بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

الأخلاق الإسلامية

دليل علمي إلى حسن الخلق

﴿وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ﴾ (القلم ٦٨/٤)

الرئيسية / أخلاق الجهاد والحرب / أنواع الجهاد / سبل الجهاد بالتعليم
أنواع الجهاد

سبل الجهاد بالتعليم

لم تُضَف بعد ترجمة هذا المحتوى بهذه اللغة؛ نعرض النص التركي الأصلي.

EĞİTİM ve ÖĞRETİM İLE YAPILAN CİHADIN YOLLARI

Öğretim ve eğitim yoluyla cihat yapılmasının birçok yolları ve usulleri vardır. Şimdi bunlardan bazılarını görelim.

1-Eğitim Kurumları

Anaokullarından, ilköğretim okullarına, liselere, meslek liselerine, yüksekokullara ve Üniversitelerin bütün fakülte ve bölümlerine ve yüksek lisansa varıncaya kadar eğitimim her tür ve kademesinde kurumlar açmak ve bunları yaşatmak eğitim ve öğretim ile yapılan cihattır. Elbette, açılacak olan bu kurumlardaki eğitimlerin İslâmî esaslara göre yapılmasının gerekliliğini ifade etmeye dahi gerek yoktur. Ülkemizde devlet okullarının yanında özel ilköğretim ve liseleriyle birlikte devlet üniversitelerinin yanında Vakıf üniversiteleri kurulmuş, yenileri kurulmakta ve ticari amaçlarla faaliyetlerini sürdürmektedirler. Tamamen İslâmî ilimlerin öğretildiği, bütün dünyaya hitap eden İslâm davetçilerinin yetiştirildiği Vakıf Üniversiteleri kurulmalıdır. Bu üniversiteler dünyanın belirli dillerinde eğitimler vermeli ve mezunları bütün dünya genelinde hizmet verebilmelidir.

Ülkemizde de bütün ileri dünya ülkelerinde olduğu gibi devlet okullarının yanında özel anaokulları, ilköğretim okulları, liseler ve meslek liseleri, özel şahıslar ve bunların kuracağı kurumlar aracılığı ile açılabilmekte ve işletilebilmektedir. Elbette ki bu okulların müfredat programları ‘Tevhid-i Tedrisat’ yani eğitimin birleştirilmesi kanunu kapsamında ve Milli eğitim Bakanlığının denetiminde yapılmakta ve uygulanmaktadır. Müslümanların halen kurdukları ve ticarî amaçlardan uzak olan bu kurumlar daha da geliştirilmeli ve öğrenci kapasiteleri daha da artırılmalıdır. İşte bu kurumlar için yapılan harcamalar ‘Malî Cihat’ı ve bu kurumların açılması, çalıştırılması, geliştirilmesi ve diğer çalışmaların hepsi de ‘eğitim ve öğretim yoluyla yapılan cihat’ı ifade eder.

2. Kur’an Kursları

Ülkemizin her tarafında gerek Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı ve gerekse özel dernek ve vakıflara bağlı çok sayıda Kur’an Kursu bulunmaktadır. Bu kurslarda yıllardan beri Hafızlık, Kur’an okuma, İslâm Tarihi, İlmihal, Türkçe gibi dersler verilmekte ve büyük bir hizmet vermekteydi. Bu kurslardaki eğitim ve öğretim şartlarının gerekli bina ve fiziki şartlarını taşımadığı veya yeterli öğretici bulunmadığı gerekçesiyle bir kısmı kapatılmıştır. Kur’an kursları, gerek buralarda sürekli eğitim gören ve gerekse liselerin tatil olduğu yaz aylarında yaz kurslarına katılan öğrenciler için önemli bir eğitim hizmeti vermektedir. Ancak son yıllarda ilköğretim sekizinci yılından sonra mezun olmadan öğrencilerin bu kurslara katılmamaları yönünde çıkan ve yürürlüğe konan yasa nedeniyle bu kurslara katılımlar azalmıştır. Bize göre bu uygulama yanlış olup en kısa zamanda düzeltilmeli ve Kur’an kursları daha yararlı ve daha geniş kapsamlı hale getirilmelidir. Bu kursların açılması ve yaşatılması için yapılacak bütün harcamalar ‘Malî Cihat’; bu kurumların yaşatılması ve geliştirilmesi yönünde yapılan bütün çalışmalar da ‘Öğretim ve Eğitim Yolu İle Cihat’ olarak değerlendirilmelidir.

Bilindiği gibi bu asırlardan beri bütün İslâm dünyasında uygulanan bir sünnettir. Mutlaka devam ettirilmelidir. Müslümanlar çağlar boyu âlimleri ve kendi alanlarında uzmanlaşmış insanları kendi okullardan, medreselerinden yetiştirmişlerdir. Bu konu gerçekten pek önemli olan bir konudur. Davetçilerin ye­tişmesi de bu gibi okullara bağlıdır. Müslümanlar şeytani düzenler eliyle artık âlimlerin yetişmeyeceği ve özellikle engelleneceğini bilmelidir. Bunun için de maddî ve manevî güçlerini seferber ederek özel İslâmî kurslar açmalıdır. Buralardan Müslüman’ca düşünen ve yaşayan genç nesiller yetişsin.

