Courage
‘Cesaret’, ruhun büyük bir kuvvetidir ki, her zaman karşılaşılan tehlikelerin harekete getireceği duygulara üstün gelir ve bunları bastırır. Diğer bir adı da ‘Cür’et’tir.
‘Cesaret’ sahibi kimseye ‘Cesur’ denilir.
Cesur kimselerin kendilerini serbest bir halde yaşamaya devam ettirmeleri ve en dehşetli olaylarda bile akıllarının hareket rahatlığını korumaları işte bu kuvvetten kaynaklanmaktadır. Cesur insanlarla bunda ifrata kaçanlar arasında, çoğunlukla harekete geçirici sebeplerden başka bir fark yok sanılsa da dikkatli bakıldığı ve iyi düşünüldüğü zaman pek çok fark olduğu anlaşılır.
Cesur insanlar, adalet görevlileri tarafından kesin bir emir aldıkları zaman çeşitli tehlike ve güçlükleri göze alarak canlarının kıymetini bildikleri halde ölümün tehdidine kulak asmayarak çalışıp sonunda hayatlarından bile vaz geçebilirler.
Önlerine gelen her şeye atılan ‘Mütehevvirler’ (bilinçsiz heyecanlı kimse) ise bir takım kuruntulara dayalı hayalî namuslar ve çıkarlar uğruna çırpınarak koşup tehdit ile uğraşırlar.
Dünyada en büyük yiğitlik, yasal görevlerini güzelce yerine getirmek, bu yolda hiçbir engelden korkmamak, adaletli davranmak ve buna dikkat göstermektir. Fakirlik düşmanına karşı istekle sabır ve tahammülü alışkanlık haline getirenler de ‘Cesur’ ünvanına lâyık olurlar.
Cesaretlerin en dehşetlisi ve en korkuncu son derece zorda kalan korkak kimsenin cesaretidir. Böyle kimselerin üzerine varmak için büyük cesaret ister. En iyisi bunlardan uzak durmaktır. Çünkü bunun cesareti bilinç dışı bir cesarettir ve bundan her türlü akıl ve mantık dışı eylem çıkabilir. (1)
-----------------------------
(1) Tasvîr-i Ahlâk, A. Rıfat