بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

İslâm Ahlâkı

Güzel ahlâkın ilmî rehberi

“Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.” (Kalem, 68/4)

Ana Sayfa / Arşiv — Eski İçerikler / İSTİĞFAR
Arşiv — Eski İçerikler

İSTİĞFAR

‘İstiğfar’, Allah’tan hata ve günahlarının bağışlanmasını isteme, mağfiret (bağışlanma) dileğinde bulunma demektir.

İçerisinde ‘istiğfar’ (bağışlanma dileği) bulunan bütün dualara da ‘istiğfar duası’ denmiştir.

İstiğfar; müslüman bir insanın bir kul olarak kendini Allah (c.c.)’ın büyüklüğü karşısında bir yere koyması, Allah (c.c.)’ın her şeye sahip olduğunu anlaması demektir. Kişi Allah’ın kuludur. Kul Allah (c.c.)’ın herhangi bir yasağını çiğner veya bir emrine aykırı hareket ederse günah kazanır. Yani kendisini ve bütün varlıkları yaratan Allah (c.c.) karşısında hata eder. Günahları ise yalnızca Allah bağışlar. (1)

Kul, yaptığı hatanın farkına varır, pişman olur, ellerini açar Rabbinden bağışlanma diler, af olmayı bekler. Kulun böyle yapması hem yaptığı hatadan dönmektir, hem de Allah (c.c.)’ın büyüklüğüne yeniden teslim olmaktır. Kişi, bir hatayı yaptığı halde umursamaz, aldırmaz, hatta yaptığı hatanın iyi bir şey olduğunu düşünür de, affedilmesi için Allah (c.c.)’a yönelmezse; bu tavır Allah’a karşı bir kibirdir (gururdur). Böyle bir ahlâk ancak inkârcıların davranışıdır.

Kul, Allah (c.c.)’ı sevdiğini, O’nun büyüklüğünü tanıdığını, O’ndan korktuğunu (havf ettiğini), O’na sığındığını, yalnızca O’ndan yardım dilediğini, Allah’tan bağışlanma dileği (istiğfar) ile yerine getirir. Kulun en Yüce Makam karşısında acizliğini ve günahkârlığını dile getirmesi, Allah (c.c.)’ın rahmetine sığınması veya onu istemesi, onun çok önemli bir ibadetidir. Bu tavır, Allah (c.c.)’a olan bir bağlılığın ispatıdır.

Kur’an- Kerim diyor ki:

“Rabbinizden bağışlanma dileyin, doğrusu O çok bağışlayandır (Ğafûr’dur)” (2) İnsanların günahlarını tamamen gören ve bilen yalnızca Allah’tır. (3) Öyleyse insanlar günahlarını yalnızca Allah (c.c.)’a itiraf ederler ve yalnızca O’ndan bağışlanma dilerler.

“Rabbinize istiğfar edin, sonra da O’na tevbe edin. Şüphe yok ki benim Rabbim Rahim’dir (merhamet sahibidir), Vedûd’tur (seven ve sevilendir). (4)

“Rabbimiz, biz inandık, bizim günahlarımızı bağışla, bizi ateş azabından koru’ diyenleri, sabredenleri, doğru olanları, huzurunda boyun büküp divan duranları, Allah için (mallarını) harcayanları ve seherlerde istiğfar edenleri görmektedir.” (5)

Peygamberimiz (s.a.v.) günahsız olmasına rağmen her gün yetmiş defa tevbe ve istiğfar ettiğini söylüyor. (6) O, insanlara şöyle sesleniyor:

“Ey insanlar, Allah’a tevbe edin! Muhakkak ki ben (de en azından) günde yüz defa tevbe ederim.” (7)

Yine buyuruyor ki:

“Kalbimin üzerini unutkanlık (sıkıntı-gaflet) kaplar da bunun için günde yetmiş defa istiğfar ederim.” (8)

Başka bir hadiste şöyle buyuruluyor :

“(Amel) defterinin sayfasında çokça istiğfar bulana ne mutlu ...” (9)

İnsan günah işlediği zaman bunda ısrar etmemeli, hemen istiğfar ve tevbe etmelidir. İstiğfar, günahın bağışlanmasını istemek: tevbe, günahtan

vazgeçmektir. Allah’a istiğfar etmiş bir kimse, istiğfarından önce günah işlemiş de olsa onun affedileceği umulur.

