dar ekinin giderlerini sağlamak için, mal henüz meydana çık­madan önce onun değerine ihtiyaç duymaktadır. Bu, zaruri mas­lahatlardandır.

Müşteriye “müsellim” veya “rabbu's-selem” denir. Satıcıya ise “müsellem ileyh” denir.

Meşruluğu

Meşru olduğu, Kitap, Sünnet ve icma ile sabittir. İbn Abbas, “Belirli bir sürede ödenecek olan selemi Allah'ın Kitabinda helal kıldığına ve ona izin verdiğine şehadet ederim." demiş, sonra, şu âyeti okumuştur: “Ey iman edenler, belirli bir müddet için borçlandığınızda, bunu yazın.” [1]

Buhari ve Müslim'in rivayetine göre; Hz. Muhammed (s.a.v.), Medine'ye geldiğinde, Medineliler, meyvelerde bir veya iki yıllı­ğına selem yapıyorlardı.

Hz. Muhammed (s.a.v.), “Kim selem yaparsa, belirli bir ölçüde, belirli bir tartıda ve belirli bir vadede selem yapsın.” buyurdu.

İbn Münzir şöyle demiştir: “İlim ehlinden bilebildiğimiz ka­darıyla herkes, selemin caiz olduğunda icma etmiştir.”

Şer'î Kaidelere Uygunluğu

Selemin meşruiyeti, Şeriat'ın gereklerine, kaidelerine uygun­dur. Kıyasa da aykırı değildir. Çünkü alışverişte fiyatı geciktir­mek caiz olduğu gibi selemde de satılan malı geciktirmek, caiz­dir. Aralarında bir fark yoktur.

Allah (c.c.) şöyle buyuruyor: “Belirli bir müddet için borçlandığınızda, onu yazın.” [2]

Bu alışverişte müeccel olan borç, zimmette saklı bulunan mallardır. Satılan mal, vasıfları belli, malum ve zimmette sak­lı olduğunda ve müşteri, müddetin dolması ile satıcının sözünü yerine getireceğine güveni bulunduğunda, “satılan mal”, te'cili (veresiye olması) caiz olan ve âyetin şümulüne giren borçlar­dan biri olur. İbn Abbas şöyle demiştir: “Bu, Allah Resûlü (s.a.v.)'nün, Hâkim bin Hizam'a söylediği, “Yanında bulunmayanı satma.” şeklindeki, kişinin yanında bulunmayanı satmasını yasaklayışına dahil değildir.”

Bu nehiyden kastedilen, kişinin teslimine kadir olmadığı şe­yi satmasıdır. Çünkü yanında bulunmayıp, teslimine kadir olun­mayan şeyi satmak, meçhul bir alışveriştir. Vaktinde meydana gelmesi galip zanla mümkün olan zimmet altındaki, vasfı belli bir şeyin satışı ise, bu nehye dahil değildir.

Şartları

Selemin, sahih olabilmesi için uyulması gereken bazı şart­lar vardır. Bu şartların bazıları sermayede bulunmak, diğer bir kısmı ise selem olarak satılan şeyde olmalıdır.

Sermayenin Şartları

Sermayede bulunması gereken şartlar şunlardır:

1. Cinsi belirli olmalıdır.

2. Miktarı belirli olmalıdır.

3. Bir mecliste teslim edilmelidir.

Selem Yapılan Malın Şartları

Selem yapılan malda, şu şartlar bulunmalıdır:

1. Bu malın zimmette olması gerekir.

2. Ödenecek malın, miktarının ve onu diğerlerinden ayıran vasıflarının, ihtilafı önleyecek ve gararı (meçhul alışverişi) or­tadan kaldıracak şekilde bilinmesi gereklidir.

3. Belirlenmiş bir süresi bulunmalıdır.

Hasat, kesim ve hac zamanı gibi müddet tayini, caiz midir? İmam Mâlik şöyle demiştir: “Vade, ay ve sene ile belirlenmiş ol­duğunda, caizdir.”

Vadenin Şartları

Alimlerin çoğu, selemde müddete itibar etmişler ve “Selemin peşin olması caiz değildir.” demişlerdir.

Şafiiler şöyle demiştir: “Caizdir. Çünkü, “ğarar” olmasına rağmen vadeli satış caiz olunca, peşin satışın caiz olması daha evlâdır. Hadiste müddetin anılması, vadenin şart olmasından de­ğildir. Aksine bunun anlamı, vadeli bile olsa, bilinen bir şey ol­ması gerektiğidir.

Şevkâni, şöyle demiştir: “Ona delâlet eden bir delilin bu­lunmaması sebebiyle, vadeye itibar edilemeyeceği ve delilsiz ola­rak hükmün taabbudi olmasına da iltizam edilemeyeceği için hak olan Şafiilerin mezhebidir.”

Eğer biri; “Vadenin bulunmaması, ma'dumun (var olmaya­nın) satışının vaki olmasını gerektirir. Var olmayanın satışına ise sadece selemde izin verilmiştir. Selemin normal satışla ara­sındaki fark, da vadeden ibarettir.” derse, ona; “Siga farklıdır, bu da yeterlidir.” diye cevap verilir.

