GAFLET
‘Gaflet’ kelimesi, sözlükte, terk etmek, önemsememek; isim olarak da, dikkatsizlik, dalgınlık ve ihmal gibi anlamlara gelir.
Kavram olarak ‘gaflet’; bir şeyin gerekliliği ortada iken bunun idrak edilmemesi, ya da yeterince dikkatli ve uyanık hareket edilmediği için insana gelen yanılgı durumudur.
‘Gaflet’ kelimesi Türkçe’ye unutma veya yanılma şeklinde çevrilmektedir. ‘Gaflet’ bu iki anlamı da taşımakla birlikte, bunlardan daha farklı anlamı vardır.
‘Nisyan’ da unutma anlamına gelir. Ancak bir şeyi bilmeden terk etmek ‘nisyan’, bile bile terk etmek ise ‘gaflet’tir. İki kelime arasındaki fark da budur.
‘Gaflet’ kavramının anlam sahası içerinde, bir gerçek ortada iken ondan bile bile habersiz olmak, ona karşı unutkan bir tavır takınmak, ya da ona karşı kulağı, gözü, anlayışı kapalı tutmak vardır.
Kur’an’da Gaflet Kavramı
‘Gaflet’ kelimesi, Kur’an’da aynı zamanda habersiz olma anlamında da kullanılmaktadır.
“Biz bu Kur’an’ı sana vahyetmemizle, en güzel kıssaları gerçek bir haber (kıssa) olarak sana aktarmaktayız. Oysa sen, daha önce, bundan haberi olmayanlardandın (gafil idin).” (Yûsuf, 12/3; Kâf sûresi, 50/22.)
‘Gaflet’ içinde olanlara, bir şeyi bile bile unutanlara ‘gafil’ denir. Kur’an, Allah’ın (c.c.) âyetlerini anlamayıp, onlara sırt dönenlere, hak davet karşısında unutkan bir tavır takınanlara ve aldırmayanlara ‘gafil’ demekte ve onları kınamaktadır.
“.... Kalpleri vardır bununla kavrayıp anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha da aşağıdırlar. İşte bunlar gafil olanların ta kendileridir.” (A’raf sûresi, 7/179.)
Kalp, Hakk’ı anlayıp-kavrayacak, göz, Hakk’ı ve ona ait işaretleri görecek, kulak ise Hakk’tan gelen daveti duyacak şekilde yaratılmıştır. Bunları yerli yerinde kullanmayıp, Hakk’tan habersiz olanlar, habersiz gibiymiş gibi davrananlar ‘gafiller’dir.
Allah (c.c.) müminlere ‘gafillerden olmayın’ diye uyarıyor. (A’raf sûresi, 7/205.)
Bu anlamda ‘gafil’ olmak, inkârcılara, kafirlere ait bir özelliktir. Allah’ın ayetlerinin ve davetinin değerini ancak inkârcılar anlayamaz, bu ilâhî davetin gereğini yapmayanların düşecekleri durumu ancak ‘gaflet’ içinde olanlar anlamazlar.
Bu bakımdan ‘gafil’ olanlar Cehennem’e gideceklerdir. (Yûnus sûresi, 10/7-8.) Dünyada iken Allah’ın (c.c.) âyetlerinden, Ahirette olacaklardan gaflet içinde olanlar, öldükten sonra Ahiret gerçeği ile yüz yüze gelince yaptıklarından veya dünyada gaflet içinde yaşadıklarından dolayı pişmanlık duyacaklardır. (Enbiyâ sûresi, 21/97. )
Kur’an, salih amel işleyen müminlerin ve yanlış iş yapan, ya da Allah’a karşı gelen diğer insanların yaptıklarından Allah’ın (c.c.) gafil olmadığını sık sık vurguluyor. (Bakara sûresi, 2/74, 85, 140,144; Âl-i İmrân sûresi, 99.)
Yeryüzünde istikbar edip (büyüklük taslayıp) Allah’ın (c.c.) âyetlerinden yüz çevirenler, azgınlık yolunu benimserler; çünkü onlar âyetleri yalan sayarlar ve âyetlerden gafil olurlar.(A’râf sûresi, 7/146.) Zaten yeryüzünde insanların çoğu Allah’ın (c.c.) âyetlerinden gafildirler. (Yûnus sûresi, 10/92.)
Hayatın yalnızca dünyada yaşanandan ibaret olduğunu sananlar, aslında hayatın ancak dış yüzeyine bakan, Allah’ın (c.c.) yoktan var ettiği varlığın ve hayatın arka planında olan hikmeti görmeyen ve Ahiret hayatından gafil olanlardır.(Rûm sûresi, 30/7.) Ancak, Allah’tan (c.c.) gelen âyetlere inanıp, gereğini yapanlar hem dünya hayatının hikmetini anlarlar, hem de ölümden sonrasının farkındadırlar. İşte gafletten uzak ve gerçek anlamda uyanık olanlar onlardır.
Allah (c.c.), Ademoğullarının sırtlarından kendi nesillerini çıkarıp onları kendi nefislerine karşı şahitler (tanıklar) tutmuştu. Sonra da onlara ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ diye sormuştu. Onlar da ‘evet, Sen bizim Rabbimizsin’ demişlerdi. Rabbimizin bunu böyle yapmasının sebebi, insanların sormadan, ‘Ya Rabbi, bizim bundan haberimiz yoktu, biz bundan gafildik’ dememeleri içindi. (A’râf sûresi, 7/172.)
Kur’an peygambere “İşin hükmü bağlanıp-biteceği, kahır dolu hasret günüyle onları uyar, korkut ki; onlar bir gaflet içindedirler ve onlar (âyetlerimize inanmıyorlar” demektedir.(Meryem sûresi, 19/39.)
Kur’an, dünya hayatına dalıp kulluğu unutan, insan olarak görevini yerine getirmeyen, hatta dünyalık kazanma uğruna şirk, isyan ve günah içinde yüzen kimselere, özellikle de müminlere şu uyarıyı sunuyor:
“İnsanların sorgulanması yakınlaştı, kendileri ise bir gaflet içerisinde yüz çevirmektedirler.”(Enbiyâ sûresi, 21/1.)
Peygamberimiz (s.a.v.) de Allah’tan, O’nun ayetlerinden, O’nu zikretmekten gaflet edilmemesini, böyle gaflet içerisinde yapılacak bir duanın kabul edilmeyeceğini haber vermektedir. (Tirmizî, Muvatta,)