بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

الأخلاق الإسلامية

دليل علمي إلى حسن الخلق

﴿وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ﴾ (القلم ٦٨/٤)

الرئيسية / أخلاق السياسة / صفات السياسي الفاضل / السلوك تجاه الجنود
صفات السياسي الفاضل

السلوك تجاه الجنود

لم تُضَف بعد ترجمة هذا المحتوى بهذه اللغة؛ نعرض النص التركي الأصلي.

KARŞI DAVRANIŞ

Siyasetçi,

ülkenin ve milletin bütün kurum, insan ve diğer kaynaklarının yöneticisi ve

sorumlusu olduğuna göre, askerlerinin de yöneticisi ve üstü konumunda

olduğundan onları da en iyi şekilde yönetmek onun sorumluluğundadır.

Askerler, Allah (c.c.)’ın izniyle, halkın kaleleri, yöneticilerin şerefi,

dinin izzeti, toplum asayişinin vasıtalarıdır. Halk ancak bunlar sayesinde

ayakta durabilir, huzur ve güven içinde yaşayabilir. Bununla beraber askerin

düzeni de Allah (c.c.)’ın kendilerine ayırdığı haraç ile sağlanır ki,

düşmanlarına karşı onunla cihad edebilirler; işlerini yoluna koyabilmek için

ona güvenirler ve bütün ihtiyaçlarını temin etmek üzere arkalarında o bulunur.

Erdemli

siyasetçi, savaş zamanında başarı göstermesi için barış zamanında askerini hoş

tutar, onu incitmemeye ve küstürmemeye çalışır. Barışta hoş tutulmayan bir

asker savaşta ölümü göze almaz.

Vatan

savunmasında ve barışta yaptığı hizmetlerinde yararlılık gösteren subay,

astsubay, er ve erbaşlara başarıları oranında rütbelerini artırır ve hediyeler

verir. Bunu yaptığı takdirde başarıların sürekli olacağını bilir.

Deneyimli

insanlar derler ki, ülkenin sınırlarını ve güvenliğini askerlerle, askerleri

ise parayla elinde tutabilirsin. Askerin kalbi rahat, karnı tok olursa devletin

eli düşmana karşı güçlü olur. Hazineyi askerden esirgersen o da elini silahtan

esirger.

Eli

boş, karnı aç, ihtiyaçları giderilmemiş ve kalbi hüzünlü bir askerden savaş

meydanında yahut güvenliğin sağlanmasında yiğitlik beklememelidir.

Askerin

ihtiyacı üst komutanların diliyle talep edilmeli ve onların diliyle astlarına

intikal etmelidir. Bu usûl askerî disiplin ve hiyerarşiye daha da kuvvet verir.

Erdemli

siyasetçi, toplumun bütün kesimlerinde olduğu gibi, silahlı kuvvetler

mensuplarının da milli ve manevî değerlere bağlı, askerliğin kutsal bir meslek,

asker ocağının ‘Peygamber Ocağı’ ve şehitlik ve gaziliğin inancımıza göre en

yüksek makam olduğu bilincinde olmaları için gereken eğitim ve öğretimlerin

verilmesini sağlar.

Erdemli

siyasetçi, askerlerin yönetime isyan ve darbe yapmak gibi yanlışlara

düşmemeleri için gereken idarî, malî ve eğitim tedbirlerini alır ve bunları

ordunun değişmez kuralları haline getirir.

Erdemli

siyasetçi, ülke savunmasında ve güvenliğin sağlanmasında zafiyete düşülmemesi

için ordunun en modern silah, araç ve gereçlerle sürekli techiz edilmesini,

dünyanın sayılı silahlı kuvvetlerinden biri olarak canlı kalmasını sağlar.

Başkomutan ve Komutan Seçimi

Erdemli siyasetçinin ülke askerlerinin başına seçeceği Başkomutan, Allah

(c.c.)’a, Rasûlüne ve İmamına karşı herkesten daha samimi olmalıdır. Kalbi

hepsinden temiz olmalı ve aklı başında denge bakımından hepsinden üstün olmalı,

kızdığı zaman ağır ve temkinli davranmalı, mazeretleri sükûnetle sonuna kadar

dinlemeli; zayıflara acımalı; kuvvetlilerden uzak durmalı; şiddetli kalkıp

acizlikle oturan kimselerden olmamalıdır.

Ana ve baba, çocuklarının işini nasıl araştırırsa, erdemli siyasetçi de

askerlerinin işini öylece gözetlemelidir. Kendilerini kuvvetlendirmek için verdiği

şey çok bile olsa onu gözünde asla büyütmemeli, haklarında taahhüt ettiği lütuf

az bile olsa gözünde asla küçük görmemelidir. Çünkü bu siyasetçiye karşı

samimiyetle davranmalarına ve güzel zan beslemelerine sebep olur.

Yöneticiler için memlekette adaletin kurulmasından, toplum düzeninin

sağlanmasından ve halkın kendisine sevgi göstermesinden daha büyük bir teselli

kaynağı yoktur. Zira yürekler salim olmadıkça muhabbet izhar etmez. Sonra

askerin, yöneticinin hakkındaki samimiyeti, ancak âmirlerinden memnun

olmalarına ve onların bir an önce başlarından çekilmelerini istememelerine

bağlıdır.

Siyasetçi komutanlara ümit kapılarını açmalı, övülmeye lâyık olanlarını

övmekte, büyük hadiselere maruz kalmış olanlara maceralarını ve

kahramanlıklarını saymakta kusur etmemelidir. Zira bunların kahramanlıklarını

sık sık anmak, inşallah yiğitleri galeyana, savaş istemeyenleri de gayrete

getirir. Bunlardan her birinin fedakârlığını iyice tanımalı; birinin hizmetini

başkasının hizmetiyle beraber zikretmemelidir. Kimseye de gösterdiği yiğitliğe

uygun düşmeyecek alçak bir pay vermemelidir.

Emekli olanlar da deneyimlerinden ve bilgilerinden yararlanmak üzere

değerlendirilmelidir.