Selem Yapılan Malın, Selem Yapanın Yanında Bulunması Şart Değildir

Selemde, selem yapanın, selem yapılan mala malik olması şart değildir. Aksine, vadenin bitiminde bulunmasına itibar edi­lir. Selem yapılan mal, müddetin bitiminde bulunmasa, akit fasit olur. Vade sona ermeden, malın bulunmamış olmasının bir zararı yoktur.

Buhari'nin, Muhammed bin Mücalid'den rivayetine göre, o şöyle demiştir: Abdullah bin, Seddâd ve Ebû Bürde, beni, Ab­dullah bin Ebî Evfâ'ya göndererek, “Ona, Nebî'nin ashabı, O'nun zamanında buğdayda selem yaparlar mıydı? diye sor.” dediler. Abdullah; “Biz, Şamlı ziraatçılarla, buğday, arpa ve zeytinde, belirli ölçü ve belirli vade ile selem yapardık.” dedi. Ben; “Asılla­rı yanlarında bulunan kimselerle mi?” diye sordum. Abdullah; “Biz, onlara, bunu (satılan malın cinsinin yanlarında bulunup bulunmadığını) sormazdık.” dedi. Sonra beni, Abdurrahman bin Ezbâ'ya gönderdiler. O'na da sordum, şöyle dedi: “Sahabe, O'nun zamanında, selem yapardı. Biz selem yaptığımız kim­selere onların ürünü var mı, yok mu diye sormazdık.”

Teslim Yerinin Belirlenmemesi Akdi Bozmaz

Anlaşma yapan iki taraf, teslim yerini tayin etmemiş olsa­lar bile, selem sahihtir ve yer tayin edilir. Çünkü bu hadiste açıkça belirtilmemiştir. Eğer bu bir şart olsaydı, Hz. Muhammed (s.a.v.) onu da, ölçü, tartı ve müddeti andığı gibi belirtirdi.

Süt ve Yaş Meyvede Selem

Kurtubî, şöyle demiştir: “Alınmasındaki başka yollara rağ­men ,süt ve yaş meyvede selem yapmak, Medinelilerin üzerin­de icma ettiği medenî bir meseledir. Bu maslahat prensibine da­yandırılmıştır. Çünkü kişi gün be gün süt ve yaş meyve alma­ya muhtaç olur ve her gün yeniden onu almak gücüne gider. Çünkü yanında nakit bulunmayabilir ve hatta değişiklik olabi­lir. Hurma ve süt sahibi de nakde muhtaçtır. Çünkü yanında mal bulunan onları (nakde çevirmeden) harcayamaz.

Böylece iki ihtiyaç birleşince, ödünç verme diğer ihtiyaç ve maslahat kö­kenli muamelelere kıyas edilerek bu muameleye izin verilir.”

Selem Dışında Peşin Para Almanın Cevazı

Fakihlerin cumhuru, selem akdinin devamı sırasında- selem dışında bir malın bedelini almanın caiz olmadığı görüşündedir. Çünkü selem yapılan şeyin borcunu, onu elde etme eden önce sat­mış olur. Delili, Allah Resûlü (s.a.v.)’nün şu sözüdür: “Kim bir şey hakkında selem yaparsa, onu başka şeye sarf etmesin.”

İmam Malik ve Ahmed ise bunu caiz görmüşlerdir. İbn Münzir dedi ki: İbn Abbas'ın şöyle dediği sabittir: “Bir şeyde, bir vadeye kadar selem yaptığın zaman, eğer selem yap­tığın şeyi alacaksan onu al. Aksi takdirde başkasını ondan da­ha az olan bir bedelle al. Böylece iki kere kâr etmemiş olursun.” Şu'be'nin rivayet ettiği bu söz, sahabe sözüdür. Sahabe sö­zü de, aksi bulunmadığı sürece, hüccettir.

Yukarıdaki hadise gelince, senedinde Atiyye bin Sa'd vardır, bunun hadisi ile delil getirilemez.

İbn Kayyim, bunu tercih ederek, iki grubun da delillerini münakaşa ettikten sonra, şöyle demiştir: “Bunun haramlığı hususunda ne nass, ne icma, ne de kıyas sabit olmamıştır. Aksine nass ve kıyas, mubah olduğunu göstermektedir.” Tartışma esnasında meseleyi Allah'a ve Resûlü'ne döndür­mek vaciptir.

Selem akdinin, ikâle ve benzeri sebeplerle feshedilmesine gelince; bau konuda, Selem borcuna karşılık, cinsi dışında bir şeyin alınması caiz değildir.denilmiştir. Yine, «Böyle bir bede­lin alınması caizdir.» de denmiştir. Bu Şafiilerin mezhebi olup, Kadı Ebû Ya'lâ ve İbn Teymiyye bunu tercih etmişlerdir. İbn Kayyim de şöyle demiştir: “Bu sahihtir, çünkü bu bedel, zim­mette müstakârdır. Karz ve benzeri diğer borçlar gibi onun da bedelinin ödenmesi caizdir.”

[1] Bakara sûresi, 2/282.

[2] Ba­kara sûresi, 2/282.