مواضع الإنفاق المحرمة
Harcama yerleri başlığının anlaşılabilmesi aynı zamanda israf meselesinin de tam anlamıyla anlaşılmasına bağlıdır. İsrafın kapsamı ve biçimleri ortaya çıktığında, israf sonucunu doğuran yerlerin harcama yerleri olmayacağı da anlaşılacaktır.
İsraf, kişilere ve ülkelere göre değişen bir kavramdır. Fakir için israf sayılan, zengin için israf olmayabilir. Aynı şekilde fakir ülkelere göre israf sayılan bir harcama zengin ülkeler için israf olarak değerlendirilmeyebilir. Hatta bu aslî ve zarûrî bir ihtiyaç olarak da değerlendirilebilir.
İhtiyaçların belirlenmesi bulunulan şartlara bağlı olarak kişilere ve ülkelere göre değişeceğinden, harcama yerleri ve bu kapsamda israf sayılacak harcamalar da değişkenlik taşıyacaktır.
“Yeyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü o, israf edenleri sevmez.” [1] ayeti, bir yandan harcama yerlerini belirlerken, israf niteliği taşıyacak tasarruflardan uzak durmayı öğütlerken, diğer yandan da iki farklı harcama alanı göstermektedir. Bunlar yeme ve içme ihtiyacının karşılanması biçimindeki harcama alanları olarak karşımıza çıkmaktadır. Yeme ve içme alanında yapılan harcamaları nafaka üst başlığı altında toplamak mümkündür.
Buna göre, harcama yerlerinden birisi de nafaka kavramıyla karşımıza çıkmaktadır. Her Müslüman, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin nafakasını sağlamakla görevlidir ve bu öncelikli harcama yeridir. Kişinin ailesi yeme, içme veya giyinme ihtiyacı içerisindeyken, onun, başka bir alana harcama yaparak, nafaka mükellefiyetinden kaçınma imkânı bulunmamaktadır.
Savurganlık ve israf, öylesine büyük bir hatadır ki; insanın dünyasını da ahiretini de karartır. Son derece tehlikelidir ve bu tehlikesinden dolayıdır ki; Yüce Allah şöyle buyurmuştur. “Çünkü saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankörlük etmiştir.” [2]
Müslüman, içki, kumar, fuhuş ve ahlâksızlığın bütün türlerine ve İslâmın yasakladığı bütün hallere yaklaşmaktan men edildiğiiçin para ve imkân harcamaktan da men edilmiştir. Cenâb-ı Hak buyurur: “Ey iman edenler, içki, kumar, (tapmaya mahsus) dikili taşlar, fal okları ancak şeytanın amelinden birer pisliktir. Onun için bunlardan kaçının ki felaha eresiniz.” [3]
“O kendilerine iyiliği emrediyor, onları kötülükten nehyediyor, onlara (nefislerine haram kıldıkları) temiz şeyleri helâl, (helâl kıldıkları) pis şeyleri de üzerlerine harak kılyor.”
Yasak harcama yerlerine yapılan harcamalar nedeniyle Müslüman iki büyük zarara uğramaktadır. Bunlardan birincisi, haram olan bir fiili işleyerek günah kazanmakta ve Allah Teâlâ’nın rahmetinin ve bereketinin kendisi üzerinden uzaklaşmasına neden olmaktadır. İkincisi ise nice zahmetlerle kazandığı mal ve servetini hayırlı işlere harcayarak sevap kazanmak ve cennete ulaşmak var iken onları yasak yerlere harcamakla büyük bir zarara girmektedir. Onun için yasak yerlere harcama yapmak akıllı Müslüman’ın yapacağı bir iş değildir.
[1] A’raf sûresi, 7/81.
[2] İsrâ sûresi, 17/27.
[3] Maide sûresi, 4/90.