الصلابة
‘Salabet’, metin olmak, kutsal varlıkları korumak için insanın sahip olduğu kalp gücü demektir.
‘Salabet’in karşıtı, gevşeklik ve inanç bozukluğudur.
Salabet, çok değerli bir güzel huydur. Kimi zaman ‘salabet’ yerine ‘tassub’ da kullanılmaktadır. Aslında ‘taassub’, adet ve geleneklerde veya maddi ve manevi şeylerde fazla direnip taraftarlık yapmaktır. Bunu yapan kimseye de ‘mutaassıb’ denir. Bunun için taassub iki türlüdür: Birincisi dine uygun olan taassubtur. İnançlara ve din gerçeklerine gösterilen sebatttır. Bu çok iyidir. Diğeri ise, batıl ve yararsız adetler, modalar, fikirler, yapılıp yapılmamasında dinen sakınca bulunamayan konular üzerinde gösterilen taassubtur ki, bu çok kötüdür. Ne yazık ki, birçok kimse, ikinci türden asılsız şeylere dört elle sarıldıkları halde, dinin gerçek kurallarına bağlı kimselere kusur bulmak adına taassup suçlaması yapmaktadırlar. Herşeyi gerçek kaynağından öğrenmeli, hakkı hak ve batılı da batıl görmeye çalışmalıdır. (Ö. N. Bilmen, Büyük İslâm İlmihali.)