بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

İslâm Ahlâkı

Güzel ahlâkın ilmî rehberi

“Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.” (Kalem, 68/4)

Ana Sayfa / Arşiv — Eski İçerikler / İÇKİ İÇMEK
Arşiv — Eski İçerikler

İÇKİ İÇMEK

‘Hamr’ sözlükte, bir şeyi örtmek demektir. Bir şeyi örten ‘örtü’ anlamındaki ‘himar’ aynı kökten gelmektedir. Nitekim Kur’an-ı Kerimde bu kelime çoğul olarak (humur şeklinde) kadınların başlarını örttükleri (başörtü manasında) kullanılmaktadır. (Nur suresi 24/31)

Hamr, kavram olarak; insanın, akıl yürütme ve düşüneme yeteneğini örten her türlü uyuşturucu anlamına gelir. Türkçe’deki şarap, içki veya uyuşturucu denilen maddelerin genel adıdır.

Kur’an-ı Kerim’de aynı anlamda kullanılmaktadır. Özellikle içki içmeyi yasaklayan ayetlerde vardır.

Kur’an’ın geldiği devirde Araplar imal ettikleri içkilere hamr adını veriyorlardı. Onlar üzüm, bal, hurma, buğday ve arpadan sarhoşluk veren içkiler üretirlerdi. Bunların tümü ‘hamr’ diye anılırdı ve hepsi de aklı baştan alan uyuşturuculardı.

Günümüzde daha çok alkollü içki tanımı kullanılmaktadır. Hamr kelimesinin anlamı, alköllü içki tanımından daha genişti ve bütün uyuşturucuları; esrar, LSD, eroin, morfin gibi şeyleri de içerisine almaktadır.

Nitekim Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır. “Her sarhoş edici hamr’dır ve her sarhoş edici haramdır. Kim dünyada hamr içer ve tövbe etmeden, onun tiryakisi olduğu halde ölürse, ahirette (ahiret) şarabı (içeceği) içemez.” (Buhari, Eşribe/1)

Şarhoşluk veren şeyler katı ve akıcı olmak üzere iki çeşittir. Katı uyuşturucular ; afyon, eroin, esrar, kokain, LSD, mariuhana gibi bitkilerden elde edilen maddeleredir. Akıcı olanlar; ağız yoluyla alınan alkollü içkilerdir. Çeşitli maddelerden yapılmaktadır. Bira, likör, şampanya, votka, rakı, şarap, cintonik ve viski gibi çeşitleri vardır.

Hamr, adı verilen bütün sarhoş edici maddeler, insandaki düşünme ve akıl yürütme faaliyetleri felce uğratır, aklı baştan alır. Vücudu gevşetip normal hareket etmesini engeller. Akılı perdeler, insanın ne yaptığını bilmez bir duruma düşürür.

Buna göre ‘Hamr’ belli bir maddenin adı değil, sarhoşluk veren ve uyuşturan, aklı perdeleyen maddelerin meydana getirdiği durumun genel adıdır. Hamr’ın az veya çok olması fark etmez İslâm’a göre hepsi zararlıdır ve haramdır. (Nesai Eşribe/24)

Hamr’ın Haram Kılınması

Bütün içkilerin ve uyuşturucuların zararlı olduğunu herkes bilir. Aklı başında olan hiç kimse ‘hamr’ın insana fayda verdiğini iddia edemez. İnsan vücudunun alkole de ihtiyacı vardır diyenler, sadece demagoji yapmış olurlar. İnsan, vücudunun ihtiyaç duyduğu mineralleri çeşitli sebze ve meyvelerden alırlar. İnsan vücudunun karbona ihtiyacı vardır ama, karbon demek olan kömür’ü kimse yemez. Vücudun demir’e de ihtiyacı vardır ama hiç kimse bu ihtiyacından dolayı demir yemeye kalkışmaz.

