Selahaddini Eyyubi
Künyesi, Melik Nasır Ebu Muzaffer Yusuf bin Eyyub bin Şadi’dir. M. 1138’de Tikrit’te [74] doğdu. Babası Necmeddin Eyyub; Azerbaycan’da Erivan’ın Devin kasabasındaki Hazbanî kabilesine mensup olup, Büyük Selçuklu Sultanı Mesud Şah’ın Tikrit muhafızıydı.
Selahaddin Eyyubî’nin çocukluğu, babasının muhafızlığını yaptığı Tekrit ve Baalbek’te geçti. Tekrit, Baalbek ve Şam’da yetişip, iyi bir tahsil ve terbiye gördü. Baalbek ve Şam’dayken, babasıyla beraber, Selçuklu atabeklerinden Nüreddin Mahmüd Zengi’nin yanında Haçlılara karşı yapılan muharebelere katıldı. Muharebelerde cesaret ve yiğitliğiyle dikkat çekti. On yedi yaşındayken, Atabek Nüreddin Mahmüd Zengi’nin sarayına alındı. Böylece devlet teşkilatı ve idaresini de mükemmel bir şekilde öğrendi. Bu sırada, babası Necmeddin, Şam, amcası Şirküh da Humus valiliğine getirilmişti.
Nüreddin Zengi, M. 1162’de Mısır’la ilgilenmeye başladı. Komutanı Şirküh’u Haçlılara karşı savaşması için Fatımi halifesi El-Adid’in hizmetine verdi. Selahaddin’i de yardımcısı olarak O’nun yanına kattı. Sirküh emrindeki Askerler ve yeğeni Selahaddin’in yardımıyla Mısır’da kısa sürede sükûneti sağladı, isyan eden birlikleri bastırdı ve idareyi eline geçirdi. 18 Ocak 1169 tarihinde idam edilen vezir Şaver’in yerine Şirküh Mısır-Fatimi veziri oldu. Ancak Şirküh’un da çok geçmeden vefat etmesi üzerine Selahaddin Eyyûbî, 26 Mart 1169’da, Halife El-Adid tarafından amcasının yerine vezir tayin edildi. Böylece Selahaddin Eyyûbî, bir taraftan Nüreddin Zengi’nin ordu kumandanı, diğer taraftan Fatımî veziri oluyordu. O’nun gerçekte emir aldığı makam ise Nüreddin’di ve Fatımî halifesine sadece şeklen bağlıydı.
Selahaddin Eyyûbî, bundan sonra icraatlarında gayet siyasî hareket edip, devlet kadrolarına iş bilir ve kabiliyetli memurlar tayin etti. Saray, halk, kumandanlar, komşu ve İslâm devletleriyle münasebetlerini gayet iyi tutmaya çalıştı. Selahaddin Eyyûbî’nin icraatları Mısırlı ve Sudanlı Şii askerlerin isyanına sebep olduysa da bastırıldı. Böylece Fatımî sarayında idareye tam manasıyla hâkim oldu.
Selahaddin Eyyûbî’nin Mısır’daki icraatları, başta Papalık olmak üzere, Haçlıları telaşlandırdı. Selahaddin Eyyûbî’nin Fatımî veziri olmasıyla, Müslümanlara karşı ittifak sistemi bozulan Kudüs’teki Frank Haçlıları, Ortadoğu hâkimiyetlerini tehlikede gördüler. Selahaddin Eyyûbî’yi ortadan kaldırmak üzere Kudüs’teki Haçlılara Avrupa’dan ve Bizans’tan takviye kuvvetler geldi. Selahaddin Eyyûbî ise, Frank ve Haçlılarla asi Mısırlılara karşı Selçuklu Atabeği Nüreddin Mahmüd Zengi’den yardım istedi. 1170 yılında Mısır’a saldıran Haçlılara şiddetle karşı koyup, geri çekilmeye mecbur bıraktı. 1171’de, Kızıldeniz sahilindeki liman şehri Eyle’yi fethetti.
Atabeg Nüreddin Zengi’nin isteğiyle 1171’de, Cuma Hutbesini, hasta Şii Fatımî Halifesi Abid adına değil de Bağdat’taki Abbasi Halifesi adına okuttu. Selahaddin-i Eyyûbî’nin Mısır’da Abbasi Halifesi adına hutbe okutması, Müslümanları çok sevindirdi. 1171’de, Fatımî Halifesi Abid öldü. Bundan sonra Selahaddin Eyyûbî, Mısır’da idareyi bütünüyle ele aldı.