3. Yaz Okulları

Ülkemizde İmam-Hatip Liselerinin dışındaki lise ve dengi okullarda verilen Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersleri, haftalık ders saatleri ve branş öğretmeni olmaması nedeniyle son derece yetersizdir. Müslüman çocuklarının bu okullarda verilen İslâmî bilgilerle ibadetlerini yerine getirmeleri ve Müslümanca bir hayat sürdürmeleri mümkün değildir. Bunun için yaz okulları çokça açılarak lise ve meslek liselerinde verilemeyen İslâmî bilgiler buralarda gençlerimize verilmelidir. Bu okulların dönemleri de katılanların za­manları, işleri ve durumları göz önünde tutularak yapılmalıdır. Süre kırk günden aşağı olmamalıdır. Kırkar günlük sürelerle kurslar tertip olunmalı­dır. Hz. Ömer (r.a.) bir süre görmediği bir sahabeye şöyle der: ‘Sen nerede idin? O da, ben ribatta, sınırda nöbetteydim, cevabını verir. Bu defa, kaç gün müddetle kal­dın? Diye sorunca, otuz gün yurtta (nöbette) kaldım der. Bunun üzerine Hz. Ömer (r.a.), ‘kırka tamamlayamaz mıydın?’ der.

Yaz okullarına katılacak hocalar önceden belirlenmeli, ge­reken programlar hazırlanmalı, öğrenciler ve hocaları, ibadet ve spor yapacakları yer­leri ve amelleri için uygun yerler hazırlanmalıdır. Öyle ki buradan çıkan kimseler gerek eğitim yönünden gerekse ruhî açıdan çok şeyler edinmiş olarak çık­mış olmalıdır. Ancak şurası da unutulmamalıdır ki bir tek dönem hazırlık için yeterli olmaz. Bunun daha da uzatılması gerekir. Başka başka dönem­lerle ilim ve kültür yönünden yetiştirilmeleri icap eder.

4. Ev Sohbetleri

Evlerde, yetişkin Müslümanlar sohbet ve ilim halkaları oluşturmalı ve bunlar programlı ve sistemli bir şekilde aralıksız sürdürülmelidir.

Müslümanlardan bir grubu aralarında toplanmak üzere haftada bir, iki veya üç kez toplanıp İslâm ilimleri alanında çalışmalar yapabilirler. Müslüman hanımlar da aynı faaliyeti evlerde kendi aralarında yapmalıdırlar.

İbni Abbas (r.a.) diyor ki: İnsanlarla haftada (cumada) bir kez konuş, şayet istekleri var ise bunu iki veya üçe çıkar. Bu Kur’an ile halkı usandırmayın. Halk kendi aralarında konuşurlarken, gidip onların sözlerini keserek, bir şeyler anlatmayasın. Ancak sus. Şayet onlar sana emrederler, senden istekte bulunurlar ise, kendilerine konuş. Çünkü onlar böyle bir durumda buna is­teklidirler. Duada kafiyeli ve ağdalı ifadelerden kaçın. Ben Rasûlullah (s.a.v.) ile ashabının dönemini yaşadım, fakat onların böyle yaptıklarını gör­medim.

5. Cami ve Mescit Dersleri

Cami ve mescitlerimiz, dershanelerimiz ve yurtlarımız, İslâmî bilgileri tahsil etmemiz, Kur’an okumayı ve tecvidi öğrenmemiz, Tefsir, Hadis, Fıkıh, İslâm tarihi derslerini almamız ve kardeşlerimizle bunları mütalaa etmemiz için en uygun yerlerdir. Diyanet İşleri Başkanlığı ve Müftülükler cami imam ve müezzinlerine özellikle yaz tatilinde 15 yaşından büyüklere Kur’an ve dini bilgiler öğreniminde yardımcı olmaları yönünde talimatlar vermektedirler. Ancak bunlar süre bakımından son derece yetersiz kaldığı gibi yaş sınırlaması da hiçbir ilmi gerçeğe ve hukuka dayanmamaktadır. Cami ve mescidlerdeki dersler asr-ı saadetteki uygulamalar gibi yapılmalıdır.

Nitekim Ebu Derda (r.a.), her gün, güneş doğumundan itibaren Dımaşk (Şam) camiinde Kur’an öğretirdi. Bu işi öğleye kadar sürdürürdü. Öğrenci­lerini onarlı onarlı gruplar halinde ayırır, her bir grubun başına da bir bilen kimseyi getirirdi. O, kendisi ise hepsini denetler, hata ettiklerinde hatalarını düzeltirdi.

