بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

الأخلاق الإسلامية

دليل علمي إلى حسن الخلق

﴿وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ﴾ (القلم ٦٨/٤)

الرئيسية / أخلاق الجهاد والحرب / شخصيات قدوة / نجم الدين أربكان
شخصيات قدوة

نجم الدين أربكان

لم تُضَف بعد ترجمة هذا المحتوى بهذه اللغة؛ نعرض النص التركي الأصلي.

NECMETTİN ERBAKAN

Necmettin Erbakan, 29 Ekim 1926 günü Sinop’ta doğdu. Babası Adana’nın Kozan ve Saimbeyli bölgesinde yaşamış olan Kozanoğullarından Mehmet Sabri Erbakan’dır. Ağır Ceza Reisi olan babasının birçok yerde görev yapmış olması dolayısıyla çocukluğu muhtelif şehirlerde geçen Erbakan’ın annesi de Sinop’un tanınmış ailelerinden birinin kızı olan Kamer Hanım’dır.

Necmettin Erbakan ilkokul’a Kayseri’de başladı, babasının Trabzon’a tayin olması dolayısıyla ilkokul öğrenimini burada okul birincisi olarak tamamladı. 1937 yılında İstanbul Erkek Lisesi’nde orta tahsiline başladı. İstanbul Erkek Lisesi’ni 1943 yılında birincilikle bitirdi. 1948 yılı yaz döneminde İTÜ Makine Fakültesinden mezun olan Erbakan aynı yılın 1 Temmuz’unda Makine Fakültesi Motorlar Kürsü’nde asistan olarak göreve başladı. 1948-1951 yılları arasındaki bu 3 yıllık asistanlık döneminde o zaman doktora tezine tekabül eden yeterlilik tezini hazırladı. Sınıflarda ders vermek doçent ve profesörlerin yetkisinde olmasına rağmen kendisi asistan olduğu halde ders vermesine izin verilmiştir.

Yeterlilik tezindeki başarısından dolayı üniversite tarafından 1951 yılında Aachen Teknik Üniversitesi’nde ilmi araştırmalar yapmak, bilgi ve görgüsünü artırmak üzere Almanya’ya gönderilen Erbakan, Alman ordusu için araştırma yapan DVL araştırma merkezinde Profesör Schimit ile birlikte çok başarılı çalışmalar yaptı. Aachen Teknik Üniversitesi’nde çalıştığı 1.5 yıl süre içerisinde, bir tanesi doktora tezi olmak üzere 3 tez hazırlayan Erbakan, Alman üniversitelerinde geçerli olan ‘Doktor’ unvanını aldı. Alman Ekonomi Bakanlığı için motorların daha az yakıt yakmaları konusunda araştırmalar yaparak rapor veren ve bu arada da doçentlik tezini hazırlayan Erbakan’ın ‘Dizel motorlarda püskürtülen yakıtın nasıl tutuştuğunu’ matematiksel olarak izah eden bu tez, Alman ilim çevrelerinde büyük yankı uyandırdı. Tezin mecmualarda neşredilmesi üzerine o tarihte Almanya’nın en büyük motor fabrikası olan Deutz motor fabrikalarının Genel Müdürü Prof. Dr. Flats tarafından Leopar tanklarının motorları ile ilgili araştırmalar yapmak üzere bu fabrikaya davet edildi.

II. Dünya Harbi’nden sonra Alman üniversitelerinde ilk Türk ilim adamı olan Erbakan, 1953 yılında doçentlik imtihanını vermek üzere İstanbul’a döndü. İmtihan sonucunda 27 yaşında Türkiye’nin en genç doçenti olma başarısını gösteren Necmettin Erbakan, araştırmalar yapmak üzere tekrar Almanya’nın Deutz fabrikalarına gitti. Burada 6 ay süreyle motor araştırmaları başmühendisi olarak, Alman ordusu için yapılan araştırma çalışmalarına katıldı.

1953’ün Kasım ayında İstanbul Teknik Üniversitesi’ne dönen Erbakan, Mayıs 1954 - Ekim 1955 yılları arasında askerlik görevini ifa etti. İstanbul Kâğıthane’deki 6 aylık yedek subay öğreniminden sonra Halıcıoğlu’ndaki istihkâm bakım bölüğünde 6 ay asteğmen, 6 ay da teğmen olarak makinelerin bakım ve tamiratları kısmında görev yaptı.

