In the name of Allah, the Most Gracious, the Most Merciful

Islamic Ethics

A scholarly guide to good character

“And indeed, you are of a great moral character.” (Al-Qalam 68:4)

Home / Archive — Older Content / Friendship
Archive — Older Content

Friendship

A translation of this content in this language has not been added yet; showing the original Turkish text.

‘Dostluk’, bir şeyi sevmek, ona yakınlık duymak, onun olmasını istemektir.

‘Dostluk’ kelimesinin Arapça’daki tam karşılığı ‘Meveddet’tir. Konuşma esnasındaki telaffuz farklılığından dolayı ‘Müveddet’ olarak da söylenir.

‘Vedûd’ kelimesi de, mümin kullarını ve kendisini tesbih eden diğer yarattıklarını ‘çok seven’ anlamında Allah (c.c.)’ın güzel isimlerinden biridir.

‘Meveddet’ bu anlamda kız ismi olarak da müslüman çocuklarına konur.

Kur’an-ı Kerim’de buyuruluyor:

“İnanıp faydalı işler yapanlar için Rahman, (gönüllerde) bir sevgi yaratacak (onları herkese sevdirecektir).” (1)

Bu konuda şu hadis rivayet edilmiştir:

“Allah bir kulu severse Cebrail’e: ‘Ben onu sevdim, sen de onu sev!’ diye seslenir. Cebrail, gök halkına ünleyerek (Allah’ın buyruğunu) duyurur. Sonra dünya halkının gönüllerine onun sevgisini indirir. İşte Yüce Allah’ın (inanıp yararlı işler yapanlar için Rahman bir sevgi yaratacaktır) sözünün anlamı budur.” (2)

Aile, anne, baba ve çocuk sevgisi her ne kadar bozulması mümkün olmayan bir derecede ise de, zamanla kazanılan vefalı yar ve samimi olarak bağlanan dostluklarda da başka bir güzellik vardır.

Dünyada dostluk olmasaydı herkesin tek başına bir kenara çekilmesi, kimsenin kimseyi tanımaması ve kimse ile konuşmaması gerekirdi. Bu ise insan yaratılışına ters bir durumdur. Çünkü insan konuşup, sohbet edip, birlikte yaşamaya uygun olarak yaratılmıştır. Dünyanın lezzetlerinden biri de dostlarla sohbet ve muhabbet etmek, sevinç ve kederleri paylaşmaktır. ‘Sevinçler paylaşıldıkça artar, kederler paylaşıldıkça azalır’ sözü son derece yerinde bir sözdür. İşte bunun gerçekleşmesi için de dostluklara ihtiyaç vardır.

Hayatta yaşadığımız üzüntü ve kederlerimiz sırasında bize güç ve teselli verecek ve acılarımızı paylaşacak dostlarla muhabbetin yararını ve lezzetini kim inkâr edebilir? Ancak yapacakları sohbetlerinden manevi bir lezzet ve yarar göremeyeceğimiz kişilerin sohbetinde bulunmak ise, boşa vakit geçirmekten ve ömür sermayesini zarar olarak tüketmekten başka bir şey değildir.

Sadık bir dostun bulunması gereğini hisseden ve böyle birisini aramakta olan kişi seçeceği insanı şu ölçülere göre incelemelidir. Kişinin küçüklüğünden beri anne ve babasına nasıl davrandığına bakmak gerekir. Onun çocukluk ve gençlik çağı bilinmiyorsa içinde bulunduğu durum dikkatle incelenmelidir. Eğer o kimse nefsanî arzular peşinde koşuyor, akıl ve ilâhi kanunlara aykırı ne yaptığını bilmeyen bir şekilde dalıp gitmişse böyle bir kişiyi özverili dost bilip bundan sadakat ve bağlılık beklememelidir.

Bu yolla kişinin gerçek yüzünü öğrenmek mümkün olmazsa: “Kişi dostunun dini üzeredir. (Bir kişi hakkında hükme varmak için) sizden biriniz (o halde) o kişinin dost (arkadaş) olduğu insan (lar)a baksın.” Hadis-i şerifinin tavsiyesine uymak gerekir. Yani o kişinin dost ve arkadaşlarına bakılır. Onların hal ve hareketleri kontrol edilir, onlarla olan ilişkilerine bakılır. Eğer onlarla olan sözlerini ve ahitlerini yerine getiren, haklarını gözeten bir kişi olduğu ortaya çıkarsa dostluk yapmaya uygun birisi olduğu anlaşılır.

