Mürtese Ait Hükümler
‘Mürtes’, meçhul, yani edilgen fiil olan ‘ürtisse’ fiilinden türetilmiş olup yarası eski oldu, manasına gelir. ‘Sevbün rassün’ denildiğinde ise eski, işe yaramaz elbise kast edilmiş olur.
Mürtes, yaralı olarak savaş meydanından taşınan kişidir. Fakihler, yaralanıp sonradan ölene, şehide yapılan uygulamanın aynısının yapılmamasında ittifak etmişlerdir. Rasûlullah (s.a.v.)’in Sa’d bin Muaz’a, sahabenin, Ömer bin Hattab (r.a.)’a yaptığı gibi.
Mürtes Kimdir?
Fukahanın çoğunun görüşü şu beyan etrafındadır: Savaş alanından yaralı olarak taşınan, yemek yemek, vasiyet yazmak gibi yaşayanların yaptığı bir şeyi yapan ya da aklı başında iken üzerinden bir namaz vaktine ulaşıp edasına gücü yeten kişidir. Fakat bunları savaş devam ederken, savaş alanında iken yaparsa o zaman mürtes değildir.
‘Menfuzul-mukatil’ (ağır öldürücü yarası olup iyileşmesinden ümit edilmeyen)e gelince: Yese de vasiyette bulunsa da şehit uygulaması yapılır. Günlerce de kalsa baygın olarak getirilene de şehit uygulaması yapılır.
Öyle ise mürtes’in şartları şöyledir:
1. Savaş alanından yaralı olarak taşınması,
2. Yaşayanların yaptıklarını yapması,-yemek, alışveriş, vasiyet yazmak, vs. gibi.
3. Öldürücü yarasının olmaması,
4. Baygın olmaması,
Eğer bu dört şart bir arada bulunmazsa ona şehit muamelesi yapılır.
A- Hanefîlerden İbni Abidin haşiyesinde şöyle demiştir:
Mürtes, savaşta yaralanıp sonradan ölendir. Yiyip içen, uyuyan, az dahi olsa tedavi olan, çadıra giren, aklı başında iken üzerinden bir namaz vakti geçip edasına gücü yeten, savaş alanından aklı başında iken taşıması ister canlı ulaştırılsın isterse ölü olarak, ikisi de birdir kişidir. Hayvanların kendisini ezmesi korkusundan (dünya işleri ile ilgili bir şey söylemek için değil de) bulunduğu yerden kalkıp da başka bir yere gitse aynı hüküm geçerlidir.
İmam Muhammed’e göre, ahiret işleriyle ilgili ise mürtes olmaz. Sahih olan da budur. Çünkü O, (şehit olan) ölülerin hükmündendir. Satmak, satın almak ve çokça konuşmakta aynı şekildedir. Yoksa mürtes olmaz.
Bütün bunlar savaş bittikten sonradır. Eğer savaş anında olursa yukarıda söylenenlerden biriyle mürtes olmaz.
B- Dusukî şerhi haşiyesinde Malikîlerin şöyle dediği zikredilmiştir: Mürtes, Mağmur’un yemeyen, içmeyen, ölünceye kadar konuşmayan dışında savaş alanından diri kaldırılan kimsedir.
Menfüz-ül Mukatil (Ağır Öldürücü Yarası Olup İyileşmesinden Ümit Kesilmeyen)
Şerhi Kebir’de şöyle diyor: ‘Sahih olan, menfüzülmukatil mağmur olarak ta kaldırılsa, götürülse yıkanmaz.’ Bu Sahnün, Kafi’deki İbni Abdilberrin ve Sahibul Maune’nin görüşüdür.
C- Şafiîlerin görüşü ise Nevevî’nin El-Mecmu’unda şöyle zikredilmiştir:
Savaşta yaralanan ve savaş bitmeden ölen şehittir. Anında ya da bir müddet geçtikten sonra ölse fark yoktur. Yese, içse ve vasiyette bulunsa da aynıdır. Hiç bir şey yapmasa da aynıdır. Fakat yaralansa savaştan sonra ölse mürt estir.