Askerlik görevinden sonra tekrar üniversiteye dönen Necmettin Erbakan 1956 yılında Türkiye’de ilk yerli motoru imal edecek olan, 200 ortaklı Gümüş Motor A.Ş.’yi kurdu. Erbakan’da böyle bir fabrika kurma fikri Almanya’daki çalışmaları esnasında, Türkiye Zirai Donatım Kurumu’nun sipariş verdiği motorları görünce iyice uyanmıştı.

Yurda dönünce bu çalışmayı başlattı. Ve bugün Pancar Motor adı altında çalışan fabrikanın temelini 1 Temmuz 1956’da attı. Gümüş Motor fabrikasında seri imalat 1 Mart 1960 tarihinde başlamıştır. 1960 yılında Ankara’da yapılan Sanayi Kongresi’nde Gümüş Motor’un yaptığı imalatları sunan Erbakan ‘Yeni hedef otomobillerin Türkiye’de yapılmasıdır’ fikrini ortaya atmış, o zaman yönetimde olan askerler tarafından ilgi gören bu fikir üzerine Eskişehir Demiryolları Cer atölyesinde ‘devrim otomobili’ adıyla ilk yerli otomobil Erbakan tarafından imal edilmiştir. Askeri yönetim Gümüş Motor fabrikasını gezmiş, büyük ilgi ve heyecan duymuşlar, bunun üzerine 200’e yakın General ve üst rütbeli subaya Erbakan tarafından bir Sanayi Konferansı verilmiştir.

1965 yılında profesör olan Erbakan, Şubat 1966’da Odalar Birliği Sanayi Dairesi Başkanlığına getirildi. Daha sonra Genel Sekreter olan Erbakan, 1968 Mayıs’ında Odalar Birliği İdare Heyeti Üyesi, Mayıs 1969’da da Odalar Birliği Başkanı oldu. O zamanki hükümet her türlü kanuni hükümleri hiçe sayarak Erbakan’ı polis zoruyla görevinden uzaklaştırdı.

Erbakan 1967 yılında evlendi. Sanayiye gerekli ilginin gösterilmemesi üzerine siyasete atılmaya karar verdi. 1969 Genel seçimlerinde Konya’dan bağımsız olarak adaylığını koydu ve milletvekili seçilerek Meclis’e girdi.

24 Ocak 1970 yılında Milli Görüş’ün ilk partisi olan Milli Nizam Partisi’ni kuran Erbakan, 1971 Nisan’ında ihtilal yönetiminin de baskısıyla, Milli Nizam Partisi hukuksuz bir biçimde kapatıldı.

11 Ekim 1972 Tarihinde kurulan Milli Selamet Partisi, Erbakan liderliğinde ve ‘Önce Ahlâk ve Maneviyat’ sloganıyla girdiği 14 Ekim 1973 seçimlerinde %12 oyla 48 Milletvekilliği ve 3 Senatörlük kazanarak 51 parlamenterle TBMM’ne girdi.

1974 Yılı başında çok tartışmalı bir şekilde kurulan MSP-CHP koalisyon hükümetinde Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak önemli başarılara imza attı. Kıbrıs zaferinin kazanılması, manevî kalkınma hamlesi, daha önce kapatılmış olan İmam-Hatip Okullarının orta kısımlarının yeniden açılması, Kur’an kurslarının açılması, Diyanetin ihtiyaç duyduğu kadroların verilmesi, ağır sanayi hamlesinin başlatılması, İslâm konferansı örgütüne tam üyelik, ahlâk dışı zararlı yayınlarla mücadele edilmesi, İslâm ülkeleriyle ilişkilerin geliştirilmesi, şahsiyetli dış politika, tarım üretiminin artırılması, Türk lirasının değerinin sabit tutulması, faizsiz banka sisteminin kurulması gibi büyük hizmetler, 7 ay süren bu kısa koalisyon hükümeti döneminde gerçekleştirildi.

Daha sonra kurulan dörtlü koalisyonda da yer alan MSP’nin Genel Başkanı yine Başbakan Yardımcılığı ve Ekonomik Kurul Başkanlığı görevlerini üstlendi.

5 Haziran 1977 seçimlerinden sonra kurulan 3’lü koalisyonda da bu görevini devam ettiren Erbakan liderliğindeki MSP, böylece toplam 4 yıl süreyle hükümetlerde ortak oldu, hayırlı hizmetlere motor; yararsız işlere firen görevi yaptı.

Erbakan, bütün Türkiye’de verdiği konferanslar, mitingler, radyo ve televizyon konuşmaları, gazete röportajları, meclis çalışmaları ile yıllarca ikinci ve üçüncü sınıf insan muamelesi gören, horlanan ve ezilen dindar insanlarımızın yeniden kendilerine güven duygusu ve girişimcilik ruhu kazanmalarını sağladı.

