بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

الأخلاق الإسلامية

دليل علمي إلى حسن الخلق

﴿وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ﴾ (القلم ٦٨/٤)

الرئيسية / الأرشيف — محتوى قديم / تذكر الموت
الأرشيف — محتوى قديم

تذكر الموت

لم تُضَف بعد ترجمة هذا المحتوى بهذه اللغة؛ نعرض النص التركي الأصلي.

Ölümün hakikati ve ruhâni azapların çeşitleri:

Bil ki, zikrettiğimiz dokuz esasın derecelerinin bir derece üzere değildir. Bilakis onların bazısı başlı başına maksuttur. Allah sevgisi ve kadere rıza göstermek gibi. Bunlar derecelerinin en yükseğidir. Bazısı da başkası için matluptur. Tevbe, zühd, Allah korkusu ve sabır gibi.

Çünkü tevbe, uzak yoldan dönüp Allah’a yakın olan yola yönelmektir. Zühd, Allah’a yaklaşmaya mani olan meşgaleleri terk etmektir. Allah korkusu ile meşgaleleri terk etmeye sevk eden bir kamçıdır. Sabır da Allah’a yaklaştıracak olan yolu kesen şehevi arzularla cihaddır. Bunların hepsi bizatihi matlup değildir. Belki matlup olan Allah’a yakınlıktır ki, bu da marifet ve muhabbet ile olur. Çünkü bunlar başkalarıyla değil bizatihi matlupturlar. Fakat bu da ancak kalp’den Allah’tan başkasının sevgisini söküp atmakla olur. Bunun içindir ki, Allah korkusuna, sabra ve zühde ihtiyaç hasıl olur.

Kendisinde menfaat bulunan büyük işlerden biri de ölümü hatırlamak ve anmaktır. İşte bunun için biz ölümü burada zikrettik. Gene ölümün anılmasında büyük faydalar bulunduğu içindir ki, şeriat ölümü anmanın sevabının büyüklüğünü beyan emiştir. Zira ölümü anmakla dünya sevgisi yok olur ve kalbin dünya ile alakası kesilir. Allah Teâlâ buyurmuştur ki:

“De ki:- Sizin hakıykaten kaçıp durduğunuz ölüm (yok mu?) o, size elbette gelip çatıcıdır. Sonra (hepiniz), gizliyi de, âşîkarı da bilen (Allah)’a döndürüleceksiniz de O, size neler yapardın haber verecektir.”

Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuşlardı:

“Anmasında lezzetlerin zemmi olan (ölümü) çok anınız!..”

“Kim ki, Allah’a kavuşmaktan hoşlanmazsa, Allah’ta ona kavuşmaktan hoşlanmaz.”

HZ. Aişe (R.A) Râsûlüllah (S.A.V.)’e şöyle demiştir:

-Ya Râsûlüllah, şehitlerle beraber başak biri haşrolunur mu?

Râsûlüllah (S.A.V.):

- Evet, gece gündüz yirmi kere ölümü anan kimse, buyurmuşlardır.

Râsûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem, bir meclise uğradılar. Meclisi gülmekler doldurmuş idi. Bunu gören Râsûlüllah (S.A.V.) buyurdular ki:

- Meclisinizi zevkleri gidereni anmakla karıştırınız.

- Nedir o? Denildi.

Râsûlüllah (S.A.V.):

- Ölüm buyurdu.

Râsûlüllah (S.A.V.) gen buyurmuşlardır:

“Eğer Ademoğlunun ölüm hakkında bildiğini hayvanat bilmiş olsaydı, onlardan semiz et semiz et yiyemezdiniz.”

“Nasihatçi olarak ölüm yeter.”

“Ben size biri konuşan, biri de sükût eden iki nasihatçi bıraktım. Konuşan vâiz, Kuran’dır. Sükût eden vâiz se ölümdür. “

Peygamberimiz (s.a.v.)’in yanında bir adamdan bahsedilerek çok övülmüştü. Bunun üzerine Râsûlüllah (s.a.v.) övenlere sordu:

Bu arkadaşınızın ölümü anması nasıldı?

Onlar

Biz ölümü andığını hiç işitmedik dediler.

Râsûlüllah (s.a.v.):

Arkadaşınız övdüğünüz kadar değildir buyurdu.

Ensar’dan biri dedi ki:

Ya Râsûlüllah, insanların en zeki ve em kerimi olanı kimdir?

Râsûlüllah (s.a.v.):

- Ölümü en çok anan ve ölüm için en çok hazırlıklı olan. İşte onlar zekilerin ta kendisidir ki, onlar dünyanın rahatı ve ahiretin kerametine kavuşmuşlardır.