In the name of Allah, the Most Gracious, the Most Merciful

Islamic Ethics

A scholarly guide to good character

“And indeed, you are of a great moral character.” (Al-Qalam 68:4)

Home / Archive — Older Content / Social Conduct
Archive — Older Content

Social Conduct

A translation of this content in this language has not been added yet; showing the original Turkish text.

İyi ve uygun bir hayat yaşama, insanlarla ülfet etme, iyi geçinme gibi anlamlara gelen bir İslâm ahlakı terimi. Bu terim daha ziyade “adab” kelimesiyle birlikte adab-ı muaşeret şeklinde kullanılır. Adab, ahlak ve terbiye kuralları anlamına geldiğine göre ikisi birlikte; “Mutlu, başarılı, yararlı uyumlu yaşamanın gerektiği kurallar topluluğu” demektir.

Her ümmetin akidesine dayalı ahlakı anlayışından kaynaklanan adabı muaşeret (görgü kuralları) vardır. Bu kuralları zaman içinde oluşur ve bütün topluma mâl olur.

Müslümanlar her hususta olduğu gibi muaşeret esaslarında da en büyük örnek olan HZ. Peygamber (s.a.v.)’e tâbi olmak durumundadırlar. Çünkü Peygamber efendimiz, yüce Allah’ın belirttiği hayat kurallarını şahsında yaşayarak müslümanlara örnek olmuştur.

İslamın bu konu ile ilgili kurallarını şöyle özetleyebiliriz:

Müslüman kendisini gözle görünen pisliklerden temizlediği gibi görünmeyen pisliklerden de uzak tutar. Yani bedenini, elbisesini ve çevresini temiz tutar; yalan söylemez, iftira etmez, dedikodu yapmaz, kimseye çekemezlik duygusu taşımaz, rızkını helal yoldan sağlar, harama sapmaz. Müslüman evinde hanımına, çocuklarına ve komşularına, işyerinde mesaî atrkadaşlarına ve işyeri komşularına karşı nazik, sevimli ve güler yüzlü davranır. Müslüman, bulunduğu her yerde bilhassa yoksullara ve ihtiyaç sahiplerine yardım olur, ilim tahsiliyle uğraşan fakir öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılar; tertipli, düzenli, planlı ve programlı bir hayat yaşar. Bu yönüyle herkese örnek olur.

Müslüman, küçüklerine şefkat,büyüklerine hürmet besler; sohbet ve toplantılarda, toplu taşıma araçlarında yaşlılara yer verir. Kadınlara da karşı nazik ve saygılı davranır. Peygamberimiz, hanımlara son derece nazik davranırdı. Bu defa olsun onları incitmemiş, kötü söz söylememiştir.

Müslüman, mütevazi otur; büyüklenmekten, bencillikten ve kendini beğenmişlikten sakınır. Bir işe sağdan başlamak da, İslâm’da, görgü kuralları arasındadır. Peygamberimiz yemeği sağ eliyle yer, elbise veya ayakkabıya sağdan giymeye başlardı.sol el ise taharet ve benzeri işlerde kullanırdı. Yemeğe besmele ile başlamak, bitince de “elhamdülillah” demek esastır. Herkes kendi önünden yemesi, kapta yemek artığı bırakmaması, artık dökülmemesi, ekme kırıntıların toplanarak yenilmesi İslâm’da muaşeret adabı sırasında sayılır. Peygamberimiz kendisini davet eden, yoksul bir kişi de olsa zamanı müsaitse davete icabet ederdi. Yemekler ayırım yapmaz; arzu ederse yer, etmezse yemezdi. Karnı doymuş bile olsa izin almaksızın sofradan kalkmayı uygun bulmazdı. Tabii bu, daha ziyade aile ve yakın dost- akraba ile düğün vs. yemekleri için söz konusu edilmelidir. Günümüzde fabrikalarda binlerce işcinin bir arada yemek yediğini dikkate alırsak, karnı doyuran kalkıp gitmesini tabii karşılamak icab eder. Böyle yerlere binlerce kişinin birbirini beklemesi şart olmaz. İslâm selamlaşmaya önem verir. Bu, insanla arasında iyi ilişkilerin kurulmasının bir gereğidir. Selam verme durumunda olan kişi “Es- Selâmü aleykum ve selamın aleykum” dediği zaman muhatabı: “Ve aleykumus selam” diye cevap verir. İsterse”... verahmtüllahi ve berekatühü” diye de ekler. Böylece müslümanlar birbileri için Yüce Allah’tan. Selametlik, güvenlik, huzur, mutluluk, rahmet, başarı ve bereket dilemiş olurlar.” s