Abbasi halifesi, Atabeg Nüreddin Zengi’ye kumandanlarından Selahaddin-i Eyyûbî’nin muzafferiyetleri üzerine kıymetli hil’atler gönderdi. Nüreddin Zengi de, hil’atleri halifenin elçilik heyetiyle beraber, Selahaddin Eyyûbî’ye gönderdi.
Mısır’daki iktidar değişikliği, Haçlıların tekrar harekete geçmesine sebep oldu. 1173’te Sicilyalı Normanlar, kuvvetli bir donanmayla, İskenderiye’ye çıkarma yaptılar. Selahaddin Eyyûbî, Norman çıkarmasına karşı, üç gün devam eden şiddetli kara muharebesi yaptı. Sahile çıkan bütün Normanlar, öldürülüp, pek çok ganimet alındı.
1174 yılında, Sultan Nüreddin vefat etti ve Suriye’de iç karışıklıklar başladı. Bu durumdan istifade etmek isteyen Kudüs Kralı, Humus’u kuşattı. Selahaddin, derhal Humus önlerine geldiyse de, Haçlılar şehri zaptetmişlerdi. Selahaddin Eyyûbî’nin başarılarını gören Abbasi Halifesi, 1175’te saltanatını tasdik etti. Böylece, 1169’da Fatımî veziri, 1171’de Mısır Hakimi, 1175’te de istiklalini ilan ederek, Sultan unvanını alan Selahaddin Eyyûbî, 1176’da Şii Fatımilerin bölgedeki son izlerini de ortadan kaldırdı.
Fatımîlerin hâkim oldukları topraklarda, kuvvetli bir idare kurdu. Devlet teşkilatı, memleket imarı, mektep ve medrese tahsilinin üzerinde durarak, teşvik ve tatbikatını yaptırdı. Sapık fikirleri kaldırıp, hak ve orta yol olan Sünniliği yaymaya başladı. İcraatlarında muvaffak oldu. Fatımilerin, bölgeye yaydığı fikirlerin önüne geçip, Ehl-i sünnet itikadının yayılmasına hizmet etti. Kahire Kalesinin inşasını başlattı.
1177 Kasımında, Haçlılara karşı, Filistin Seferine çıktı. Gazze ve Askalan’ın Askeri mevkilerini tahrip etti. Eyyûbî askerleri, ganimet için dağılınca, Haçlılar fırsatı değerlendirdiler. Kerek Kontu Renaud kumandasında toplanıp, Eyyûbî ordusuna büyük bir darbe vurup, Selahaddin Eyyûbî’yi öldürmek istediler. Selahaddin Eyyûbî, Haçlıların niyetini anlayıp, ordusunu topladı. 25 Ekim 1177 tarihinde Remle’de, Haçlılara kesin darbeyi indirdi. Ancak, çok istediği halde Kudüs’ü alamadı. 1178 ve 1179’da, Haçlılar üzerine harekâtını şiddetlendirdi. Eyyûbî kumandanları, pek çok Haçlı reisini esir aldılar. Selahaddin Eyyûbî, 1179 yazında Şeria Nehri kıyısında, Yakub Köprüsü yanındaki, Haçlıların Yakub Geçidi Kalesini fethetti. 1180’de Haçlılar, iki yıllığına mütareke istedi. Kabul etti. Haçlılar mütarekeye uymadılar. Mısır’a giden kervanlara saldırdılar. Mısır’ın İslâm ülkeleriyle olan ticaretini engelleyip, Eyyûbîleri iktisadi yönden çökertmek istediler.
Selahaddin Eyyûbî, Suriye’de de hâkimiyet kurmak için, 1183 yazında Halep’i zaptetti. Elcezire’yi aldı. Eyyûbîlerin Suriye harekâtı, Haçlıları telaşlandırdı. Eyyûbî hakimiyeti sahasında sıkışıp kalmak tehlikesinin önüne geçmek istediler. Trablus Kontu III. Raymond’un dört yıllık antlaşma isteğiyle mütareke yapıldı. Haçlılar, antlaşmaya yine uymadılar. Kerek Kalesi yakınından geçen büyük bir ticaret kervanına saldırdılar. Selahaddin Eyyûbî, Haçlılardan bu tecavüzün ziyanını karşılamalarını ve tazminat vermelerini istedi. Kabul etmemeleri üzerine, sefere çıkıp, 1180 Şubatında Kerek bölgesini zapt etti. Ticari kervan tecavüzünü, Haçlılara fazlasıyla ödettirdi.
