بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

الأخلاق الإسلامية

دليل علمي إلى حسن الخلق

﴿وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ﴾ (القلم ٦٨/٤)

الرئيسية /أخلاق الجهاد والحرب /الحرب في الفكر الإسلامي /İslâm Düşüncesinde Savaş
أخلاق الجهاد والحرب

İslâm Düşüncesinde Savaş

لم تُضَف بعد ترجمة هذا المحتوى بهذه اللغة؛ نعرض النص التركي الأصلي.

İSLAM DÜŞÜNCESİNDE CİHAD

İslâm düşüncesinde cihad, kötülüğü defedip, iyiliği getirmek için çaba göstermek manasında kullanılmaktadır. “Cihad” denilince, ilk etapta savaşta can ve malla mücadele etmek akla gelir. İleride bu türlü cihad üzerinde genişçe duracağız. Fakat daha önce cihadın iki çeşidinden bahsetmek uygun olacaktır. Bunlar:

a) Nefse karşı cihad,

b) Söz ile yapılan cihaddır.

Nefse karşı cihad, insanın kötülüğe ve şerre yöneldiği zaman, nefsiyle mücadele etmesidir. İnsan bu cihadla şeytanın vesveselerine, bâtılın tesirlerine galip gelmeye çalışır. Hz. Peygamber (s.a.v.), cihadın bu çeşidini; “Büyük Cihad” olarak isimlendirmiştir. Savaşların birisinden zaferle dönen sahabeye Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Küçük cihaddan büyük cihada döndünüz!” Bunun üzerine sahabe (r.a.):

- Büyük cihad nedir? Ya Rasûlallah? diye sorunca da:

“Nefisle cihaddır.” buyurmuştur.[1]

Nefisle cihad, en büyük cihad sayılmıştır. Çünkü mücadele ettiğimiz nefsin içinde çoğu kere şeytan gizlenmektedir. O, çok hilekâr, sürekli vesvese veren, düşmanlığını hemen açığa vurmayıp, lezzet ve nimetleri sağlamaya çalışan bir dost görünümüyle ortaya çıkar. Gerçekte ise, insanın başına bela getiren ve onu kötü akibete sürükleyen azılı bir düşmandır.

Bu cihadın en büyük cihad olarak isimlendirilmesinin bir diğer sebebi ise, nefsi terbiye edici olması ve onu hayra yönlendirmesidir. Bu yolla nefis, psikolojik olarak düşmanla savaş şeklindeki cihada hazırlanmaktadır. Yoldan sapan ve rezaletlere mağlup olan, heva ve heveslerin peşinden koşan nefislere gelince; bunlar ne düşmanla karşılaşabilirler, ne de saldırganlarla mücadele edebilirler.

Sözle cihad ise, hakkı duymaktan hoşlanmayan zalim bir yönetici karşısında insanın hakkı (doğruyu) söylemesidir. Bu konuda Allah Rasûlü (s.a.v.):

“Cihadın en faziletlisi, zalim idareci karşısında hakkı (doğruyu) söylemektir.”[2] buyurmuştur. Bu cihad, en faziletli cihad olarak kabul edilir. Çünkü söylenen söz, söyleyenin başına az ya da çok bir takım sıkıntılar getirebilir ve belki de, zalim sultan bu söz üzerine yola gelebilir. Cihadın bu çeşidi, insanları cihada teşvik etmeyi, sözlü ve yazılı olarak cihadın vasıtalarını ve faziletlerini öğretmeyi kapsar. Bu hususta da Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyuruyor:

“Müşriklere karşı ellerinizle, mallarınızla ve dillerinizle cihad edin!”[3]

Cihadın en büyük amacı, kanun ve nizamın hâkim olduğu hayırlı bir toplum oluşturmaktır.

Bu, cihadın kısımlarından kısaca bahseden bir giriştir. Bundan sonra bu araştırmayı kendisine ayırdığımız cihadın silahlı mücadele şeklini anlatmaya başlayacağız.

[1] Aclûnî, Keşfu’l-Hafa, 1/425.

[2] Ebu Davud, Melahim, 4/12.

[3] Nesaî, Cihad, 6/7; Ebu Davud, Cihad, 3/10.