بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

İslâm Ahlâkı

Güzel ahlâkın ilmî rehberi

“Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.” (Kalem, 68/4)

Ana Sayfa / Ticaret Ahlâkı / TİCARETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR / Aldatma
TİCARETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR

Aldatma

Bir malın insanların normalde vermeyecekleri yüksek bir fiyattan satılması işlemine aldatma veya ‘gabn’ denilir.

Ebu Hüreyre (r.a.) anlatıyor: ‘Rasûlullah (s.a.v.) çarşıda bir yiyecek yığınına rastlayınca elini yığına daldırıp çıkardı. Parmaklarına rutubet bulaştı. Adama: “Ey satıcı nedir bu?” çıkıştı. Adam: ‘Ey Allah'ın Rasûlü, yağmur ıslattı, deyince: “Bu yaşlığı üste getirip, herkesin görmesini sağlayamaz mıydın? Kim bizi aldatırsa o bizden değildir.” [1] buyurdu.

Gabnın bu türü fakihler tarafından gabn-i müstersil diye adlandırılır. Bununla satıcıya güvenip fazla pazarlığa girmeden alış veriş yapan kişinin karşılaştığı aldanma kastedilir. Bazı fakihler satıcıya güvendiği için pazarlık yapmayıp aldanan kişinin akdi feshetme muhayyerliğinin bulunduğuna ilişkin olarak İbn Ömer’den (r.a) nakledilen şu hadisi delil getirirler. ‘Bir adam Hz. Peygamber (s.a.v)’e alış verişte çok aldatıldığını söyledi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v) ona şöyle dedi: “Bundan böyle kiminle alış veriş yaparsan aldatma yok de.” [2]

Enes (r.a)’den gelen bir rivayet ise şöyledir: ‘Hz. Peygamber (s.a.v.) zamanında zekâ özürlü olan bir kişi çokça alış veriş yapardı. Ailesi Hz. Peygamber (s.a.v)’e gelerek şöyle dedi: ‘Ey Allah’ın elçisi! Falan kişinin tasarruflarını sınırla; zekâ özürlü olmasına rağmen çokça alış veriş yapıyor. Hz. Peygamber (s.a.v.) onu çağırdı ve alış veriş yapmasını yasakladı. Onun, ‘Ey Allah’ın Peygamberi! Alış veriş yapmadan duramıyorum’ demesi üzerine Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle dedi: “Eğer terk edemiyorsan bundan sonra alış veriş yaptığında, “Akit peşin olacak aldatma da yok” de.” [3]

İslâm âlimlerine göre Hz. Peygamber (s.a.v.) bu sözü öğretti ki o kişi sürekli bunu tekrar etsin ve alış veriş yaparken karşı taraf onun mal ve fiyatlar konusunda tecrübe sahibi olmadığını anlayıp âdil davransın. Sonuçta aldatılma durumu söz konusu olursa da malı verip bedeli geri isteme hakkı olsun.

Bu kuralın sadece bu sahabe için mi yoksa bütün durumlarda herkes için mi geçerli olduğu konusunda âlimler ihtilaf etmişlerdir. Bazı müctehidlere göre alış verişte “aldatma olmayacak” şartını koşan herkes için bu kural geçerlidir. Dolayısıyla bu şartı koşan ve malın kıymetini bilmediği için aldatılan herkesin, malı iade edip bedeli geri isteme hakkı vardır. Bazı fakihlere göre ise, kişi ancak gabn-i fahişle aldatılması durumunda akdin feshini talep etme yetkisine sahiptir. Gabn-i fahiş ise; bir malın, normal fiyatının üçte birinden daha fazlası veya daha düşüğüne satılması işlemine denir. Ayrıca İslâm bilginleri, ‘akdin feshine imkân veren illetleri taşıyan herkesin, gabnla karşılaşması durumunda akdi fesh muhayyerliği vardır’ demişlerdir.