İnancını yaşayan ve bunu şeref sayan ve Hakk’ı savunan insanlar, Meclis’e girdi, bakan oldu, bürokraside üst düzey yönetici oldu. Bunun üzerine tarikat ve cemaatlere diğer partiler tarafından daha çok müsamaha edilmeye başlandı. Onların oyları alınmak isteniyordu. Bu da onların daha rahat hizmet vermelerini ve İslâmî düşünce ve davranışların daha da yerleşmesini ve gelişmesini netice verdi.

İslâm düşmanı bir kısım odaklar, kendi saltanatlarını devam ettirmek amacıyla Erbakan’dan kurtulabilmek ve Müslümanları kendi saflarında tutabilmek için, daha büyük tavizler vermeye ve hatta İslâmcı geçinmeye bile başladılar.

Yani Türkiye’de siyaset, basın, eğitim, diyanet, hatta ticaret sahasında Anadolu insanının, 30 yıl öncesine göre çok daha etkin hale gelmelerinde, Erbakan’ın doğrudan hizmetleri yanında, dolaylı etkileri ve katkıları da büyük olmuştur.

Öncelikle Türkiye’de millî iradeyi iktidara taşımak, devlet ve hükümet imkânlarının, hakkın ve halkın hizmetinde kullanılmasını sağlamak amacıyla, sömürü ve zulüm şebekesine karşı çeşitli cephelerden halkımızı harekete geçirdi.

İslâm ülkelerinin birlik ve beraberlik içinde olmaları, aralarındaki ihtilafları kolayca gidermeleri, kaynaklarını en iyi şekilde değerlendirmeleri ve dünyanın sömürücü güçlerine karşı koyabilmeleri için şu beş birliğin oluşmasını savundu ve bunun çalışmalarını yaptı.

1. İslâm Birleşmiş Milletler Teşkilatı

2. İslâm Ortak Pazarı

3. İslâm Ortak Savunma Paktı

4. İslâm Eğitim ve Kültür Birliği

5. İslâm Ortak Para Birimi

Siyasî hizmetler için siyasi parti, gençlik eğitimi için vakıf ve dernekler, işçi haklarını korumak için sendikalar, ilmi araştırmalar yapmak için enstitü ve merkezler, basın ve yayın hizmetleri için gazete ve televizyon, esnaf ve sanatkârlar için meslek kuruluşları kurdu, bunların çalışmalarını yakından izledi.

1978 yılı başından 12 Eylül 1980 gününe kadar muhalefette kalan MSP’nin Genel Başkanı Erbakan, 1980 yılı içerisinde İsrail’in Kudüs’ü başkent ilan etmesi üzerine bunu telin ve protesto etmek amacıyla 6 Eylül’de Konya’da büyük miting düzenledi. İslâm âleminin büyükelçileri ve diğer yetkilileri davet edildi. Mitinge yüz bin insan katılmıştı. Bütün tedbirler alınmasına rağmen bu büyük mitingi sabote etmek ve amacından saptırmak için bazı hoş olmayan olaylar meydana gelmişti.

Mitingin üzerinden altı gün geçmişti. Türk Silahlı Kuvvetleri ihtilal yaparak merkezî idareye el koydu. İhtilal sebebiyle, dönemin partileri MSP, CHP, AP ve MHP liderleri 12 Eylül gecesi evlerinden alınarak Erbakan ve Türkeş İzmir/İnciada’ya götürüldü. Erbakan’ın hapiste iken çok sevdiği âlim Mehmet Zahid Kotku’nun vefat etmesi ve cenazesine katılamaması O’nu çok üzdü.

Sıkıyönetim mahkemesinde Erbakan şeriat devleti kurma amacına yönelik çalışmalar yapmakla suçlanıyor, savcı iddianamesinde şöyle diyordu: ‘1977 yılı ortalarından 1980 yılı Eylül başlarına kadar diğer sanıklar ile Necmettin Erbakan birlikte şeriat devleti kurulması amacına yönelik bir fiili beraberlik oluşturdukları meydana gelen maddi olaylardan anlaşılmaktadır..’

Ancak uzun süren bu mahkemeler bir bakıma medrese olmuş, kutlu mesajımızın her kesime ulaştırılmasına vesile yapılmış, Milli Görüşün ne olduğu anlatılmış ve en yetkili mahkemelerce Erbakan ve parti teşkilatının suçsuzluğu ve haklılığı resmen tespit ve tescil edilmişti.

