In the name of Allah, the Most Gracious, the Most Merciful

Islamic Ethics

A scholarly guide to good character

“And indeed, you are of a great moral character.” (Al-Qalam 68:4)

Home / The Ethics of Jihad and War / Martyrdom and the Martyr / The Conditions of Martyrdom
Martyrdom and the Martyr

The Conditions of Martyrdom

A translation of this content in this language has not been added yet; showing the original Turkish text.

Her ibadetin, her amelin olduğu gibi şehadetin yani şehit olmanın da şartları vardır. Bu şartlar, ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerde buyrulan ve Rasûlullah (s.a.v.)’in bizzat gerçekleştirdiği uygulamalardan İslâm âlimleri tarafından sıralanmıştır:

l. Savaşın Allah yolunda olması

“Kelimetullah’ın en yüce olması için savaşan Allah yolunda savaşmıştır.”

Bu hadis-i şerif üzerinde ittifak olunmuştur. Her kim ki İslâm’ın zafere ulaşmasını amaç edinir ve sonra da öldürülürse o kimse şehit olur. Eğer bunu amaç edinmiyorsa o kimse şehit sayılmaz.

2. Sabır“Eğer sen, Allah yolunda sabırlı olarak, hesaplı bir şekilde savaşa giriyorsan ve savaştan kaçmıyorsan bu şekilde öldürülürsen Allah Teâlâ borçların hariç bütün hatalarını bağışlayacaktır.” [73]

Sabırlı Müslüman, bütün sabrıyla ve kalbiyle düşman üzerine yönelen kimsedir. Bununla birlikte kalbinde bir elemin, ölümü kötümsemenin ve ailesinden ayrılma hasretinin bulunması o kimsenin sabırlı olmasına zarar vermez. İbadetlere sabretmek denildiğinde, o ibadetlerin bütün şartlarına uygun olarak yapılması kast edilir. Cihada sabretmek ise onu bütün şartlarıyla eda etmektir.

3. Savaşa yönelmek, savaştan kaçmamak.

Bu hususta Kur’an-ı Kerim şöyle buyurmaktadır:“Ey iman edenler! İnkâr edenlerle toplu halde karşılaşırsanız onlara arkalar(ınız)ı döndür(üp kaç)mayın!” [74]

“Ey inananlar! Bir toplulukla karşılaştığınız zaman sebat edin ve Allah’ı çok anın ki, başarıya eresiniz.” [75]

“Ey inananlar! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayağınızı sabit kılar.” [76]

Bu ayetlerin sebat ve metaneti emrettiğini ve savaş başladığında Allah’ı anmayı, sabrı vasıta edinmeyi teşvik ettiğini görüyoruz.

Savaşta, bulunduğu yerden hücum ve düşmana bir hile yoluyla galip gelme gibi bir düşüncenin dışında mevzisinden ayrılmayan mücahidin, Allah (c.c.) katında mükâfatı pek büyüktür. Ayet-i Kerime bunu şöyle ifade ediyor:

“Dünya hayatını ahiret hayatı karşılığında satanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse, biz ona yakında büyük bir mükâfat vereceğiz.” [77]

‘Cihat ve şehit olmanın fazileti’nden bahsederken mücahidin mükâfatından da bahsetmiştik.

Savaş meydanında sabretmeyi emreden ve bunun sevabını bildiren hadisler de vardır:

Katâde (r.a.)’nin rivayet ettiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) bir defasında sahabe arasında iken ayağa kalktı ve Allah yolunda cihat etmenin amellerin en faziletlisi olduğunu söyledi. Bunun üzerine bir adam kalkarak şöyle dedi:

- Ey Allah’ın Rasûlü! Ne dersin, Allah yolunda öldürülsem bütün günahlarım silinir mi? Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurdu:

“Evet! Eğer sen Allah yolunda sabrederek, Allah rızasını umarak ve geri dönmeyip (daima) ileri atılarak öldürülürsen günahların silinir.” [78]

4. Ganimet mallarından çalmamak.

Rasûlullah (s.a.v.) buyuruyor: “Kim ki ganimet mallarından bir şey çalarsa, çalmış olduğu şeyi kıyamet günü sırtına yüklenmiş olarak gelir.” Bu hadis-i şerifte zikredilen ‘Gulül’ kelimesi; taksim edilmeden önce ganimetlerden bir şeyler çalmak manasınadır. Gulül, bu kitabın ‘Cihadı Engelleyen Hastalıklar’ bölümünde geniş olarak açıklanmıştır.

Şehidin borcu onun ahiretteki mertebesini düşürmez, fakat bütün günahlarının silinmesine engel olur.

[73] Müslim.

[74] Enfâl sûresi, 8/15.

[75] Enfâl sûresi, 8/45.

[76] Muhammed sûresi, 47/7.

[77] Nisâ sûresi, 4/74.

[78] Müslim, İmâre, 117; Tirmizî, Cihâd, 33; Nesâî, Cihâd, 32.