بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

الأخلاق الإسلامية

دليل علمي إلى حسن الخلق

﴿وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ﴾ (القلم ٦٨/٤)

الرئيسية / أخلاق التجارة / الأمراض الأخلاقية في التجارة / الغصب
الأمراض الأخلاقية في التجارة

الغصب

لم تُضَف بعد ترجمة هذا المحتوى بهذه اللغة؛ نعرض النص التركي الأصلي.

‘Gasp’, başkasına ait bir şeyi zorla alıp zaptetmektir. Bir malı sahibinin izni ve rızası olmadan zorla veya hile ile almaktır. Kaba kuvveti harekete getirip başkasının hakkına göz göre göre el uzatmaktır. Kul hakkını hile ve cebir ile başkasının malını elinden alıp yemektir. Zayıfı ezmek, masumu çiğnemek, hakkını savunmadan aciz olana tecâvüzde bulunmaktır.

Gasp, feodalite hevesine kapılıp kanun ve nizamları, din ve ahlâkı tanımamaktır. Böylece hem Allah (c.c.)’ın buyruklarını, hem yürürlükteki kanunları hiçe saymaktır. Paslanmış kafaların, küflenmiş ruhların, silinmiş vicdanların kabul ettiği ve gurur duyduğu gayr-i insanî bir harekettir. Başkasının sırtından geçinmeyi adet edinmiş haydutların gönül verdiği ve bütün bir ömür peşinde koşmak istediği bir kötü ahlâk hastalığıdır.

Gasp, yetimin âhını, dul kadının feryadını, güçsüzün iniltisini Arş-i a’lâya yükseltip ilâhî gazabın inmesini körükleyen bir vebaldir. İbadetin sevabını sıfıra düşüren, duaların geri çevrilmesini gerektiren, kulu Allah (c.c.)’tan uzaklaştıran, Rasûlullah Efendimizle irtibatlarını koparan büyük bir günahtır. Hak, sahibine iade edilmedikçe, diğer bir deyimle hak sahibi razı edilmedikçe hiçbir dua ve tevbe ile affedilmeyen bir zulümdür. Aziz ömrü hedefinden saptırıp aşağı mahlûkların seviyesine inmeye razı olmanın şaşkınlık dolu belirtisidir..

Gasp, Allah (c.c.)’ın çizmiş olduğu insan hakları sınırını hayasızca aşmaktır.. Utanma duygusunu gönülden koparıp yüzden silmektir. Haram mal ile beslenmekte işi açığa vurmaktır. Ahsen-i takvîm (en güzel yaratılış) üzere yaratılan, ezelde “elestu” hitabına olumlu cevap veren ademoğlunu bütün bu mazhariyetlerden sıyırıp mahrûm eden bir âfettir. Kardeşçe yaşamayı baltalayan, haram yiyerek haramî olmayı çabuklaştıran bir fitnedir. İman denilen paha biçilmez cevheri âdi bir çekiçle kırıp değersiz hale getirmektir. İnsanı mârifetullah’tan yoksun bırakan tedavisi zor bir hastalıktır.

Gasp, aile hayatının feyiz kapılarını kapatan, çoluk çocuğun kursağına ruhu zehirleyici nesneler indiren, yetişmekte olan âile fertlerine kötü örnek verilmesine yol açan bir fırtınadır. Cemiyet hayatını alt-üst eden, sosyal düzeni bozan, çalışma gücünü kaybettiren, hazıra konmanın rahatlık ve hayranlığını uyandıran bir derttir. Anarşizme ortam hazırlayan, gençliği saldırgan duruma getiren, emeksiz servet sahibi olma talihsizliğini çabuklaştıran bir hastalıktır.

Bunun içindir ki başta İslâm Dini olmak üzere bütün dinler ve sosyal kuruluşlar, hukuk sistemleri, yasalar gasp’ı haram kılmış, yasaklamış ve büyük günahlardan saymıştır. Her şeyden evvel gasp, zorbalığa ve saldırgan bir düşünce ve fiile dayanır. Başkasına ait malı, karşılıksız ve izinsiz almak, zulmün yollarından biridir. İnsanı zulüm ve tuğyandan alıkoyan iki faktör vardır :

Birincisi ruha ve vicdana hitap eder, ikincisi akla ve bedene hitap eder. Din ve ahlâk, insan ruhunu ve vicdanını terbiye edip olgunlaştıran iki güçtür. Kanun ve polis, insan aklını ve bedenini kontrol edip etki altına alan kuvvetlerdir. Her iki faktör de insan haklarını korumak, zulmü önlemek, adaleti hâkim kılmak, sosyal hayatı tam bir düzen içinde yürütmek amacını taşır.

O halde sosyal düzen için yalnız elimizin, kolumuzun, ayağımızın ve gözümüzün aşırılıklarına, tecâvüzlerine engel olan, fakat ruh ve vicdan üzerinde hakimiyet kuramayan prensipler hiçbir zaman yeterli değildir. Vicdanları aydınlatan, akla ışık tutan, rûhu olgunlaştıran din ve güzel ahlâkı içine alan bir eğitime ihtiyaç vardır. Çünkü devlet her ferdin başına bir bekçi ya da polis dikemez.

