السلوك تجاه الموظفين
KARŞI DAVRANIŞLAR
Devlet
memurları yani bürokratlar, kendilerine verilen görev ve yetkiler içinde
devletin iş ve işlemlerini aylık maaş karşılığında ifa eden kişilerdir.
Devlet
memurları kanun ve yönetmeliklerde belirtilen kurallara uymakla ve amirleri
tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü ve görevlerinin iyi ve
doğru yürütülmesinden amirlerine karşı sorumludurlar. İslâm tarihi boyunca
İslâm devletlerinin orduları yanında çok sayıda bürokratları da olmuştur. Bugün
de bir devlette yüzbinlerce bürokrat görev yapmaktadır. Müslüman siyasetçi bürokratlara
karşı nasıl davranmalıdır?
Rasûlullah
(s.a.v.) buyurdu: “Allah bir millete
hayır murat ettiği vakit, onların idaresini yumuşak kimselere tevdi eder ve
mallarını da cömert kimselerin eline verir. Yine Allah bir millete kötülük
murat ettiği vakit, onların idaresini, sefih kimselere tevdi eder ve mallarını
da cimri kimselerin eline verir. Ey insanlar! Her kim ümmetimin idaresini eline
alır da ihtiyaçlarında onlara rıfk ile muamele ederse Allah onun ihtiyaçlarını
rıfk ile giderir. Her kim onların ihtiyaçlarına set çekerse Allah da onun
ihtiyaçlarına set çeker.”
“Şüphesiz imam (devlet başkanı,
idareci), peşinde harp edilen ve kendisiyle halkın korunduğu bir kalkandır.
Eğer Allah (c.c.) korkusuyla emredip
adalete hükmederse bu hareketleri sebebiyle onun için pek büyük ecirler vardır.
Adalet ve Allah korkusundan gayri işlerle meşgul olursa kötü hareketlerinin
günahı kendisine yüklenir.”
Hz
Ali (r.a.) Mısır valisine gönderdiği talimatında şunları emretmektedir:
‘Sonra
âmillerine (zekât ve vergi toplayan memurlara) dikkat et, kendilerini iş başına
öyle getir. Yoksa tarafgirlik, bencillik dolayısıyla kimseye vazife verme!
Çünkü bu iki sebep zulme ve hainliğe neden olur. Bir de bu iş için, iyiliğiyle
tanınan ailelerden yetişmiş, tecrübeli, hayâ sahibi, İslâm’a hizmeti geçmiş
adamları araştır. Zira bunlar, ahlâkı en üstün, namusu, şerefi en sağlam,
tamahın cazibesine en az kapılır, işleri en doğru yapan insanlardır.
Geçimlerini de geniş bir şekilde temin et. Çünkü nefislerini iyiliğe sevk
hususunda bu bir kuvvet olacağı gibi, elleri altındaki şeylere el uzatmaktan o
sayede uzak kalırlar. Bundan başka, şayet emrine muhalefet ederler yahut
emanete tam riayet etmezlerse senin için aleyhlerine kullanacağın bir delil
olur. Sonra bunların yaptığı işleri takip et. Arkalarından vefalı ve dürüst
gözcüler gönder. Zira işleri nasıl gördüklerini gizlice öğrenmen emaneti
korumalarına ve halk hakkında şefkatli iş yapmalarına sebep olur.
Sonra
kâtiplerinin hâline iyi dikkat et! İşlerini en iyilerine yaptır. Özellikle
düzen ve tertiplerini, sırlarını tevdi edeceğin mektuplarını öyle adamlara
yazdır ki, huyu temiz, ahlâkı düzgün olsun. Gördüğü itibar ile şımarıp
başkalarının yanında sana karşı gelmeye cüret edenlerden olmasın! Âmillerinin
sana yazdıklarını getirip göstermekte, senin tarafından verilecek cevapları
dosdoğru yazarak göndermekte ve senin hesabına alıp, senin hesabına vereceği
şeylerde gafleti sebebiyle kusur etmesin! Senin lehinde bulduğu bir akdi sağlam
tutsun, aleyhinde bulunduğunu da çözmekte gevşeklik göstermesin! Kendisine
verilen işler bakımında nasıl bir mevkii olduğundan habersiz bulunmasın! Zira
kendi değerini bilmeyen başkasınınkini hiç bilmez.