İstiğfarın yalnızca dil ile yapılması yetmez. Bunun hem dil hem kalp ile yapılması gerekir. Her ibadette olduğu gibi niyet çok önemlidir. İhlaslı bir şekilde bağışlanma isteyip de günahtan vazgeçeni Allah (c.c.) affedebilir.

Peygamberimiz buyuruyor ki:

“Kim yatağına girince üç defa: Êstağfirullahe’l azîm ellezi lâ ilâhe illahûve’l Hayyu’l Kayyûm (Kendisinden başka hiçbir ilah olmayan, diri ve her an yaratıkları gözetip duran yüce Allah’tan bağışlanma dilerim)’ derse, Allah onu savaştan kaçmış olsa da bağışlar.” (10)

Müslüman, insan olması dolayısıyla yanılıp hata edebilir, günaha düşebilir. Önemli olan günahta israr etmemek ve Allah’a istiğfar etmektir. Böyle yapmak imanın ve ahlâkın gereğidir.

Hz. Muhammed (s.a.v.), müslümanlara istiğfarı emrettiği gibi, diğer peygamberler (a.s.) de aynı şeyi inananlardan istemişlerdir. Örneğin Nuh (a.s.) : “Rabbinizden mağfiret dileyin, çünkü O çok bağışlayandır.” (11)

Müslüman, kendisi için bağışlanma dileğinde bulunabileceği gibi, annesi, babası ve diğer müslümanlar için de istiğfar edebilir, bağışlanmalarını Allah’tan isteyebilir. (12)

Allah (c.c.)’ın güzel isimlerinden (Esmaü’l-Hüsna) biri de ‘Ğafur veya Ğafir’ yani, istiğfar edenleri, bağışlanma isteyenleri çokça bağışlayandır. (13)

Allah (c.c.) aynı zamanda ‘Ğaffar’dır. Yani günahları çok çok bağışlayan,

kullarını çok affedendir. (14)

O halde müslümanlar her zaman Allah (c.c.)’ın Ğafur ismine sığınırlar, hatalarının bağışlanması için yalnızca O’ndan yardım dilerler ve samimi bir dilekle O’na tevbe ederler.

Peygamber (s.a.v.), en güzel istiğfarın şöyle yapılacağını buyurmuştur: “Allahım, Sen benim Rabbimsin, Senden başka ilah yoktur. Beni Sen yarattın, ben Sen’in kulunum. Elimden geldiği kadar sana verdiğim sözde, ahdimde duruyorum. Yaptığım kötü işlerden sana sığınırım. Senin bana olan nimetini ve benim sana karşı günahlarımı itiraf ediyorum. Günahlarımı bağışla, Sen’den başka günahları bağışlayan yoktur.” (15)

-----------------------------

(1) Al-i İmran sûresi, 3/135.

(2) Nuh sûresi, 71/10.

(3) Furkan sûresi, 25/58.

(4) Hud s3uresi, 11/90.

(5) Al-i İmran sûresi, 3/16-17.

(6) Buharî, Tirmizî

(7) Müslim, İbnu Mace.

(8) Müslim.

(9) İbnu Mace.

(10) Ebu Davud, Tirmizî.

(11) Nuh sûresi, 71 /10.

(12) İbrahim sûresi, 14/41.

(13) Ğafir sûresi, 40/13; Bakara sûresi, 2/173.

(14) Taha sûresi, 21/82; Zümer sûresi, 39/5.

(15) Buhari, Daavat/15; İbn Mace, Dua/14.