بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

الأخلاق الإسلامية

دليل علمي إلى حسن الخلق

﴿وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ﴾ (القلم ٦٨/٤)

الرئيسية / أخلاق السياسة / صفات السياسي الفاضل / السلوك تجاه الموظفين
صفات السياسي الفاضل

السلوك تجاه الموظفين

لم تُضَف بعد ترجمة هذا المحتوى بهذه اللغة؛ نعرض النص التركي الأصلي.

KARŞI DAVRANIŞLAR

Devlet

memurları yani bürokratlar, kendilerine verilen görev ve yetkiler içinde

devletin iş ve işlemlerini aylık maaş karşılığında ifa eden kişilerdir.

Devlet

memurları kanun ve yönetmeliklerde belirtilen kurallara uymakla ve amirleri

tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü ve görevlerinin iyi ve

doğru yürütülmesinden amirlerine karşı sorumludurlar. İslâm tarihi boyunca

İslâm devletlerinin orduları yanında çok sayıda bürokratları da olmuştur. Bugün

de bir devlette yüzbinlerce bürokrat görev yapmaktadır. Müslüman siyasetçi bürokratlara

karşı nasıl davranmalıdır?

Rasûlullah

(s.a.v.) buyurdu: “Allah bir millete

hayır murat ettiği vakit, onların idaresini yumuşak kimselere tevdi eder ve

mallarını da cömert kimselerin eline verir. Yine Allah bir millete kötülük

murat ettiği vakit, onların idaresini, sefih kimselere tevdi eder ve mallarını

da cimri kimselerin eline verir. Ey insanlar! Her kim ümmetimin idaresini eline

alır da ihtiyaçlarında onlara rıfk ile muamele ederse Allah onun ihtiyaçlarını

rıfk ile giderir. Her kim onların ihtiyaçlarına set çekerse Allah da onun

ihtiyaçlarına set çeker.”

“Şüphesiz imam (devlet başkanı,

idareci), peşinde harp edilen ve kendisiyle halkın korunduğu bir kalkandır.

Eğer Allah (c.c.) korkusuyla emredip

adalete hükmederse bu hareketleri sebebiyle onun için pek büyük ecirler vardır.

Adalet ve Allah korkusundan gayri işlerle meşgul olursa kötü hareketlerinin

günahı kendisine yüklenir.”

Hz

Ali (r.a.) Mısır valisine gönderdiği talimatında şunları emretmektedir:

‘Sonra

âmillerine (zekât ve vergi toplayan memurlara) dikkat et, kendilerini iş başına

öyle getir. Yoksa tarafgirlik, bencillik dolayısıyla kimseye vazife verme!

Çünkü bu iki sebep zulme ve hainliğe neden olur. Bir de bu iş için, iyiliğiyle

tanınan ailelerden yetişmiş, tecrübeli, hayâ sahibi, İslâm’a hizmeti geçmiş

adamları araştır. Zira bunlar, ahlâkı en üstün, namusu, şerefi en sağlam,

tamahın cazibesine en az kapılır, işleri en doğru yapan insanlardır.

Geçimlerini de geniş bir şekilde temin et. Çünkü nefislerini iyiliğe sevk

hususunda bu bir kuvvet olacağı gibi, elleri altındaki şeylere el uzatmaktan o

sayede uzak kalırlar. Bundan başka, şayet emrine muhalefet ederler yahut

emanete tam riayet etmezlerse senin için aleyhlerine kullanacağın bir delil

olur. Sonra bunların yaptığı işleri takip et. Arkalarından vefalı ve dürüst

gözcüler gönder. Zira işleri nasıl gördüklerini gizlice öğrenmen emaneti

korumalarına ve halk hakkında şefkatli iş yapmalarına sebep olur.

Sonra

kâtiplerinin hâline iyi dikkat et! İşlerini en iyilerine yaptır. Özellikle

düzen ve tertiplerini, sırlarını tevdi edeceğin mektuplarını öyle adamlara

yazdır ki, huyu temiz, ahlâkı düzgün olsun. Gördüğü itibar ile şımarıp

başkalarının yanında sana karşı gelmeye cüret edenlerden olmasın! Âmillerinin

sana yazdıklarını getirip göstermekte, senin tarafından verilecek cevapları

dosdoğru yazarak göndermekte ve senin hesabına alıp, senin hesabına vereceği

şeylerde gafleti sebebiyle kusur etmesin! Senin lehinde bulduğu bir akdi sağlam

tutsun, aleyhinde bulunduğunu da çözmekte gevşeklik göstermesin! Kendisine

verilen işler bakımında nasıl bir mevkii olduğundan habersiz bulunmasın! Zira

kendi değerini bilmeyen başkasınınkini hiç bilmez.

