بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

الأخلاق الإسلامية

دليل علمي إلى حسن الخلق

﴿وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ﴾ (القلم ٦٨/٤)

الرئيسية / أخلاق السياسة / نصائح ذهبية للسياسي / وصايا الحسن البصري
نصائح ذهبية للسياسي

وصايا الحسن البصري

لم تُضَف بعد ترجمة هذا المحتوى بهذه اللغة؛ نعرض النص التركي الأصلي.

NASİHATLERİ

Halife Ömer b. Abdülaziz, Hasan-ı Basrî (r.a.)’den adaletli bir

halifenin vasıflarını saymasını istemiş, Hasan-ı Basrî de O’na şunları

yazmıştır:

‘Ey Müminlerin

emiri! Şunu bil

ki, Allah Teâlâ, adaletli halifeyi, her yoldan çıkanı yola getiren, her

haksızın haksızlığına engel olan, her bozulanı düzelten, her zayıfa güç

veren, her mazlumun hakkını koruyan, her yardım isteyene el uzatan bir kimse

kılmıştır.

Ey Müminlerin

emiri! Adaletli

bir halife, yanındaki devesini en güzel otlaklarda otlatan, onu uçuruma

düşecek yerlerden uzak tutan, yırtıcı hayvanlardan koruyan, sıcak ve soğuğun

şiddetinden muhafaza eden, merhametli bir çobana benzer.

Ey Müminlerin

emiri! Adaletli bir halife,

yanındaki devesini en güzel otlaklarda otlatan, onu, uçuruma düşecek yerlerden

uzak tutan, yırtıcı hayvanlardan koruyan, sıcak ve soğuğun şiddetinden muhafaza

eden, merhametli bir çobana benzer.

Ey Müminlerin

emiri! Adaletli bir halife,

çocuklarını küçük iken beslemeye çalışan, büyüdükten sonra eğiten, hayatta iken

çalışıp kazanarak ölümünden sonra onlara mal bırakmaya çalışan şefkatli bir

babaya benzer.

Ey Müminlerin

emiri! Adaletli bir halife,

çocuğunu karnında güçlüklerle taşıyan, daha sonra onu güçlüklerle doğuran,

bebek iken ihtimamla besleyen, ağladığında telaşa kapılıp, sustuğunda onunla

beraber sükûnet bulan, emzirilmesi icab ettiği zamanlarda onu emziren,

emzirmenin fayda vermeyeceği zamanlarda ise onu sütten kesen, çocuğunun afiyette

oluşuyla sevinen, şikâyetinden ıstırap duyan, şefkatli, ince ruhlu, hassas bir

anneye benzer.

Ey Müminlerin

emiri! Adaletli bir halife,

yetimler için vasiyette bulunan ve yoksullara himayeci olan, onları küçükken

büyütüp, büyüdükten sonra maddî ihtiyaçlarını karşılayan bir koruyucuya benzer.

Ey Müminlerin

emiri! Adaletli bir halife,

vücuttaki organlar içinde kalbe benzer. Kalb düzgün olunca diğer organlar da

düzgün olur. Kalb bozulunca diğer organlar da bozulur.

Ey Müminlerin

emiri! Adaletli bir halife,

Allah ile kulları arasında bir vasıtadır. Allah’ın emirlerini dinler, kullarına

dinletir. Allah’ı görüyormuş gibi O’na itaat eder ve kullarını da itaat

ettirir. Allah’a boyun eğer, kullarını da boyun eğdirir.

Ey Müminlerin

emiri! Sakın, şu köle gibi olma

ki, efendisi kendisine her şeyi emanet eder, kendisinden malını ve çoluk

çocuğunu muhafaza etmesini ister, fakat köle, efendisinin malını saçar savurur,

çoluk çocuğunu sokaklarda bırakır, böylece efendisinin ailesi perişan olur.

Ey Müminlerin

emiri! İyi bil ki Allah Teâlâ, İslâm

ceza sistemini gönderdi ki, bununla ahlâksızlıklara ve hayâsızlıklara mâni

olsun. Bu sistemin hükümlerini yürütmeyi üstüne alan kişinin, bu gibi çirkin

şeyleri işlemesi hiç doğru olur mu?

Yine Allah Teâlâ;

kullarının hayatını korumak için katillerin kısasen öldürülmeleri hükmünü

göndermiştir. Kısas hükmünü uygulayacak kişinin, insanları haksız yere

öldürmesi hiç doğru olur mu?

Ey Müminlerin

emiri! Ölümü ve ölümden

sonrasını hatırla! Ölüm anındaki taraftarlarının azlığını ve ölüme karşı sana

yardım edeceklerin kıtlığını düşün. Ölüm ve ölümden sonra gelecek en korkunç

gün için hazırlık yap!

Ey Müminlerin

emiri! İyi bil ki senin, şu

anda, içinde yaşadığın yerinden başka bir yerin vardır. Orada uzun zaman

kalacaksın. Dost ve ahbaplarından ayrı düşeceksin. Seni sevenler, seni o yerin

dibinde yalnız başına bırakacaklardır. O halde orada sana arkadaşlık edecek

şeyleri hazırla. “O gün kişi,

kardeşinden, anasından, ba¬basından, eşinden ve oğullarından kaçacaktır.”

(Abese sûresi, 80/34-36)

Ey Müminlerin

emiri! “Kabirlerdeki ölüler diriltilip çıkarıldığı ve kalplerde olanlar açığa

çıkarıldığı zaman...” (Adiyat sûresi,100/ 9-10) sırlar ortaya çıkacaktır,

Amel defteri “Küçük-büyük hiçbir

şey bırakmadan her şeyi sayar.” (Kehf sûresi, 18/49)

Ey Müminlerin

emiri! Şimdi sana mühlet

verilmiştir. Ecel gelmeden, ümit kapıları kapanmadan, sakın ey Müminlerin

emiri, cahiliye hükmüyle hüküm verme! Müminlere karşı zalimler gibi davranma!

Güçlüleri zayıflara musallat etme! Çünkü o güçlüler “Bir Mümin hakkında ne bir yemin gözetirler ne de bir vaad.” (Tövbe

sûresi, 9/10) Aksi takdirde hem kendi günahlarını hem de başkalarının

günahını yüklenirsin. Hem kendi yükünü hem de başkalarının yükünü sırtlamış

olursun.

Senin yoksul

kalmana sebep olacak şeylerle zevk-u safa sürenler ve senin, âhirette

erişeceğin nimetlerin kaybolmasına vesile olacak şeyleri dünyada yiyenler seni

aldatmasın. Bugünkü kuvvetine değil, yarınki kuvvetine bak! Yarın sen, ölümün

pençesinde esir olacaksın. Meleklerin ve peygamberlerin de toplu olarak

bulundukları, Allah’ın huzuruna varacaksın. “O gün bütün yüzler, diri ve yarattıklarının işini yürüten Allah’a

dönmüştür.” (Taha sûresi, 20/111)

Ey Müminlerin

emiri! Her ne kadar ben,

öğütlerimle, benden önce geçen akıllı insanların verdikleri öğütlere

erişemediysem de, elimden gelen nasihat ve şefkati esirgemedim. Sen, beni bu

mektubumla, sevgilisinin sıhhat ve afiyete kavuşmasını ümit ederek, ona,

hoşlanmadığı ilaçları sunan bir doktor kabul et.

Allah’ın selâmı,

rahmeti ve nimetleri, üzerine olsun ey Müminlerin emiri…