Selahaddin Eyyûbî, Ortadoğu’da çıbanbaşı olan Haçlıları bölgeden atmak için, 1180’de büyük bir faaliyet içine girdi. Mısır’dan kuvvet topladı. Suriye’den de asker toplanmasını istedi. Haçlılar, meselenin ciddiyetini anlayıp, büyük ordu topladılar. Kudüs Kralı Guy, yirmi bin kişilik, diğer Haçlı kral, prens, kont ve kumandanları, toplayabildikleri kuvvetleriyle, Sefüriye’de mevzi aldılar. Selahaddin Eyyûbî, 1187 yazında Taberiye gölü sahiline geldi.
1187 Temmuz başında, Taberiye şehrini fethetti. Kale’deki Haçlı kuvvetleri, karşı koyup Eyyûbîleri susuz bırakarak, güç duruma düşürmek istediler. Trablus Kralı Raymond’un, kalede müdafaa isteği, diğer Haçlılar tarafından Eyyûbîlerle ittifak etmekle suçlanmasına sebep oldu. Haçlılar, Selahaddin Eyyûbî’ye hücum etme kararı aldılar. Selahaddin Eyyûbî, Hattin’e gelen Haçlıları, büyük bir bozguna uğrattı. Haçlı kral ve ileri gelen reislerinin çoğunu esir aldı. Yıllardan beri Müslümanlara çok zulüm eden Haçlı kumandanlarını cezalandırdı. Hattin Zaferi sonunda Akka, Nasıra, Nablus, Hayfa, Cinin ve Arsuf şehirleri ele geçirildi. Bunları Tıbnin, Sayda Cübeyl ve Beyrut’un fetihleri takip etti.
Selahaddin Eyyûbî, 1187 Temmuzunda kazandığı Hattin zaferi sonunda, Filistin’deki fetihlere rağmen durmadı. İleri harekâta devam etti. Birinci Haçlı Seferinden (1096-1099) beri Haçlıların işgalindeki Kudüs şehrini hedef tayin ederek, yola çıktı. 1187 Eylülünde Beytullah, Asariya ve Zeytindağı’nı zapt etti. Kudüs’e gelip, şehrin batısında karargâh kurdu. Haçlılar, müdafaayı bu istikamette kuvvetlendirince, Kudüs’ün kuzeyinden de muhasarayı başlattı.
Mancınık kullandı. Eyyûbîlerin muhasarasına dayanamayan Haçlılar, 1187 Eylül ayı sonunda teslim oldu. Selahaddin Eyyûbî, Kudüs şehrini teslim alınca; Birinci Haçlı Seferi sonunda, Haçlıların, Müslümanları camilerde genç, ihtiyar, çocuk, kadın, erkek ayırt etmeksizin öldürüp, sokaklardan akan kan, atların karnına yükseldiği gibi, hunharca katliam yaptırmadı. Zengin Haçlıları ve Hıristiyanları, kurtuluş akçesiyle serbest bırakıp, fakirlerini affetti. Kudüs’te kalmak isteyenlere de, cizye ödemek şartıyla müsaade etti. Kudüs’ün, 89 yıl sonra tekrar Müslümanların eline geçmesi, İslâm alemini çok sevindirdi. Selahaddin Eyyûbî’nin, zaferine İslâm memleketlerinde şükran ifadesi olarak dini merasimler yapıldı. Bütün Müslümanların gönlünde taht kurdu.
Haçlıların tahrip ettiği şehri, yeniden imar etmeye başladı. Kudüs’ün mübarek makamları, evler ve Mescid-i Aksa ile Kubbetü’s-Sahra’yı tamir ettirdi. Şehirde hastane, mektep ve medreseyle sosyal tesisler yaptırdı. Eyyûbî emirleri de Kudüs’te pek çok sosyal tesisler ve nadide binalar inşa ettirip, şehri imar ettiler. Haçlı katliam ve tahribatının izlerini silmeye çalıştılar. 1188 yazında Lazkiye, Cebele ve Busra’yı zapt etti. Antakya’yı kuşattıysa da, kralı mütareke istedi. Mütarekeyi kabul ederek, 1189 yılının Ocak ayı ortasına kadar Safed, Kevkeb, Kerek ve Şevbek’i fethetti.