Bu dünyada dostluk ve sadakat elbisesine bürünmüş nice kurtlar ve dost görünümünde nice düşmanlar vardır. Böyle yılan huylu ve şeytan ruhlu kimselerden olabildiğince korunmak gerekir. Çünkü bu tür insanlar, yalnızca insanın dünya varlıklarını değil din ve ahiretini bile yağma ederler.

Ahlâk bilginlerine göre dostluk iki türlüdür:

1. Tam bir sadakatle, hiçbir şahsi çıkar gözetmeksizin yapılan dostluk.

2. Çıkar kazanmak veya bir zarardan kurtulmak için yapılan dostluk.

Birinciler her halde güvene layık olurlar. Ama sadakat özelliğini yarar elde etmeye veya bir zarardan kurtulmaya araş yapan ikinciler, güvene layık olamazlar. Bazen de dostluk, hem hal ve davranış ve hem de fikir ilişkileri ile ortaya çıkar. Bu tür dostluklar bazen ciddi dostluklara geçerse de çoğunlukla var olması o hal ve fikirlerin devamına tabidir. Bir fayda veya zevkin son bulması ile bozulur. Ama görüş birliği ve taraftarlıktan doğacak dostluklar ise meclis kapısının iç tarafında kalır.

“Dostunun uğradığı musibet ve bela karşısında feryat etmek sabretmekten; kendine isabet eden bir musibete karşı ise sabretmek feryat etmekten daha güzeldir.” Sözü sadık olan dostun her yönden kendi nefsine tercih olunmak, dostluğun ve mürüvvetin şartı olduğunu anlatmak üzere söylenmiş düşünen insan sözlerindendir.

Samimiyet ve kalp temizliğine sahip olan dost kalpten tepki göstermez ve düşmanlık beslemez. Bazen gücenip, alınganlık gösterse de bunun etkisi saf su üzerine yazılmış yazı gibi çok uzun sürmez.

Şurası da unutulmamalıdır ki, her görüşülen insanla dostluk bağı kurmaya çalışmak, doğru değildir. Çünkü bunun yönetimi ve gerçekleşmesi oldukça zordur. Çok sayıda dost ile görüşeceğim diye koşan kimse yorulur, bunu tam olarak başaramaz. Zaman içinde eski dostlarını ihmal edeceği için onların bir kısmını kaybettiğini görür. Bunun için çok iyi seçim yapmak gerekir. (3)

Müslümanların kâfirleri dost edinmesi yasaktır

Kur’an-ı Kerim’de buyuruluyor:

“Ey inananlar, benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olan kimseleri dost edinmeyin. Onlar size gelen gerçeği inkar ettikleri, Rabbiniz Allah’a inandığınızdan dolayı Elçiyi ve sizi (yurdunuzdan) çıkardıkları halde siz onlara sevgi iletiyorsunuz. Benim yolumda cihad etmek ve benim rızamı kazanmak için (yurdunuzdan) çıktığınız halde içinizde onlara sevgi (mi) besliyorsunuz? Oysa ben sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz her şeyi bilirim. Sizden kim bunu yaparsa doğru yoldan sapmış olur.” (4)

Bu ayette açıkça görüldüğü gibi, Allah (c.c.), müslümanların kendilerinin ve Allah (c.c.)’ın düşmanlarını dost edinmeleri ve onlara karşı sevgi beslemelerini yasaklamış ve böyle bir yanlışa düşenlerin doğru yoldan saptığını bildirmiştir. Bu uluslarası ilişkilerde önemli bir konudur. Dostluk ve sevgi ile ticari ve ekonomik işbirliği veya alış-verişi birbirine karıştırmamak gerekir. Müslümanlar ehl-i kitap (Hristiyan ve Yahudiler) ile alış-veriş yapabileceği gibi başka dinlere mensup insanlarla da alış-veriş yapabilirler. Ancak bütün bunlar, onların dost edinilemezler.

-----------------------------

(1) Meryem sûresi, 19/96.

(2) Buhari, Edeb/41; Müslim, Birr/157.

(3) Tasvîr-i Ahlâk, A. Rıfat.

(4) Mümtehine sûresi, 60/1.