محبة الفساق
‘Fasık’ kelimesi, ‘fısk’ mastarından özne ismidir.
Dinî bir terim olarak fısk, Dinin koyduğu sınırlardan dışarı çıkmak, hakk’tan sapmak ve Allah’ın emirlerinden ayrılıp isyankâr olmak demektir.
Kur’an, kâfirlerin, münafıkların ve ehl-i kitabın (yahudi ve hristiyanların) isyan ve günah sayılan davranışlarına, onların şirk ve küfür dışındaki hatalarına ‘fısk’ dediği gibi, müslümanların bazı günahlarına, bir takım hatalı davranışlara da fısk demektedir.
Allah (c.c.)’ın emirlerine aykırı davranıp günah işlemeye ‘fısk’ denildiğine göre, günah işlemeye devam eden, İslâm’ın sınırlarının dışına taşan kimselere ‘fasık’ denir.
Kur’an’da bildirildiğine göre, Hz. Musa (a.s.) Allah (c.c.)’ın emrini dinlemeyen kavmi için şöyle dua ediyor: “Ya Rabbi, gerçekten kendimden ve kardeşim Harun’dan başkasına gücüm yetmiyor. Öyleyse bizimle fasıklar arasını Sen ayır.” (Maide sûresi, 5/25.)
Allah (c.c.)’ın indirdiği ile hükmetmeyenler, her konuda Allah’ın gönderdiği hükümleri ölçü almayanlar, özellikle inanç, ibadet ve sosyal düzende Allah’ın buyruklarına aldırmayanlar fasık kimselerdir. (Maide sûresi, 5/47.)
Kur’an’ın ifadesi,ne göre münafıklar kesinlikle fasıktırlar. Çünkü onlar sürekli bir biçimde Allah’ın emrinin dışına çıkarlar, bunda da bir sakınca görmezler. (Tevbe sûresi, 9/67.)
Fasıklık, hidayet yolu üzerinde en büyük engeldir. Allah’tan gerçek anlamda korkup sakınanlar ‘fısk’ olayından uzak kalmaya çalışırlar. Dünyalıklara, nefsin isteklerine kapılıp da Allah’ın emrini dinlememek insanı fasıklığa götürür. Bu tür fasıklık tavırları giderek kişiyi küfre ve şirke sürükler. (Tevbe sûresi, 9/24.)
Hadisi şerifte: “Zalimin çok yaşaması için dua etmek, Allah-u Teâla’ya isyan olunmasını istemektir.” buyuruldu. Süfyani Sevri’ye (r.a.) ‘çölde bir zalim susuzluktan helak oluyor. Ona su verelim mi?’ denildiğinde, hayır vermeyin, buyurdu. Zalim oturduğu evi gasp yolu ile almış ise, o eve girmek haram olur. Zalim olmayan fasık kimseye tevazu edenin dininin üçte ikisi gider. Zalime tevazu edenin halinin nasıl olacağını buradan anlamalıdır. Zalimin elini öpmek, karşısında eğilmek, günahtır. Adilin ise caiz olur. Ebu Ubeyde bin Cerrah Hazreti- Ömer’in elini öpmüştür. Kazancının çoğu haramdan olan kimsenin evine gidip oturmak, caiz değildir. Onu söz ile veya bir hareket ile övmek, haramdır. Ancak kendini veya başkasını, onun zulmünden kurtarmak için, yanına gitmek caiz olur. Yanında iken, yalan söylememek ve onu övmemek gerekir. Kabul edeceği tahmin olunursa kendisine nasihat verilir. Zalim, sana gelirse ayağa kalkmak ve ayakta karşılamak caiz olur. Ancak dinin izzetini ve zulmün kötülüğünü bildirmek için ayağa kalkmamak daha iyi olur. Mümkün ise nasihat yapılır. Zalimden her zaman uzak kalmak daha iyidir. Hadis-i şerifte: “Münafık ile konuşurken, efendim, demeyiniz.” buyuruldu. Zalime, kâfire hürmet etmek, saygı ile selâm vermek, üstadım demek, küfür olur.
Allah’a isyan eden ve açıkça haramları işleyen kimseye “Fasık” dendiğini ifade etmiştik. Başkalarının isyan etmesine ve fıskın yayılmasına sebep olan kişiye de “Facir” denir. Haram işlediği bilinen fasık sevilmez. Peygamber (s.a.v.): “Fasıkın fıskına engel olacak güç ve kuvvet var iken, kimse engel olmazsa, Allah Teâlâ, bunların hepsine, dünyada ve âhirette azap yapar.” buyurdu. Ömer bin Abdul-Aziz diyor ki: “Allah, bir kimse günah işlediği için başkalarına azap yapmaz ise de, açıkça günah işleyenler görülüp de, görebilenler engel olmadığı zaman, hepsine azap yapar.”
Bir kimse, hem ibadet yapar, hem de fısk yaparsa, daha çok yaptığının ismi verilir. İkisi eşit ise, ibadeti bakımından sevilir, fıskı bakımından sevilmez. Başkalarının da fıskına sebep olan kimseye hükümet kuvvetlerince engel olunur.