بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

İslâm Ahlâkı

Güzel ahlâkın ilmî rehberi

“Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.” (Kalem, 68/4)

Ana Sayfa / Arşiv — Eski İçerikler / MEVEDDET (Dostluk)
Arşiv — Eski İçerikler

MEVEDDET (Dostluk)

‘Meveddet’, saygının sevgi ile kaynaşmasından ve iki gönlün birbirine bağlılığından meydana gelen manevi birlikteliktir.

‘Meveddet’in Türkçe’deki tam karşılığı ‘Dostluk’tur.

Aile, baba ve çocuk sevgisi her ne kadar bozulması mümkün olmayan bir derecede ise de zamanla kazanılan vefakâr yar ve samimi olarak bağlanan dostlukta başka bir güzellik vardır.

Dünyada dostluk olmasaydı herkesin tek başına bir kenara çekilmesi, kimsenin kimseyi tanımaması ve kimse ile konuşmaması gerekirdi. Bu ise insan için mümkün değildir. Çünkü insan sohbet edip, birlikte yaşamaya uygun olarak yaratılmıştır. Dünyanın lezzeti de dostlarla sohbet ve muhabbettedir. Bundan daha üstün bir zevk düşünülemez.

‘Sevinçler paylaşıldıkça artar, kederler paylaşıldıkça azalır’ sözü son derece yerinde bir sözdür. İşte bunun gerçekleşmesi için de dostlara ihtiyaç vardır.

Hayatta yaşadığımız üzüntü ve kederlerimiz sırasında bize güç ve teselli verecek ve acılarımızı paylaşacak dostlarla muhabbetin yararını ve lezzetini kim inkâr edebilir? Ancak yapacakları sohbetlerinden manevi bir lezzet ve yarar göremeyeceğimiz kişiler, hırs ve ikbalin tehlikeli saldırılarına yenilmiş ve nefsin çekememezlik getiren aşağılık isteklerine uyan kişilerdir.

Sadık bir dostun gerekliliğini hissetmiş ve böyle birisini aramakta olan kişi seçeceği insanı şöyle bir incelemelidir. Küçüklüğünden beri ana ve babasına nasıl davrandığına bakmak gerekir. Çocukluk ve gençlik çağı bilinmiyorsa içinde bulunduğu durum dikkatle incelenmelidir. Eğer o kimse nefsanî arzular peşinde koşuyor, akıl ve ilâhi kanunlara aykırı davranışlara gafilane bir şekilde dalıp gitmişse böyle bir kişiyi fedakâr dost bilip bundan sadakat ve bağlılık beklememelidir.

Bu yol ile kişinin gerçek yüzünü öğrenmek mümkün olmazsa: “Kişi dostunun dini üzeredir. (Bir kişi hakkında hükme varmak için) sizden biriniz (o halde) o kişinin dost (arkadaş) olduğu insan (lar)a baksın.” Hadis-i şerifinin tavsiyesine uymak gerekir. Yani o kişinin dost ve arkadaşlarına bakılır. Onların hal ve hareketleri kontrol edilir, onlarla olan ilişkilerine bakılır. Eğer onlarla olan sözlerini ve ahitlerini yerine getiren, haklarını gözeten bir kişi olduğu ortaya çıkarsa dostluk bağlarına layık birisi olduğu anlaşılır.

Bu dünyada dostluk ve sadakat elbisesine bürünmüş nice kurtlar ve dost görünümünde nice düşmanlar vardır. Böyle yıla gidişatlı ve şeytan ruhlu kimselerden olabildiğince korunmak gerekir. Çünkü bu tür insanlar, yalnızca insanın dünya varlıklarını değil din ve ahiretini bile yağma ederler.

Ahlâk bilginlerine göre dostluk iki türlüdür:

1. Tam bir sadakatle, hiçbir şahsi çıkar gözetmeksizin yapılan dostluk.

2. Çıkar kazanmak veya bir zarardan kurtulmak için yapılan dostluk.

Birinciler her halde güvene layık olurlar. Ama sadakat özelliğini yarar elde etmeye veya bir zarardan kurtulmaya araş yapan ikinciler, güvene layık olamazlar. Bazen de dostluk, hem hal ve davranış ve hem de fikir ilişkileri ile ortaya çıkar. Bu tür dostluklar bazen ciddi dostluklara geçerse de çoğunlukla var olması o hal ve fikirlerin devamına tabidir. Bir fayda veya zevkin son bulması ile bozulur. Ama görüş birliği ve taraftarlıktan doğacak dostluklar ise meclis kapısının iç tarafında kalır.

“Dostunun uğradığı musibet ve bela karşısında feryat etmek sabretmekten; kendine isabet eden bir musibete karşı ise sabretmek feryat etmekten daha güzeldir.” Sözü sadık olan dostun her yönden kendi nefsine tercih olunmak, dostluğun ve mürüvvetin şartı olduğunu anlatmak üzere söylenmiş düşünen insan sözlerindendir.

Samimiyet ve kalp temizliğine sahip olan dost kalben tepki göstermez ve husumet beslemez. Bazen gücenip, alınganlık gösterse de bunun hükmü saf su üzerine yazı yazmak gibi çok sürmez.

Şurası da unutulmamalıdır ki, her görüşülen insanla dostluk bağı kurmak, yani dostu olmak iyi bir şey değildir. Çünkü bunun idaresi zor olur. İdare edeceğim diye koşan kimse yorulur. Zaman içinde de dost edinmek istediklerinin bir kısmını kaybettiğini görür. Bunun için çok iyi seçim yapmak gerekir. (Tasvîr-i Ahlâk, A. Rıfat)