İçkinin zararlı olduğu bilindiği ve bunun zararını herkes gördüğü halde ilk çağlardan beri yapılmakta ve içilmekte; insanların çoğu da hala içmeye devam etmektedir. Bugün Dünya genelinde içki tüketiminin korkunç boyutlarda olduğunu görmekteyiz. Bazı ülkelerde su yerine alkollü içki içilmekte, kişi başına düşen içki tüketimi ürkütecek boyutlarda dır. İçki aleyhine yapılan kampanyaların. Fazla bir etkisi olmamaktadır.

İşin ilginç yanı Kur’an’a inandığını söyleyen toplumlarda bile içki tüketimi günümüzde giderek artmaktadır. İslâm içkiyi kesin bir dille yasaklıyor, içenleri tehdit ediyor, içki içmeyi imana zarar veren şey olarak niteliyor. Ancak günümüz müslümanları, İslâm’ın bir çok hükmünü eğip büktükleri gibi içki karşısındaki duyarlılığı da azaltıyorlar. İslâm’ın yasakladığı ve hoş görmediği bir çok davranış hayatlarına egemen oluyor. Faiz’e başka bir isim verip, kullanıyorlar. Kumara; toto, loto, piyango, şans oyunu diyip alışıyorlar. Tesettüre, çağdaşlık, moda deyip uymuyorlar. İçki içmeyi, neredeyse kişiliği tamamlayan, normal bir davranış olarak kabul ediyorlar.

Peygamberimiz buyuruyor ki; ümmetinden bir gurup hamr’ı kendi taktıkları bir adla helal kılmaya çalışırlar.

İslâm, içki içmeyi yani ‘hamr’ ı büyük günahlardan saymakta ve kesin ifadelerle yasaklamaktadır.

Bilindiği gibi, İslâm beş ana maddenin korunmasını hedef almıştır. Bunlardan biri de akıldır. Akıl, ya yanlış ve batıl fikirlerle bozulur, ya sarhoşluk verici şeylerle. Allah (c.c.)’ın insana verdiği her şey emanettir. Akıl, can, mal, sağlık, beden, toprak, gökyüzü, çocuk ve benzerleri gibi insan bu emanetleri en güzel şekilde korumalıdır. Bu emanetlere zarar veren, onları bozan davranışlardan kaçınmalıdır. Bu emanetleri tehlikeye düşürmemelidir. İçki yasağı, akıl nimeti veya emanetini koruma konusunda en önemli tedbirdir.

Bu yasak aynı zamanda bir sınamadır. İnsan, yapısı açısından hem takvaya hem de nefsinin isteklerine uymaya meyillidir. İster ki, hoşuna giden şeylere sahip olsun, onları yapsın. Ama dünya hayatı bir denemedir. Kişi bir takım davranışlarına sınır koymaz ise fazilete ulaşamaz. Canın istediğini yapmaya devam ederse, Kur’an’ın sakındırdığı, günah, isyan, sapıklık, azgınlık, şirk ve küfür gibi hatalara düşebilir. Allah (c.c.) bazı davranışlardan razı olmaz. Bunları da elçi aracılığı ile insanlara bildirmiştir. Hem kişiliği korumak, hem Allah’ı razı edip sınavı kazanmak, hem de verilen emanetleri korumak için, yasaklara kulak vermek gerekir.

İçkinin Zararları

Rabbimiz yeryüzünde bizim yararlanmamız için pek çok helal rızık yaratmış iken, insanın kendine zararlı bir şeyi yiyecek veya içecek yapması, ondan zevk alması akıl dışı bir olaydır. Ne yazık ki, Allah (c.c.)’a kulluk etmeyi hayatlarından çıkaranlar için ne içki yasağının, ne de diğer yasak ve emirlerin bir anlamı yoktur. Bunlar canlarının istediğini yaparlar. Yeryüzünü ifsat ederler (bozarlar), azgınlaşır, haddi aşarlar, zalim ve müstekbir (zorba sömürgeci) olurlar. Yeryüzünü yaşanmaz hale getirirler.

Hamr içmekle önce insanın aklı işlevini kaybeder.

Akılla beraber din konusundaki duyarlılık da gider.

