İttihad
İTTİHAD
İslâm Birliğinin temel esaslarından biri de ittihad’dır.
‘İttihad’, insanların belirli bir inanç, fikir, kanaat, düşünce ve değerler bütünü etrafında uyumlu bir sosyal yapı oluşturmalarına, birlik, beraberlik ve bütünlük içinde olmalarına verilen isimdir. İttihad-ı İslâm denilince de İslâm Birliği akla gelir.
Devletlerin ve toplumların tarih sahnesinde uzun süre yaşayabilmeleri kendi içlerinde sosyal birlik ve beraberliklerini sürdürmelerine bağlıdır. Kur’an-ı Kerim’de insan, bir yönden ‘Ben merkezli’, diğer yönden ‘sosyal bir varlık’ olarak tanıtılmıştır. İnsanoğlu yaratılışı gereği, kendi çıkarlarını ön planda tutan, sadece kendi kabilesini ve milletini seven, başkalarına pek yakınlık duymayan bir yaratılışa sahiptir.
Buna göre bir toplumda ‘ittihad’ı ve beraberliği sağlamanın yolu, önce inanç değerlerinde, zihinlerde, kanaat ve duygularda, sonra davranış ve hareketlerde birliği temin etmektedir. Eski deyime birincisine ‘Tevhidu’l-Kulûb’ (kalplerin birleştirilmesi) yahut ‘Tevhid-i efkâr’ (fikirlerin birleştirilmesi), ikincisine de ‘Tevhid-i Ef’al’ (davranış ve hareketlerin birleştirilmesi) adı verilir.
İnsanların ortak noktalarda birleşmesini temin edecek esaslar İslâm’a göre Allah (c.c.) ve Rasûlü (s.a.v.)’in emir ve yasaklarıdır. Ancak onlar sayesinde davranış ve hareketlerde birlik ve beraberlik sağlanır, tefrikaya düşülmez. Düşünce, duygu ve kanaatte, inançta vahdeti sağlayan müminlerin gerçekten Allah’a inanmış olmaları ve bu hal üzere Rablerine kavuşabilmeleri için “Toptan Allah’ın ipine sımsıkı sarılınız, tefrikaya düşmeyiniz!” Buyrulmuştur.
Birçok Hadis-i şerifte ittihadın sağlanmasında Peygamber Efendimizin tavsiyelerini görmekteyiz:
“Size cemaatle (vahdet üzere) olmanızı tavsiye eder, ayrılıp dağılmaktan (tefrikaya düşmekten) şiddetle sakınmanızı isterim. Zira Şeytan yalnız başına yaşayan insana yakın, birlik olan iki kişiye uzaktır. Kim cennetin tam ortasında yaşamak isterse toplu halde ve vahdet içinde olmaya gayret etsin.”
“Müslüman topluluğundan bir karışta olsa ayrılan kimse, boynundaki İslâm bağını çözmüş demektir.”
“Müminler birbirini sevmede ve korumada ve birbirine acımada bir vücudun azaları gibidirler. Vücudun herhangi bir organı rahatsız olsa diğer organları da bu yüzden ateşlenir, uykusuz kalır.”