Aykırı düşüncede olanlara göre ise, Hz. Peygamber (s.a.v)’in bu kişiye akdi feshetme hakkı tanıması, hadiste de belirtildiği gibi, aklındaki noksanlıktan dolayıdır. Bu hüküm ancak bu şartı koşmaları durumunda benzeri kişiler için de geçerli olabilir. Rivayet edilir ki, bu adam aldatılmış, sahabeden biri de Hz. Peygamber (s.a.v)’in, malını geri alabilmesi için bu kişiye üç kez muhayyerlik hakkı tanıdığına dair şâhitlik etmiştir. Bu rivayetten hareketle, aklî durumu yerinde olduğu halde gabn’e maruz kalan herkese akdi feshetme özgürlüğü tanınamaz. Hz. Peygamber (s.a.v)’in belirttiği şartı koşmayan aklî durumu zayıf herkes için de bu muhayyerlik tanınmaz. İslâm âlimlerinin çoğunluğunun görüşü bu yöndedir. Bizce doğru olan görüş de budur.

Şevkânî’nin belirttiğine göre tağrîr (hile, yanıltma) söz konusu olmadıkça yalnızca gabn sebebiyle alış veriş feshedilemez. Bu mesele Mecelle’de şöyle düzenlenir: ‘Satımda gabn-i fâhiş bulunmasına rağmen tağrîr (hile) söz konusu değilse zarara uğrayanın (mağbûn) akdi feshetme hakkı yoktur.’ [4]

İbn Abidîn bu konuyu ayrıntılı olarak incelediği ilgili risâlesinde gabn-i fâhişin tek başına akdin feshini gerektiren bir unsur olmadığını belirtmiştir.

Bazı bilginler gabn’ın normalin dışında olması halinde mağbûna akdi feshetme hakkının doğacağını belirtirler. İbn Kudâme şöyle der: Satıcıya güvenip alış veriş yapan kişi (müstersil) gabn’e maruz kaldığı takdirde akdi sürdürme veya fesh hakkına sahiptir. İşi satıcıya bırakmayıp pazarlık yaparak alış veriş yapanın (gayr-i müstersil) gabn’e maruz kaldığında ise, alış verişten anlayan bir kişi gibi kendi rızasıyla gabn’e maruz kaldığından akdi feshetme hakkı olmaz. Çünkü acele edip gabn’e kalacağına sabırlı davranarak fiyatı öğrenmeli ve ondan sonra malı alabilirdi. Dolayısıyla bu durum onun başına kendi kusuru sebebiyle gelmiştir.

Normalin dışındaki aldanmayı bazı âlimler üçte bir, bazıları dörtte bir bazıları ise beşte bir olarak ifade etmişlerdir. Yani satıcı eşyayı maliyetinden % 33, % 25 veya % 20 gibi bir oranın üzerindeki bir kârla satarsa normalin dışındaki gabn meydana gelmiş olur. Bu oranlardan daha düşük bir fiyat ise insanların genelde kabul ettiği bir fiyat değişkenliğinden ibarettir. Gabn’ın belirlenmesinde temel ölçü örftür. Her hangi bir anlaşmazlık durumunda konunun uzmanlarına başvurulur; onların gabn dedikleri şey, gabn olarak kabul edilir, gabn olarak görmedikleri ise gabn olarak kabul edilemez.

Aldatma Hastalığından Kurtuluş Yolu

Görüldüğü gibi aldatma (gabn) hastalığı da, Müslüman bir ticaret ve iş adamında bulunmaması gereken ahlâk hastalıklarından birisidir. Bunun da temelinde aşırı kazanç ve dünya malına aşırı düşkünlük vardır. Bu hastalıktan kurtulamayan insan, hırs, tama’, aşırı mal sevgisi, hak tanımazlık, tul-i emel gibi hastalıkların kendisinde toplanması gibi hastalıklar kümesinin içine düşmüş demektir. Ciddi bir manevi tedaviye ihtiyacı var demektir. İnsanların hak ve hukukuna saygı, kul hakkı, hakkaniyet, kanaat, tevekkül, ölümü anma, takva konularında sohbetler dinlemeli ve kitaplar okumalıdır.

[1] Müslim, İman, 164, ; Tirmizî, Büyû, 74; Ebu Dâvud, Büyû, 52; İbnu Mâce, Ticarât, 36.

[2] Müslim, Büyu’, 12; Buhari, Büyu’, 48.

[3] Tirmizi, Büyu’, 28.

[4] Mecelle, md. 356.