Uzun bir tutukluluk dönemi ve devam eden mahkemelerden sonra tahliye kararları çıkmaya başladı. Tutuksuz devam eden mahkemelerden sonra 24 Şubat 1983’de mahkeme Erbakan’a 4 yıl ağır hapis, 1.5 yıl da Eskişehir’de mecburî ikamet cezası verdi. Askeri Yargıtay 4. Ceza Dairesi de delil yetersizliğinden mahkûmiyet kararını Erbakan ve arkadaşları lehine bozdu. Yeniden yargılama yapan Mamak Askeri mahkemesi Askeri Yargıtay’ın bozma kararına uyarak ‘Berat’ kararı verdi.

12 Eylül darbesinin getirdiği antidemokratik uygulama ve yasaklarla ve hukuksuz olarak MSP kapatıldı ve Necmettin Erbakan Eylül 1987’ye kadar politikadan resmen uzak tutuldu. Böylece siyaset güneşinin ışığından, enerjisinden yararlanılmasına yedi yıl engel olundu. MSP tarihteki yerini alarak kapandı.

Eylül 1987’deki referandumla yeniden siyasî haklarını elde eden Erbakan, 19 Temmuz 1983 tarihinde kurulmuş olan Refah Partisi’nin, 11 Ekim 1987 tarihinde yapılan kongresinde oy birliği ile Genel Başkanlığına seçildi. Necmettin Erbakan 20 Ekim 1991 genel seçimlerinde Konya’dan yeniden Milletvekili seçildi.

RP Genel Başkanı olarak girdiği 1995 Genel seçimlerinde tekrar Konya’dan Milletvekili seçilerek meclise girdi. Bu seçimlerde Refah Partisi %21,7 oranında oy alarak seçimin birinci partisi oldu. Bunun üzerine Erbakan 28 Haziran 1996’da hükümeti kurma görevini alarak 7 Temmuz’da aldığı güvenoyuyla Türkiye Cumhuriyetinin 54. hükümetinin Başbakanı oldu.

Erbakan’ın başkanlığında ve DYP ile kurulan Refahyol koalisyon hükümeti, halkın desteğini alan ve daha sonraki yıllarda kendisinden söz ettiren birçok önemli başarıya imza atıldı.

Bu hükümette cumhuriyet tarihimizde ilk kez denk bütçe yapıldı. Havuz sistemi kurularak ekonomi rayına oturdu, mali disiplin sağlandı. Enflasyonla mücadelede başarı sağlandı. Emekliler, işçiler, memurlar ve köylüler dahil, toplumun tüm gelir gruplarına enflasyonun üzerinde, 40-50 puanlık bir reel gelir artışı sağlanmasına karşın bu reel gelir artışının finansmanında alternatif gelir kaynakları devreye alınarak enflasyonun artmasına fırsat verilmedi, enflasyon sabit tutulmaya çalışıldı.

Zirai ürünler karşılığı köylülere bir önceki yıla göre %312 oranında büyük bir artış sağlanarak çiftçiler azamî derecede desteklendi.

Bağ-kur emeklilerinin maaşları yüzde 300 artırılarak adaletsizlikler giderildi. Asgarî ücret yüzde yüz artırıldı. Esnafa verilen krediler ikiye katlandı.

Refahyol hükümeti, özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgeleri başta olmak üzere ihtiyaç içinde bulunanlara acil destek programı çerçevesinde yüksek rakamlı yardımlar yapıldı.

Körfez savaşından bu yana Irak’a uygulanan ambargo nedeniyle kapalı tutulan ve Türkiye’ye büyük zararlar veren Kerkük-Yumurtalık boru hattı bu dönemde açılarak ülke ekonomisine büyük katkı sağladı.

Erbakan biliyordu ki, Türkiye devleti çok büyük bir tarihe, stratejik öneme ve ticari şanslara sahip bir ülkedir. Halkımızın yoksul bırakılmasını hiçbir bahanesi yoktur.

