بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

الأخلاق الإسلامية

دليل علمي إلى حسن الخلق

﴿وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ﴾ (القلم ٦٨/٤)

الرئيسية / الأرشيف — محتوى قديم / الوقار
الأرشيف — محتوى قديم

الوقار

لم تُضَف بعد ترجمة هذا المحتوى بهذه اللغة؛ نعرض النص التركي الأصلي.

Vakar, ağırbaşlılık, temkinli davranmak, ciddi, haysiyet sahibi olmak anlamına gelir ki, kibir, gurur ve bencillik gibi kötü huylardan farklıdır.

Vakar, imandan gelen bir ciddiyet ve ağırbaşlılık iken, gurur, imandaki zayıflığın bir sonucu olarak görülür. Örneğin bir yöneticinin makamında ciddi olması vakar sayılırken, aynı ciddiyeti evinde sürdürmesi şefkate, merhamete, samimiyet ve içtenliğe aykırı düşer.

Peygamberimiz son derece vakarlı, ciddi ve izzet sahibi idi. O’nun peygamberlik vakarı, görene önce bir ürperti ve korku verir, fakat daha sonra O’nun ne kadar şefkatli bir insan olduğunun farkına varırdı. Peygamberlik gibi yüce bir görevi omuzlayan insanın, etrafında bulunan binlerce müslümana hak ve hakikat dersi veren bir insanın ciddi ve vakarlı olması kadar tabii bir şey yoktur. Zaten vakar, peygamberliğin en önemli özelliklerinden birisi olarak belirtilmektedir.

Peygamberimiz ciddiyete zarar veren hareketlerde bulunmazdı. O’nun konuşması hikmetle doluydu. Boş ve lüzumsuz sözler söylemezdi. Dedikodu yapmaz, kimsenin aleyhinde bulunmadığı gibi, başkalarını o hakde görürde de engel olurdu.

Gülmesi sadece tebessümdü. Sadece gülümserdi. Gözlerinin içi gülerdi, yüzü ışıl ışıl olurdu. Tatlı ve şirin bir durum alırdı. Sesli olarak gülmez ve kahkaha atmazdı. Hoşuna giden bir şey olur veya sevindirici bir haber duyarsa, sadece dişleri görünür ve inci gibi parlardı.

Peygamberimizin oturuşu da vakarlı idi. Oturduğu zaman cübbesiyle ayaklarını ve dizlerini örter, elleriyle kendisine çeki-düzen verirdi. Başkalarını rahatsız edecek veya üzecek hareketlerden hareketlerde hiçbir zaman bulunmazdı. Çoğunlukla bağdaş kurarak veya diz üstü otururdu. Sağa sola yayılmaz, ayaklarını uzatmazdı. Özellikle kıbleye hiç uzatmazdı.

Peygamberimizin yürümesi de vakurdu. Bakışlarını sağa-sola salmaz, karşıya bakarak sert, fakat mütevazi adımlarla yürürdü. Yürüyüşü yüksekten akan suyu andırırdı.

Kısaca, Peygamberimiz konuşmasında, susmasında, oturmasında, yürümesinde, ibadetinde ve bütün yaşayışında vakur bir insandı. (Peygamberimizin Örnek Ahlâkı, M. Paksu.)