In the name of Allah, the Most Gracious, the Most Merciful

Islamic Ethics

A scholarly guide to good character

“And indeed, you are of a great moral character.” (Al-Qalam 68:4)

Home / Archive — Older Content / Self-admiration
Archive — Older Content

Self-admiration

A translation of this content in this language has not been added yet; showing the original Turkish text.

Ucb, insanın yaptığı ibadetleri, iyilikleri beğenerek, bunlarla övünmesine denir. Yaptığı ibadetlerin, iyiliklerin kıymetini bilerek, bunların elden gitmesini düşünerek korkmak ve üzülmek ucb olmaz. Yahut, bunların Allah Teâlâ’dan gelen nimetler olduğunu düşünerek, sevinmek de ucb olmaz. Bunların Allah Teâlâ’dan gelen nimetler olduğunu düşünmeyerek kendi yaptığını ve kendi kazandığını sanarak sevinmek, kendini beğenmek ucb olur. Ucb’un zıddına minnet denir. Minnet, kişinin nimete kendi eliyle, kendi çalışmasıyla kavuşmadığını, Allah’ın lutfu ve ihsanı olduğunu düşünmektir. Böyle düşünmek ucb tehlikesi olduğu zaman farzdır. Diğer zamanlarda ise müstehabdır. İnsanı ucbe sürükleyen sebeplerin başında cehalet ve gaflet gelmektedir. Bu ucbdan kurtulmak için, herşeyin Allah’ın dilemesi ile ve yaratması ile meydana geldiğini ve akıl, ilim, ibadet etmek, mal ve mevki gibi kıymetli nimetlerin, Allah’ın lutfu ve ihsanı olduğunu düşünmek gerekir.

Nimet, insana yararlı olan ve tatlı gelen her şeye denir. Bütün nimetleri gönderen Allah’tır. O’ndan başka yaratıcı ve gönderici yoktur. Ashab-ı Kiram'’an bazıları (r.a.) Huneyn savaşında, müslüman askerin çokluğunu görerek, artık biz hiç mağlup olmayız, dedi. Bu sözler Peygamber (s.a.v.)’in kulağına gelince, üzüldü. Bunun için savaşın başlangıcında Allah’ın yardımı gelmedi ve mağlubiyet başladı. Sonra Cenâb-ı Hak merhamet ederek, zafer nasip eyledi. Davud (a.s.) dua ederken, “Ya Rabbi, çocuklarımdan birkaçının namaz kılmadığı hiçbir gece yoktur ve oruç tutmadığı hiçbir gün geçmemiştir.” demişti. Buna karşılık Allah: “ben dilemeseydim, kuvvet ve imkân vermeseydim, bunların hiçbiri yapılamazdı” buyurdu. Davud (a.s.)’ın bu sözü gayret-i ilâhiyeye dokundu ve tarih kitaplarında yazılı sıkıntıların başına gelmesine sebep oldu. Kibire sebep olan şeyler, Kibir maddesinde açıklanmıştı. Bunlar ucba da sebep olurlar. Allah’ın nimetlerine şükretmek de, büyük bir nimettir.

Ucbun zararları ve afetleri çoktur: Kibire sebep olur. Günahları unutmaya sebep olur. Günah kalbi karartır. Günahlarını düşünen kimse, ibadetlerini büyük görmez. İbadet yapmanın da Allah’ın bir lutfu ve ihsanı olduğunu düşünür. Ucb sahibi kimse, Allah’ın azabını da unutur. Başkalarından yararlanma nimetinden de yoksun kalır. Kimseye danışmaz.

Hadis-i şerifte buyuruldu: “Günah işlemezseniz, daha büyük günaha yakalanmanızdan korkarım. O da ucb’dur” buyuruldu. Günah işleyenin boynu bükük olur. Tevbe edebilir. Ucb sahibi, ilmi ve ameli ile mağrur olur. Bencil olur ve tevbe etmesi güçleşir. Günah işleyenlerin bağışlanma iniltileri, Allah Teâlâ’ya tesbih çekenlerinövünmesinden daha iyi gelir. Ucbun en kötüsü hatalarını, nefsinin hevasını beğenmesidir. Her zaman nefsine uyar ve nasihat kabul etmez. Başkalarını cahil sanar. Halbu ki, kendisi çok cahildir. (İslâm Ahlâkı, M. Hadimi.)

Ucb hastalarının ilacını hazırlayan alimler, ehli sünnet alimleridir.