بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

الأخلاق الإسلامية

دليل علمي إلى حسن الخلق

﴿وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ﴾ (القلم ٦٨/٤)

الرئيسية / أخلاق الجهاد والحرب / مفهوم الدار في الفقه الإسلامي / دار الإسلام
مفهوم الدار في الفقه الإسلامي

دار الإسلام

لم تُضَف بعد ترجمة هذا المحتوى بهذه اللغة؛ نعرض النص التركي الأصلي.

DARU’L-İSLÂM

Fıkıh kitaplarımızda ‘daru’l-İslâm’ın ‘Müslümanların hâkimiyeti altındaki yer’ veya ‘Müslümanların imamının (devlet başka­nı) hüküm ve sultasının yürürlükte olduğu ülke’ şeklinde tarif edildiği görül­mektedir. Buna göre ‘daru’l-İslâm’, Müslümanların hâkimiyeti altında bulunup İslâm hukuk sisteminin uygulandığı ül­kedir. Bu durumda nüfusun Müslüman veya gayr-i Müslim, az veya çok olması önemli değildir.

Bu ölçüler çerçevesinde daru’l-İslâm’ın kavram olarak ortaya çıkı­şı Hz. Peygamber (s.a.v.)’in Medine dönemine rastlar. Çünkü Müslümanlar Mekke döneminde henüz müstakil bir idareye ve siyasî teşkilâta sahip değildiler. Ancak hicretten sonra Medine’de İslâm devle­tinin teşekkülüyle kendilerine ait bir ülkeye ve bu ülkede müstakil bir yöneti­me kavuştular. Böylece ilk daru’l-İslâm, bazı hadislerde ‘daru’l-hicre’ ve­ya ‘daru’l-muhacirin’ şeklinde zikredi­len Medine oldu. Müslümanlar Medine’de siyasî an­lamda bir toplum meydana getirip gay­r-i Müslimlerle münasebetleri milletlera­rası bir mahiyet kazanınca İslâm yönetiminin faaliyet ve hukuk düzeninin uy­gulama alanı olarak daru’l-İslâm da teşekkül etmiş oldu.

Daru’l-harp sayılan bir ülke, halkının Müslüman olması veya fetihten sonra orada İslâm hükümlerinin uygulanma­sıyla daru’l-İslâm’a dönüşür. Bu hususta fıkıh âlimleri arasında görüş birliği var­dır. Ancak bir ülke yalnız fethedilmiş olmakla daru’l-İslâm haline gelmez. Daru’l-İslâm sayılması için yurt edinilmesine karar verilmesi, başka bir ifadeyle yöne­tici tayin edilerek İslâm kurallarının uygulamaya konulması gerekir. Ayrıca daru’l-harb’in daru’l-İslâm’a dönüşebilmesi için mutlaka İslâm ülkelerine bitişik olması da gerekmez. Etrafı daru’l-harp topraklarıyla çevrili bulunan bir yer, küçük de olsa zikredilen şartların gerçekleşmesi halinde daru’l-İslâm olur.