Sonra

bunların seçiminde yalnız dış görünüşlerine bakma. Bir de hüsn-ü niyetin kâfi

gelmemeli. Çünkü insanlar daima yapmacık hareketlerde bulunarak, güzel hizmet

edermiş görünerek, görünüşe ve gösterişe kıymet veren valilerin gözüne girerek

aldatırlar. Halbuki işin ötesinde ihlas (samimiyet) namına hiçbir şey yoktur.

Onun için senden önceki sâlih valilere hizmet etmiş olanları araştırarak halk

arasında en iyi isim bırakmış, emin olarak tanınmış olanlarını seç. Böyle bir

hareket senin Allah (c.c.)’a ve kendisinden işi aldığın kimseye karşı samimiyetini

gösterir.

Bir

de işleri tasnif ederek her sınıfın başına kâtiplerden birini geçir ki iş büyük

olursa altında ezilmesin, çok olursa toplamasını bilemeyip de dağıtmasın. Şayet

kâtiplerinin hatasını görür de aldırmazsan kendin azarlanırsın.’

Devleti

somut anlamda ifade eden bürokrasi ve bürokrasinin çeşitli kesimleri hakkında büyük

Selçuklu veziri Nizamü’l-Mülk meşhur ‘Siyâsetnâme’ adlı eserinde çok geniş

olarak durmakta ve bu kurumu iyileştirmeye yönelik öneriler ileri sürmektedir.

Bu konudaki önerilerinin bazıları, hâlâ günümüz için de geçerliliğini

korumaktadır. Büyük Vezir, genel yaklaşım olarak bürokrasiyi dizginlenmesi

gereken bir güç olarak görmekte ve bürokrasinin halka yönelik baskıcı tutumunu

bir sorun olarak algılamaktadır.

Kitapta,

padişahın bürokrasiyi sıkı sıkıya denetlemesi gerektiğini şu sözlerle ifade

eder: ‘O halde padişah, hiçbir zaman memurlarının durumundan gafil olmamalı,

devamlı onların hal ve durumlarını kontrol etmeli, onlardan zulüm ve hıyanet

zuhur ederse, hiç yerlerinde tutmayıp, azletmelidir’

Vezir’e

göre, eğer memurlar, fazla vergi almaya kalkışırlarsa, halktan alınan para

derhal geri ödenmeli ve ilgili memur görevinden uzaklaştırılmalıdır, hatta

sürgüne gönderilmelidir.

Padişah

memurlara böyle sert cezalar verirse, halk huzurlu olur; ülke imar görür ve

başka memurlar da bundan ibret alıp hiçbir zaman bu tür işlere kalkışmazlar.

Büyük

Vezir’e göre padişah, sadece küçük memurları delil, bizzat vezirin kendisi de

dâhil olmak üzere bütün yüksek memurları da denetlemelidir. Bunların işlerini

gizlice araştırıp karanlık işler çevireni derhal cezaya çarptırmalıdır. Zira

memurlar, işlerini adil ve namuslu yapmazlarsa ülkede karışıklık çıkar ve ülke

sıkıntıya girer. Yürütmeyi üstlenen ve padişahtan sonra en yüksek makamı işgal

eden vezirlik kurumu ve vezirler hakkında Nizamü’l-Mülk daha ayrıntılı durur.

Çünkü vezirlik öyle yüce bir makamdır ki, padişah ile birlikte memleketin

kurtuluş veya yıkılışı onun elindedir: ‘Eğer vezir namuslu ve ileri görüşlü

olursa, memleket imar gördüğü gibi, ordu ve halk da durumdan memnun olur ve

huzur içinde yaşar.’

Günümüzde

bazı değerlendirmelerde askerler ve ordu mensupları da askerî bürokrasi adı

altında bürokrat olarak görülse de görevleri, özellikleri ve donanımları

bakımından farklı olduğu için erdemli siyasetçinin onlara karşı davranışlarını

ayrıca incelemek gerekir.

Müslüman

siyasetçi işte bu bilgiler ve deneyimler çerçevesinde bürokratlara karşı

davranışlarını düzenler.