Kur’an-ı Kerim’de gasp ile ilgili olarak Hz. Musa (a.s.) ile Hz Hızır’ın kıssası anlatılır: “(Hz Hızır, Musa (a.s.)’e dedi ki: ‘İşte bu, benimle senin ayrılışımızdır. Sana üzerinde asla sabredemediğin şeylerin iç yüzünü haber vereceğim: Gemiye gelince: O, denizde iş yapan yoksullara aitti. Onu kusurlu yaptım ki önlerinde (ya da arkalarında) sağlam olan her gemiyi zorla alan bir hükümdar vardı.” [1]

Îslâm hukukuna göre, gasp edilen mal tüketilmemişse sahibine iade edilir. Tüketilmişse, benzeri varsa benzeri ödetilir, yoksa o günkü (yani gasp edildiği gündeki) kıymeti tazmîn edilir. Hâkim tüketilen gasb malının bu durumunda şüphelendiği takdirde gasp edeni bir müddet hapsedebilir.

Ayrıca, gasp edilen şeyin, gaspın olduğu yerde geri verilmesi gerekir. Başka yerde yapılacak teslîmi, malın sahibi kabul etmek zorunda değildir.

Gasp edilen şeyde meydana gelen çoğalmalar malın sahibine aittir.

Mecelle’de, gayrimenkul olan malların gaspı ile ilgili hükümler özel bir bölümde düzenlenmiştir.[2]

Gasp edilen arazi üzerinde kurulan yapılar ve dikilen şeyler sökülüp kaldırılmalı ve arazi, sahibine teslim edilmelidir. Ancak bunların sökülüp kaldırılması araziye zarar verecekse, toprağı gasp edilen kimse, kurulan yapı ve dikilen ağaçların ‘rayiç bedeli’ olan değerlerini ödeyerek, toprağı onlarla birlikte teslim alır.

Gasp konusunda Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Kim haksız olarak topraktan bir karış (gasp edip) alırsa, kıyâmet günü (gasp ettiği) toprak onunla birlikte yedi kat yerin dibine batar.” [3]

“Kim haksız olarak topraktan bir karış (gasp edip) alırsa, o, yedi kat yerden tasma olup) gasp edenin) boynuna geçer.” [4]

“Haksız yere bir araziyi gaspeden kimse, Allah’a, kendisine gazab ettiği halde kavuşur.

“Hiçbir müslümana, kardeşinin değneğini gönül rızası olmadan alması helal olmaz. Bunun sebebi, Allah’ın müslümanın malını müslümana haram kılmasının şiddetinden ileri gelmektedir.” [5]

Gasp Hastalığının Sonuçları

1. Zulüm ve haksızlığa yol açar,

2. Şerefli yaşama, alın teri dökerek hayatı kazanma gücünü kırar,

3. Meşru kazanma yollarını tıkar,

4. Mal ve can emniyetini tehlikeye düşürür,

5. Din ve ahlâk prensiplerini yıkar,

6. Korku ve dehşet havasını hâkim kılar,

7. Sosyal düzeni alt-üst eder,

8. Zorbanın vicdanını köreltir, ruhunu karartır,

9. İmanı zafa uğratır,

10. İbâdetin zevk ve lezzetini giderir,

11. Duânın kabulüne engel olur,

12.Sosyal güveni sarsar…

Gasp Hastalığından Kurtuluş Yolu

Gasp hastalığına yakalanan insan, bu yaptığı eylemin her şeyden önce hem din, hem ahlâk ve hem de hukuk önünde büyük bir suç olduğunu ve bunun cezasını mutla çekeceğini bilmelidir. Gasp yapan insan, bu zulmü yaparken, malını gasp ettiği insanların kendilerini savunma esnasında canından olma, yaralanma, sakat kalma ve benzeri tehlikeli sonuçlarla da karşılaşacağını düşünmelidir.

Günümüzde sokaklarda çok sık olarak yaşanan ve özellikle kadınların en büyük korkusu haline gelen kap-kaç olayları, işte bu gasp hastalığının açık ve güncel bir çeşididir. Elbette ki bütün kötü ahlâk hastalıklarında olduğu gibi bunda da temel neden dini ve manevi eğitim yetersizliği veya hiç olmayışıdır. Dini eğitim ve öğretim alan, bu yaptıklarının çok büyük bir günah ve ahlâk hastalığı olduğunu ve bunun hesabını çok ağır bir şekilde vereceğini bilen bir insan asla böyle bir davranış yapamaz. Bu gerçekten hareketle dini ve ahlâki eğitime toplumun bütün kurum ve kuruluşlarında, her yaş ve cinse ve sürekli olarak ahlâk eğitimi verilmelidir.

[1] Kehf sûresi, 18/78-79.

[2] Mecelle, Madde, 905-909.

[3] Buhari.

[4] Sünen-i Daremi, Ahmed b. Hanbel, c.2, 5181.

[5] İbn Hibban.