In the name of Allah, the Most Gracious, the Most Merciful

Islamic Ethics

A scholarly guide to good character

“And indeed, you are of a great moral character.” (Al-Qalam 68:4)

Home / Archive — Older Content / Vitality
Archive — Older Content

Vitality

A translation of this content in this language has not been added yet; showing the original Turkish text.

‘Şireh’, yemek yemeye karşı aşırı derecede düşkün olmaya denir ki, bu kalbin katılaşmasına sebep olan çirkin bir huydur. İnsana hem tıbbi olarak ve hem de manevi olarak çok zararlı bir alışkanlıktır.

Müslüman insan, boğazına düşkün, üstüne başına haddinden fazla kıymet veren, şan ve şöhret peşinde koşan bir kimse değildir. Paralarını boş yere, nefsinin arzularına harcamaz. Belki onlarla âhiretini kazanmak ve öldükten sonra da amel defterinin işlemesi için hayırlara, İslâmî vakıflara terk eder. Hiçbir zaman hırslı ve cimri değildir. Ancak isrâfı da sevmez. Paralarını boş yere harcamayacak kadar şuurludur. Nefsinin esiri ve kölesi de değildir.

Peygamber (s.a.v.) buyuruyor: “Kıyamet gününde en uzun açlığı, dünyada en çok doyanlar çekecektir.”

Yemek yemeye karşı aşırı düşkün olmak, terk edilmesi gereken kötü ahlâktandır. Müslümanın manevi dünyasında yıkımlar yapar. Müslümana, yaşamasına ve ibâdetine kuvvet temin edecek kadar gıdayı alması ve dengeli beslenmesi en uygunudur. Yoksa şu olmamış, bu da yok diye günde üç kere tıka basa yemek, elbette insanı bir çok hastalıklara, mide ve bağırsakların bozulmasına, hatta günün birinde fazla kilolara ve bunların getirdiği diğer hastalıklara neden olur. . Bunların sonunda insan, çok yaşasa bile yarım kalır. Binâenaleyh, müslüman hem kanâatkâr, hem alçakgönüllü, hem tok gözlüdür ve kimsenin ne yemeğinde ne malında, ne ırzında ne nâmusunda gözü yoktur. Hakk’ın verdiğine şükreden ve rızâsını kazanmağa çalışan bir bahtiyar kişidir. (Tasavvufî Ahlâk, M. Z. Kotku.)

Hz. Yusuf (a.s.) aç kalmak için özen gösterirdi. Kendisine; ‘Bu kadar hazineler elinde iken sen neden açlığı yeğliyorsun?’ diye sorulduğunda şöyle cevap verirdi: “Tok olduğum zaman açların durumunu unuturum, diye korkuyorum” (Mecmau’l-Adab, Sûfi Zade.)