عدم الوقوع في الضيق
Ağırlık ölçü birimleri ile alım satımı yapılan kıymetli malların konuldukları kapların daralarının da hesaplanması, malın değeri ve kabın değeri arasındaki fark dikkate alınarak daralarını düşülmesi gerekmektedir. Bu durum, kabın fazla ağırlık teşkil eden bir malzemeden olması halinde daha da önem kazanmaktadır.
Örneğin, ahşap bir sandık içinde satılan fındık içi, ceviz içi, badem gibi değerli gıda maddelerinin ağırlık ölçü birimi üzerinden fiyatı ile ahşap sandığın yine ağırlık ölçü birimi fiyatı bir değildir. Satıcı, sandığın ağırlığı yani darası ile birlikte toplam ağırlık üzerinden bu kıymetli maddenin fiyatını hesaplarsa bu durumda darayı düşmemiş ve ağırlık ölçüsü ile değeri düşük bir malı değeri yüksek bir mal gibi vermek suretiyle alıcıya haksızlık etmiş olur. Bu ise Müslüman bir ticaret adamına yakışmayan bir davranıştır, ölçü ve tartıda hile yapmaktır.
Ancak bütün bu hesaplamalar pazarlık sırasında açık ve net olarak konuşulur ve ona göre alım satım kararı verilirse bunda bir sakınca ve haksızlık yoktur.
Ancak darası hafif olan malzemelerle yapılmış paket ve kaplara konulan ve böylece tartılan malların alım satımında bir zarar ve mağduriyet söz konusu değildir. Örneğin, baklava alırken, bana bir kilo baklava ver, diyoruz. Satıcı da karton kutu ile birlikte bir kilo tartıp bize veriyor. Baklavanın kilosu 10 lira ise, on lirayı veriyoruz. Poşet veya ambalaj kâğıdı ile de tartılan gıdalar oluyor. Bir kısım insanlar, böyle alış veriş fasid olur, darasını ayrıca alması gerekir, diyor ve yapılan alış verişin sahih olup olmadığı konusunda tereddüt gösteriyorlar.
Böyle alış verişler sahihtir, fasid değildir. Hatta biz bir kilo ver dedik, satıcı da 950 gram verse, yine sahih olur. Çünkü 900 gram veya 1100 gram gıda ile poşeti veya kartonu 10 liraya almış oluyoruz. Bu götürü alış verişe giriyor. Bunun hiçbir sakıncası yoktur. Bu iddialar, fıkıh kitaplarını yanlış anlamadan kaynaklanmaktadır.