بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

İslâm Ahlâkı

Güzel ahlâkın ilmî rehberi

“Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.” (Kalem, 68/4)

Ana Sayfa / Cihad ve Savaş Ahlâkı / Cihadın Çeşitleri / Darul-Harpte El Ve Nefisle Cihad
Cihadın Çeşitleri

Darul-Harpte El Ve Nefisle Cihad

DARU’L-HARP’TE EL VE NEFİSLE CİHAD

‘Daru’l-harp’te el ve nefis ile yapılacak cihadın tüm yönleri, durumları geniş olarak bu konuda yazılmış kitaplarda açıklanmıştır. Bunun için burada fazla bir teferruata girmeden ana hatlarıyla bazı bölümlerine kı­saca değinip geçeceğiz.

1- Müslümanlar, tüm dünyanın Allah (c.c.)’ın hâkimiyetine boyun eğmesi için gerekeni yapmakla yükümlüdürler.

2- Bir şey ki onsuz vacip-farz yapılamıyor, o zaman o şeyin de yerine getiril­mesi vaciptir. (Meselâ, namaz farzdır, fakat abdestsiz kılınamaz, namazın kılınması abdestin de alınması farzdır gibi).

3- Mademki tüm dünyanın Allah (c.c.)’ın hâkimiyetine boyun eğmesi için Müslümanların birlik ve beraberliği şarttır, güçlerini birleştirmeleri şarttır, bununla ilgili araç-gereçlerin temini ve sanatların icadı ve teknolojilerin geliştirilmesi şarttır. En azından Müslüman güçlerle onlar arasında bir denge oluşmuş olmalıdır. İşte bütün bunların yerine getirilmesi ayrı ayrı vacip-farzlardandır.

Aynı zamanda tüm bölgelerdeki Müslümanlar bu gücü edinmedikçe ve bölgelerini kâfirlerden temizlemedikçe güç sağlanamaz. O halde bunu yapmak da vaciptir.

Mademki bunun sağlanabilmesi için öncelikle İslâm topraklarında nefs ile cihadın yürütülmesi gerekir. Zira en başta vacip olan budur.

4- Dünyanın İslâm’a boyun eğmesi için ne gibi şeylerin yapılması ge­rekiyorsa tüm bunların yapılması da vaciptir. Meselâ savaş konularında strateji, teknik ve benzeri alanlarda uzmanlaşmaları da gerekir.

5- Nefis ile cihat İslâm topraklarında yaşayan her bir Müslüman’a farz-ı ayındır. Buna gücü olan ve müştereken yapmaları gereken bir konuda birleşmeleri ve güç birliği yapmaları gerekir. Kendi aralarında cihat için gerekli olan tüm araç-gereçleri sağlamaları, savunma için yapılacak çalışmaları da farzı ayındır.

İslâm topraklarının bir parçası işgal altına alındığında, bunu kurtarmak için genel bir seferberliğe gerek duyulduğu takdirde bunun da yapılması farz-ı ayındır. Fakat sadece komşu bölgelerde bulunan Müslümanların katılmasıyla önlenebilecekse, kurtarma imkânı var ise, bu takdirde farzı ayın orada yaşayan halka intikal eder. Diğerlerinden bu farziyet düşer.

6- Hangi hallerde ve şartlarda cereyan ederse etsin, cihat görevi devam ettiği sürece ve kâfirlerin öldürülmesi de olacağından bu, Allah (c.c.) yolu da ve samimi-halis bir niyetle cereyan ederse, yapan kimse ecir ve sevap kazanır.