In the name of Allah, the Most Gracious, the Most Merciful

Islamic Ethics

A scholarly guide to good character

“And indeed, you are of a great moral character.” (Al-Qalam 68:4)

Home / Political Ethics / Traits of the Virtuous Statesman / What Sets the Muslim Statesman Apart
Traits of the Virtuous Statesman

What Sets the Muslim Statesman Apart

A translation of this content in this language has not been added yet; showing the original Turkish text.

SİYASETÇİNİN FARKI

Müslüman siyasetçinin kişisel hayatında olduğu gibi meslek hayatında da

Müslüman olmayan insanlardan birçok farkları vardır. Bu farklılıkları ana

hatlarıyla şöylece sıralamak mümkündür:

1. Müslüman siyasetçi ne kişisel hayatında ve ne de mesleği ile ilgili

çalışmalarında asla yalan söylemez. Müslüman bir toplum (şayet şuurlu bir

Müslüman toplum ise) yalan söyleyen bir siyasetçiyi asla tutmaz, iş başına

getirmez ve onu desteklemez. Yalan söylemek bir ahlaksızlıktır. Bu ahlaksızlığı

bir siyasetçi yaparsa yalanın yanında ayrıca suç da işlemiş olur.

2. Müslüman siyasetçi, şahısları ve

halkı aldatmaz. Yalan söylemenin siyasetin doğasında var olduğu ve

kaçınılmasının mümkün olmadığı şeklindeki düşünce ve kanaatler tamamen

yanlıştır.

3. Müslüman siyasetçi, yerine getiremeyeceği

bir söz vermez ve bir konuda söz verirse onu mutlaka yerine getirir. Yerine

getiremezse sebepleriyle birlikte açıklamasını yapar, özrünü beyan eder ve ilgili

kişilerden helallik diler.

4. Müslüman siyasetçi, siyaset yoluyla

zengin olmaz, kanunen kendisine verilen ücret ve maaşla hayatını sürdürür. Haram

kazanç elde etmek bir yana, helal bile olsa siyaset yoluyla kazanç peşinde

koşmaz. Hizmete bir ceketle başlamışsa, diyelim on beş sene sonra yine bir

ceketle sona erdirir. Hatta bazen o ceketi de kaybetmiş olur.

5. Müslüman siyasetçi, adalet kurumunu,

yetkisi altında bulunan kurum ve kuruluşları ‘Dostlara, yakınlara, yandaşlara

kıyak yapmak, rakiplerinin kafasını kırmak’ için kullanmaz.

6. Müslüman siyasetçi, bütün emanetlerin

ehliyet sahibi olanlara verilmesi için çalışır. Hatır gönül ile hiç kimseye iş,

makam, memurluk, müdürlük, şeflik verdirtmez.

7. Müslüman siyasetçi çok ve boş

konuşmaz; az, öz ve hikmetli konuşur.

8. Müslüman siyasetçi öyle ahlaklı,

faziletli, güvenilir, takdir edilen bir kimsedir ki, onun bu üstünlüklerini

düşmanları, rakipleri, karşıtları da kabul ve teslim eder.

9. Müslüman siyasetçi kendini övmez ve

övdürmez. Bir makam ve mevkie geçerse yağcıları, yalakaları, kemik

yalayıcılarını yanına yaklaştırmaz. Meddahların suratlarına toprak saçar.

10. Müslüman siyasetçi, hassasiyetleri

ve özellikleri nedeniyle siyasî hizmeti ateşten bir gömlek olarak görür.

Zorunlu olmadıkça bu göreve talipli olmaz.

11. Müslüman siyasetçi, siyaseti bir

gelir kaynağı olarak görmez ve kendisine hizmet etmez. Siyaseti İslâm'a, Kur’an’a,

Sünnet'e, fıkha, ahlaka; vatana, millete, devlete hizmet için bir araç olarak

görürür. Müslüman siyasetçi her hâl ü kârda bozuk düzene, çarpık sisteme asla

hizmet etmez.

12. Müslüman siyasetçi, herhangi bir suç

işleyen akrabasını, oğullarını, kızlarını, damatlarını, gelinlerini,

hısımlarını korumaz, onlara arka çıkmaz.

13. Müslüman siyasetçi halktan ve ülke

gerçeklerinden kopmaz. Bir ayağı hep halk içindedir.

14. Müslüman siyasetçi, Allah Teâlâ’nın

kendisini murakabe ettiğinin bilincindedir. Ona göre konuşur, ona göre hareket

eder.

15. Müslüman siyasetçi mütevazı ve

kanaatli yaşar; israftan, lüksten, ihtişam ve debdebeden, gurur, kibir ve

gösterişten kaçar. Onun evini, sofrasını, elbise dolabını, özel otomobilini

görenler sadeliğine şaşar.

16.

Devlet ve ülke idaresi emanetlerin (işlerin, makamların, başkanlıkların,

memuriyetlerin, vazifelerin...) ehline ve layık olanına verilmesi ana

prensibi üzerine kuruludur. Emanete hıyanet eden siyasetçiler Yüce Divan'a

verilir.

17. Müslüman

siyasetçi, çocuklarına askerlik hizmeti konusunda imtiyaz talep etmez.

Onlar diğer Müslümanların çocukları ile aynı eşit şartlarda askerliğini yapar

ve gerektiğinde onlar da şehit olurlar.

18.

Mazeretsiz olarak toplantılara katılmayan, siyasî hizmetlerini aksatan

siyasetçinin görevi, vekilliği düşürülür.

19.

Müslüman siyasetçi, büyük günahlardan birini cehren, aşikâre, kasten,

devamlı olarak işlediği yahut farzları açıkça terk ettiği ve bunu devamlı

yaptığı takdirde görevine son verilir.

20.

Müslüman siyasetçiler kadınlarını ve kızlarını İslâmî sınırların içinde

bulunduracaklardır.

Bu farklılıklara

sahip olmayanlar İslâm’a siyaset yoluyla hizmet edemez, İslâm’ı istihdam

ederler, bu ise hem kendisinin, hem memleket ve milletin sebeb-i felaketi olur.

Yukarıda sayılan farklı üstünlükleri

kendisinde toplamış olan bütün Müslüman siyasetçilere selam olsun. Allah Teâlâ

böyle siyasetçilerin sayılarını çoğaltsın ve tüm Müslümanların yönetiminde

böyle siyasetçiler olsun.