İçki içmekle işlenen cinayetlerin, verilen zararların, sönen ocakların, yitirilen şereflerin sayısı belli değildir.

O yüzden Peygamberimiz (s.a.v.); “İçki bütün kötülüklerin anasıdır” demiştir. (Nesâi, Eşribe/44.)

Kur’an-ı Kerim’ in gelmeye başladığı devirde Araplar arasında içki çok yaygın bir gelenekti. Adeta hayatın bir parçasıydı. Tıpkı günümüzde bazı toplumlarda gördüğümüz gibi. Kur’an, yeni müslüman olan bu insanlara içkiyi birden bire yasaklamadı. Aşamalı olarak onların içkiyi terk etmelerini sağladı.

Bu konuda gelen ilk ayet, üzümlerden rızık ve içecek elde etmeyi hatırlatıyordu. (Nahl suresi 16/67)) İkinci ayet, içki hakkında soru soranlara, ‘onun zararının faydasından çok olduğunu’ haber veriyordu (Bakara suresi 2/219) Bazı sahabeler bu ayette içkinin haram kılınacağını anlamış ve içkiyi terk etmişlerdi. Üçüncü ayet, içkili iken namaz kılınmamasını söylüyordu.

Son gelen ayet ise içkiyi tamamen yasaklıyordu:

“Ey iman edenler Hamr, kumar, dikili taşlar (putlar) ve şans için kullanılan fal okları ancak şeytanın işlerinden olan pisliklerdir. Öyle ise bunlardan kaçının; umulur ki kurtuluşa erersiniz. Gerçekten şeytan hamr ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi Allah’ı anmaktan ve namazı kılmaktan alı- koymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi?” (Maide sûresi, 5/90-91.)

Görüldüğü gibi Rabbimiz bu âyette ‘hamr’ kullanmayı şeytanın pisliklerinden saymaktadır. Şeytan, içki ve kumarla insanlar arasına kavga sokar, onları Allah’a ibadetten uzaklaştırır.

İnsan, alışkanlıklarından kolay kolay ayrılamaz. O yüzden onlara sunulacak emir ve yasaklar, onların uygulayabileceği aşamalarla olmalıdır. Kendi yarattığı insanı en iyi tanıyan Rabbimiz, içki gibi bir konuda aşamalı bir yöntem uyguluyor. Bu yöntem, elbette yalnız ilk dönem müslümanlar hakkında geçerli değildir. Bugün de İslâmi hayata ısındırılmak istenenlere aynı yumuşak yöntem ve aşamalar uygulanmalıdır.

İslâm içki yasağını bir iman meselesi olarak ele alıyor. Nitekim son gelen ayette hamr ve kumarın şeytanın pisliği olduğu özellikle vurgulanıyor ve soruluyor, artık vazgeçtiniz, değil mi? Eğer Allah’a ve O’nun Rasûlüne iman ediyorsanız, eğer Allah’ın azabından korkup affını umuyorsanız, eğer şeytanı düşman biliyorsanız, bu pis işi bırakın.

“Allah’a ve ahiret gününe iman eden hamr içmesin, Allah’a ve Ahiret gününe iman eden içki içilen sofraya oturmasın.”

“Hamr içenin kalbinden iman nuru çıkar.”

“Üç kişi cennete giremez: Deyyus (karısını kıskanmayan), erkekleşen kadın ve içki düşkünü.” Buyuran peygamberimiz işin önemini ortaya koyuyor. İslâm müminleri duygusal olarak da içkiden nefret etmelerini tavsiye ediyor.

İçkiyi kesinlikle yasaklayan ayetin sonunda Allah (c.c.) müminlere yumuşak bir şekilde soruyor: “Artık (içki içmekten) vaz geçtiniz, değil mi ?” bu ifade tarzı şüphesiz kalplere etki eden, duygulandıran, yaptıkları yanlıştan insanları alı koyacak tatlı bir yöntemdir. Bunu duyan o günün müminleri içkiyi derhal bıraktılar.