Sonra
bunların seçiminde yalnız dış görünüşlerine bakma. Bir de hüsn-ü niyetin kâfi
gelmemeli. Çünkü insanlar daima yapmacık hareketlerde bulunarak, güzel hizmet
edermiş görünerek, görünüşe ve gösterişe kıymet veren valilerin gözüne girerek
aldatırlar. Halbuki işin ötesinde ihlas (samimiyet) namına hiçbir şey yoktur.
Onun için senden önceki sâlih valilere hizmet etmiş olanları araştırarak halk
arasında en iyi isim bırakmış, emin olarak tanınmış olanlarını seç. Böyle bir
hareket senin Allah (c.c.)’a ve kendisinden işi aldığın kimseye karşı samimiyetini
gösterir.
Bir
de işleri tasnif ederek her sınıfın başına kâtiplerden birini geçir ki iş büyük
olursa altında ezilmesin, çok olursa toplamasını bilemeyip de dağıtmasın. Şayet
kâtiplerinin hatasını görür de aldırmazsan kendin azarlanırsın.’
Devleti
somut anlamda ifade eden bürokrasi ve bürokrasinin çeşitli kesimleri hakkında büyük
Selçuklu veziri Nizamü’l-Mülk meşhur ‘Siyâsetnâme’ adlı eserinde çok geniş
olarak durmakta ve bu kurumu iyileştirmeye yönelik öneriler ileri sürmektedir.
Bu konudaki önerilerinin bazıları, hâlâ günümüz için de geçerliliğini
korumaktadır. Büyük Vezir, genel yaklaşım olarak bürokrasiyi dizginlenmesi
gereken bir güç olarak görmekte ve bürokrasinin halka yönelik baskıcı tutumunu
bir sorun olarak algılamaktadır.
Kitapta,
padişahın bürokrasiyi sıkı sıkıya denetlemesi gerektiğini şu sözlerle ifade
eder: ‘O halde padişah, hiçbir zaman memurlarının durumundan gafil olmamalı,
devamlı onların hal ve durumlarını kontrol etmeli, onlardan zulüm ve hıyanet
zuhur ederse, hiç yerlerinde tutmayıp, azletmelidir’
Vezir’e
göre, eğer memurlar, fazla vergi almaya kalkışırlarsa, halktan alınan para
derhal geri ödenmeli ve ilgili memur görevinden uzaklaştırılmalıdır, hatta
sürgüne gönderilmelidir.
Padişah
memurlara böyle sert cezalar verirse, halk huzurlu olur; ülke imar görür ve
başka memurlar da bundan ibret alıp hiçbir zaman bu tür işlere kalkışmazlar.
Büyük
Vezir’e göre padişah, sadece küçük memurları delil, bizzat vezirin kendisi de
dâhil olmak üzere bütün yüksek memurları da denetlemelidir. Bunların işlerini
gizlice araştırıp karanlık işler çevireni derhal cezaya çarptırmalıdır. Zira
memurlar, işlerini adil ve namuslu yapmazlarsa ülkede karışıklık çıkar ve ülke
sıkıntıya girer. Yürütmeyi üstlenen ve padişahtan sonra en yüksek makamı işgal
eden vezirlik kurumu ve vezirler hakkında Nizamü’l-Mülk daha ayrıntılı durur.
Çünkü vezirlik öyle yüce bir makamdır ki, padişah ile birlikte memleketin
kurtuluş veya yıkılışı onun elindedir: ‘Eğer vezir namuslu ve ileri görüşlü
olursa, memleket imar gördüğü gibi, ordu ve halk da durumdan memnun olur ve
huzur içinde yaşar.’
Günümüzde
bazı değerlendirmelerde askerler ve ordu mensupları da askerî bürokrasi adı
altında bürokrat olarak görülse de görevleri, özellikleri ve donanımları
bakımından farklı olduğu için erdemli siyasetçinin onlara karşı davranışlarını
ayrıca incelemek gerekir.
Müslüman
siyasetçi işte bu bilgiler ve deneyimler çerçevesinde bürokratlara karşı
davranışlarını düzenler.