İnsanca Muamele Etmek
SAVAŞ SIRASI VE SONRASINDA İNSANCA MUAMELE ETMEK
İslâm’da cihad, her şeyden önce savaşı kazanmayı amaçlar. Müslümanlar savaşı kazanınca düşmanın hiddetini azaltmaya ve düşmanın kalbini şu ya da bu yolla kazanmaya çalışmaları gerekir. Huneyn savaşında Müslümanlar, Hevâzin kabilesinden birçok kimseyi esir etmişlerdi. Fakat Hevazin’in ileri gelenlerinden bir heyet, Ci’râne mevkiinde Müslüman olarak ve pişmanlık duyarak Rasûlullah (s.a.v.)’a geldiler ve mallarının, çoluk çocuklarının kendilerine geri verilmesini ondan istediler. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.), mal ve esirler hususunda kendisinin ve Muttalip oğullarının hakkından vazgeçti. Böylece Müslümanlara da kendi haklarından vazgeçirmeyi sevdirdi. Onlar da Rasûlullah (s.a.v.)’a uyup, mal ve esirlerdeki haklarından vazgeçtiler. Hatta Hz. Peygamber (s.a.v.), bu savaşta Hevâzin ve Sakîf kabilelerine komuta eden Malik b. Avf’ın Müslüman olması durumunda malının ve yakınlarının kendisine geri verileceğini bile ilan etmişti. Bunun üzerine o, Tâif’ten yola çıkıp Hz. Peygamber (s.a.v.)’e geldi; Müslüman oldu, mal ve yakınlarını geri aldı. [16]
Buna benzer durumlar, Benî Mustalik gazvesinde ve diğer savaşlarda da tekrarlandı. Bu açıkça göstermektedir ki, Müslümanlar hiç kimseyi köleleştirmeye ve zillete düşürmeye yönelmemişlerdir. Canlarını emniyet altına almak, din ve dine davet hürriyetini elde etmek onlar için her zaman yeterli olmuştur.
[16] İbn Hişâm, es-Sîre, 2/206-207.