Selahaddin Eyyûbî’nin Haçlılara karşı mücadelesi sonunda, Kudüs elden çıkınca, Papalığın propagandasıyla Avrupa kıtası ve Hıristiyan âleminde, Müslümanlar üzerine sefer hazırlığı başlandı. Papa III. Clemens’in teşvikiyle Fransa, İngiltere kralları ile Almanya imparatoru kumandasında Eyyûbîler üzerine Üçüncü Haçlı Seferi (1189-1192) yapıldı. Fransa Kralı Filip Ogüst ve İngiltere Kralı Arslan Yürekli Rişar, deniz yoluyla Filistin’e sahilden gelip, Sur’da karaya çıktılar. Selahaddin Eyyûbî’nin Kudüs fethinden sonra, serbest bıraktığı Haçlı kumandanları ihanet etti. Fransa ve İngiliz kralının kumandasındaki Haçlı kuvvetlerine kılavuzluk ederek, devrin en meşhur askeri harekâtlarından olan Akka Muhasarasını başlattılar. Akka Muhasarası, karadan ve denizden devam etti. Eyyûbîler, karadan Haçlıları çok zor durumlara düşürüyorlarsa da, deniz yoluyla Avrupa’dan devamlı yardım almaları onların dayanmalarını uzatıyordu. Akka Muhasarası, 1191 yazına kadar devam etti. Antlaşma müzakereleri devam ederken, Haçlılar, üç bin kişi katlettiler.
Kudüs’ün teslimini istediler. Selahaddin Eyyûbî’nin cesurane ve kahramanca mücadelesi, Haçlıları akıl almaz icraatların içine düşürdü. İngiltere Kralı Arslan Yürekli Rişar, kızını Kudüs Hakimi adil’e, onun oğlu Melik Kamil’e de şövalyelik payesi verdi. Selahaddin Eyyûbî, bütün Avrupa’nın ve Hıristiyan Alemin seferber edilerek toplandığı orduya, 1192 Kasımına kadar devam eden uzun muharebelerle karşı koydu. İngiliz Kralı Arslan Yürekli Rişar, Eyyûbîlere esir düştü. Selahaddin Eyyûbî, Hıristiyanlara karşı büyük bir alicenaplık gösterdi. Arslan Yürekli Rişar’ı serbest bıraktı. Hıristiyanların mübarek makamları ziyaretine müsaade etti. Hıristiyan âlemin bütün imkânlarını seferber ederek hazırladığı Üçüncü Haçlı Seferi, dördüncü yılın sonunda, hezimetle neticelenip, geri döndüler. Selahaddin Eyyûbî, Üçüncü Haçlı Seferi sonunda, Filistin’deki hâkimiyetini kuvvetlendirdi. Kudüs’ü tahkim ettirip, Suriye’ye gitti.
İbret vericidir ki o kadar savaşın hiçbirine kendi isteği ile başlamamıştı. Yine dikkat çekicidir ki hiçbirinde de kendi askerleri, düşmandan fazla değildi. Din ve devletini düşman saldırılarından korumak için neredeyse bütün dünya ile uğraşmaya mecbur ve her savaş ve kuşatmada bizzat hazır iken, vakit bulduğu
zaman halkının dertlerini dinler, sıkıntılarını giderirdi. Adaleti muhafaza ve halkını ilme teşvik etmek ve memleketini bayındır hale getirmek için çok büyük hizmetler yaptı.
Sultan Selâhaddin, sanki Allah Teâlâ tarafından Haçlılar denilen belâ selinin önüne çekilmiş canlı bir set idi. O’nun mukavemeti, dayanma gücü karşısında o sel parçalara bölündü ve gitgide kayboldu. Ondan sonra da uzun süre bir daha böyle bir güç toplayarak Müslümanların üzerine gidemediler.
Selâhaddin Eyyûbî, 1193 kışı Şubatında hastalandı. On dört gün hasta yattı. 4 Mart 1193 tarihinde, 56 yaşında [75] Şam’da vefat etti. Kabri Şam’da Medresetü’l-Aziziye’dedir.
Yirmi beş senelik vezirlik ve sultanlık hayatı, hep İslâmiyet’e hizmet ve cihatla geçmiştir. Tarihte pek nadir yetişen şahsiyetlerden biriydi
Sultan Selahaddin sahip olduğu fazileti, güzel ahlâkı, siyasî ve askerî meziyeti ve akla durgunluk verecek daha nice özellikleriyle tam bir mücahit önderdi.
[74] Irak’ta, Bağdat’ın Kuzey-batısında Dicle nehri kenarında bir şehirdir.
[75] Kudüs Fatihi Selâhaddin Eyyûbî, K. Erkan.