In the name of Allah, the Most Gracious, the Most Merciful

Islamic Ethics

A scholarly guide to good character

“And indeed, you are of a great moral character.” (Al-Qalam 68:4)

Home / The Ethics of Jihad and War / Jihad in Our Time / Armed Warfare
Jihad in Our Time

Armed Warfare

A translation of this content in this language has not been added yet; showing the original Turkish text.

3. SİLÂHLI SAVAŞ

Hak ile batıl arasında­ki mücadelenin kıyamete kadar süreceğini [1] ifade eden Hz. Peygamber (s.a.v.), “Düşmanla karşılaşma­yı temenni etmeyin, fakat buna mecbur kaldığınız takdirde tahammül gösterin, Allah (c.c.)’tan daima esenlik ve barış dileyin.” [2] Mealindeki hadisiyle hem sulh ve sükû­nun değerini, hem de gerektiğinde batıla karşı fiilî mücadelede sabır ve seba­tın gerekliliğini göstermiştir.

Bütün te­mennilere rağmen savaşa engel oluna­maması, bu arada semavî dinlerin ve ilâ­hî vahiylerin kalıcı değerlerini içeren İs­lâm dini ile mensuplarına yönelik hare­ketlerin daima potansiyel bir saldırı ve tahrip riski taşıması, Müslümanların her zaman silâhlı savaşa hazırlıklı bulunma­ları zaruretini doğurmakta ve bu bakımdan Kur’an-ı Kerim’in, “Onlara kar­şı elinizden geldiğince kuvvet ve -cihad için- bağlanıp beslenen atlar (yani savaş araç ve gereçleri) hazırlayınız ki bununla Allah (c.c.)’ın düşmanını ve sizin düşmanınızı, bunlardan başka sizin bilmediğiniz, Allah (c.c.)’ın bildiği diğer düşmanları korkutup cesaretlerini kirasınız.” [3] Mealindeki âyeti her zaman olduğu gibi bugün de önemini ko­rumaktadır.

Ehl-i kitap’tan, onlara gönderilen Tev­rat ile İncil’den sıkça söz edilen Maide sûresinde hak-batıl mücadelesinin Hak­k’ın yozlaştırılması biçimine değinilmekte, Hz. Peygamber (s.a.v.)’den Ehl-i kitabın bo­zulmuş din anlayışına Müslümanların uymaması isten­mekte, onların son vahiyden saptırma gayesi güden faaliyetleri karşısında dik­katli olması gerektiği vurgulanmakta­dır. [4]

Bakara sûresinde de Yahudiler ve Hıristiyanların, kendi dinleri­ni benimsemedikçe Hz. Peygamber (s.a.v.)’den, dolayısıyla Müslümanlardan memnun ol­mayacakları hatırlatıldıktan sonra şöyle denilmektedir: “Gerçekte yegâne doğru yol Allah (c.c.)’ın gösterdiği yoldur. Eğer sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan Allah (c.c.)’a karşı hiçbir dos­tun ve hiçbir yardımcın olamaz.” [5]. Esasen geçmişte ve bugün Müslüman­lara karşı vuku bulan saldırılar, çoğun­lukla Müslümanların temsil ettiği İslâ­miyet’e ve Müslümanlarca aslı korunmuş olan vahye karşı açılmış sa­vaşlardır. Dolayısıyla böyle bir savaşa kar­şı gerek moral değerler yönünden ge­rekse ilmî, ekonomik ve teknik yönler­den hazırlıklı olmak ve nihayet savaşa savaşla karşılık vermek de cihad faali­yetlerinden biridir.

[1] Ebû Davud, Cihad, 33.

[2] Buharî, Cihad, 112; Müslim, Cihad, 19.

[3] Enfâl sûresi, 8/60.

[4] Maide sûresi, 5/48-49.

[5] Bakara sûresi, 2/120.