Ülkemizin kaynaklarını en iyi şekilde değerlendirmek, potansiyeli bulunan ülkelerle ticari bağlantılar yapmak ve İslâm dünyasında Türkiye’yi lider bir konuma getirmek üzere dış politika atağı başlattı. Bu çalışmalarla gelişmekte olan 8 İslâm ülkesinin işbirliğine öncülük yaparak büyük bir gayretle bir yıl gibi kısa bir sürede D-8 (Development-8) oluşumunu gerçekleştirdi. D-8’ler grubu Türkiye, İran, Pakistan, Bangladeş, Endonezya, Malezya, Mısır ve Nijerya’dan oluşmaktadır. Erbakan bu ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarını 14 Haziran 1997’de İstanbul’da topladı. D-8 oluşumu İslâm dünyası için bir umuttu. Gelişmekte olan bu ülkeler kendi kaynaklarını en iyi bir şekilde değerlendirebilmek için birlik oluşturmuştu. Artık sömürgecilere yem olmayacaklardı. Felaket zamanlarında birbirlerine yardım edeceklerdi.

Başbakanlığı döneminde bazı haksız eleştirilere de uğradı. Libya ziyaretinde Kaddafi’nin yanlış sözleri, bazı cemaat liderlerine başbakanlık konutunda iftar yemeği verilmesi, Çankaya ve Taksim’e cami yaptırılması projeleri, kurban derilerinin serbestçe toplanabilmesi, hac kısıtlamalarının kaldırılması konularında yersiz eleştirilere muhatap oldu.

Bütün bunlar Erbakan başkanlığındaki bir yıllık bir hükümet döneminde gerçekleştirildi.

21 Mart 1997’de Yargıtay Başsavcısı iktidardaki RP’nin laikliğe aykırı eylemleri nedeniyle kapatılması için dava açtı. Dava devam ederken 17 Kasım 1997’de Fazilet Partisi kuruldu. Yüksek Mahkeme 1998’de RP hakkında kapatma kararı verdi. Erbakan ve parti yöneticilerine siyasi yasak getirildi.

Milletvekilleri Fazilet Partisine katıldılar. Yargıtay Başsavcılığı, 7 Mayıs 1999’da FP hakkında da kapatılan RP’nin devamı olduğu gerekçesiyle dava açtı. Dava 22 Haziran 2001’de sonuçlandı ve parti kapatıldı. Bu kez FP ikiye bölündü. Recai Kutan ve kendisini destekleyen gelenekçiler Saadet Partisini kurarken Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül ve Bülent Arınç’ın öncülüğündeki yenilikçiler de Adalet ve Kalkınma Partisi’ni kurdular. Bu parti 3 Kasım 2002 seçimlerinde büyük bir başarı göstererek iktidar oldu.

1998 yılı 22 Şubat’ında Genel Başkanı olduğu Refah Partisi’nin kapanmasıyla 5 yıl siyasi yasaklı hale gelen Erbakan 11 Mayıs 2003’te Saadet Partisine Genel Başkan seçildi.

Erbakan yaptığı muhteşem benzetme ve esprileriyle, siyasetin o sıkıcı tarafını unutturmuş ve Türk halkına siyaseti sevdirmiştir. O siyasetin gülen yüzü olmuştur. O’nu dinleyen muhalifleri bile zevk alarak dinlemişlerdir. Çünkü eleştirilerini hep bir baba şefkatiyle ve taşı gediğine koyarak yapmıştı.

Milli Görüş mensupları liderleri için şöyle diyorlar: ‘O bizi hiç yanıltmadı. Eleştirilerinde ve ortaya koyduğu teşhislerinde hep yıllar sonrasını gördü, bize gösterdi ve hep haklı çıktı. İbadet niyetiyle ülkesi ve milleti için gece gündüz çalıştı. Rakiplerini korkutan O’nun inancı, azmi, kararlılığı ve zekâsıdır. Seksen yaşını geçtiği halde O’nun hala yirmi yaşındaki gençler gibi heyecanlı, enerji dolu ve gayretli çalışmasıdır. Fiziki ve zihni dinçliği ve hafızasının tazeliğidir. Bu yaşta hala ilkelerinden söz etmesidir.’

40 Yıllık siyasî hayatında bütün toplantılarında yüz binlerce inançlı insan hep O’nun için ‘Mücahid Erbakan’ ‘Millî Kahraman’ ‘Erbakan Başbakan’ sloganlarını haykırdı ve bunun için de çalıştı ve dua ettiler. Milyonlarca insan Mücahid ve Milli Kahraman olduğuna şehadet ederken O’nun başbakan ve iktidar olmasını istedi ve bunun için gayret ettiler.

Her türlü hileye, entrikalara ve planlara rağmen, O’nu saf dışı bırakamayanlar, milletin gözünden ve gönlünden düşüremeyenler, kendi çirkinlikleri içinde çürüyüp gideceklerdir.

Fakat Erbakan milletin gönlüne yaktığı meşale ile daima hayır ile anılacaktır.