Ebu Musa, Basra mescidinde dolaşır, gelen cemaati oturtur, onları hal­kalar şeklinde düzene sokar, böylece kendilerine Kur’an okuturdu.

Mescitlerdeki ilim halkalarında ders verecek olan hocaların belli bir programlan ve saatleri olacaktır. Dersler birbirleriyle çakışmayacaktır. Meselâ belirli bir mescitte filan saatte falan ders, bir diğer mescitte ise, başka bir saatte de farklı bir ders aynı hoca tarafından yürütülebilir. Meselâ bir gece tefsir dersi, bir gece hadis dersi, bir gece siyer ve bir gece de fıkıh dersi gibi dersler okutulur. Hepsi belirli saatlerde, belirli programlar dâhilinde yürütülür..

Bunlardan kimileri gün gün değişik dersler okuyabilirler. Kimisi ise bir tek konuda uzmanlaşmak ister. Kimisi kendi mescidinde ve çevresinde değişik ilim halkaları oluşturur. Öğrencileri de bu konuda kendisine yararlı ve yardımcı olurlar. Bazısı da kendi mescidinde programlı, düzenli ve devre devre olmak üzere kurslar düzenler. Her bir devrenin veya dönemin dersleri ve programlan farklı farklı olabilir.

6. Gezi ve Kamplar

Öğrenim ve eğitim vasıtalarından biri de gezi programları yaparak gençler ve davetçilerin gerek yurt içinde ve gerekse dışında kültürel ve tarihi şehirler ve bölgelere götürülmesi, buralardaki geçmiş milletlerin yaşayışları, hizmetleri ve sonraki nesillere bıraktıkları eserleri hakkında onlara bilgiler verilmesi etkili ve yararlı bir ilim yoludur. Yetişmekte olan davetçilerin ilk fırsatta Umre ve Hac ibadeti yapmaları sağlanmalıdır. Bu ziyaret ve ibadet gençlerin düşüncelerinde çok olumlu izler bırakacaktır.

Yine öğrenim yollarından biri de programlı yaz kampları kurmak suretiyle çalışmalar yapmaktır. Çünkü belirli zamanlarda düzenlenen kamplarda belirli İslâmî bilgiler sunulabilir, İslâm kültürü aşılanabilir, gençlerin ibadetlerini zamanında yapmaları yönünde alışkanlıklar kazandırılabilir. İslâm kültürünün ya­yılması için izcilik okulları ve grupları teşkil edilebilir. Buralarda İslâm kültürü belli bir esas dâhilinde verilebilir. Ayrıca buraya bağlı olanlara da, kâmil manada İslâm’ı yaşamaları koşulları getirilebilir.

7. Kitap Okumaları

Derler ki, akıllı kimse için yükselmesi ve yetişmesi açısından kitap ona yeterlidir. Yine derler ki: Nazik ve anlayışlı bir kimse için, ilmî kaynakları bilenler için, hoca olarak kitaplar yeterlidir. Ne yazık ki evlerimizdeki televizyonlar, sayısız kablolu ve kablosuz kanallar, internet siteleri kitap okuma alışkanlıklarını büyük oranda yok etmiştir. Tüm bu olumsuzluklara rağmen Müslümanlar kitaplarını okumaya ve gençlerine de bu alışkanlıkları kazandırmaya devam etmelidir.

İkişerli gruplar halinde çalışmak, müzakere ve mütalaada bulun­mak. Derler ki: İki satırı karşılıklı müzakere yoluyla okumak, iki kitap oku­maktan daha üstündür, yararlıdır. Bilindiği gibi kimi zaman Hz. Cebrail (a.s.) Rasûlullah (s.a.v.) ile çalış­malar yapardı. Kur’an’ı karşılıklı ve birlikte okurlardı. Buna ‘Mukabele’ denir.

Aslında insanlara İslâm kültürünü iletmek için bu sayılanların dışında daha birçok yollar ve araçlar vardır. Bu yollar ve araçlarda önemli olan nokta şudur: ‘Bu kültürel çalışmalarda tekâmül olma­sıdır.’ Çünkü herhangi bir eksiklik yani İslâm kültüründeki bir eksiklik, Müslüman’ı büyük tehlikelere ve uçurumlara götürebilir. Onu ‘sırat-ı müsta­kim’den uzaklaştırabilir.

Bizim İslâmî ilimleri yaymak noktasında şu kurala uymamız gerekir:

(İlim öğrendiğin şeydir.) Şayet sen yaparsan, çalışırsan, öğrendiğin sa­bit kalır. Başkasına da yararlı olursun. Bizim âlimlerimize göre kural: Ger­çekten öğrenimini bitirinceye dek, okumayan ve öğrenmeyen kimse, ebediyen öğrenemez. Gerçekten yolu doğrultup-düzeltmek Allah (c.c.)’a aittir.