بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

الأخلاق الإسلامية

دليل علمي إلى حسن الخلق

﴿وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ﴾ (القلم ٦٨/٤)

الرئيسية / أخلاق التجارة / الأمراض الأخلاقية في التجارة / التزوير
الأمراض الأخلاقية في التجارة

التزوير

لم تُضَف بعد ترجمة هذا المحتوى بهذه اللغة؛ نعرض النص التركي الأصلي.

Kalpazanlık, zamanın kanunlarına göre devlet tarafından basılan geçerli paraların dışında yetkisiz kimselerin sahte para basarak piyasaya sürmeleri ve bu yolla haksız kazanç elde etmelerine denir. Bunu yapanlara kalpazan denir.

Haram yollardan kazanç temin etme felaketlerinden bir tanesi de kalpazanlıktır. Allah (c.c.) buyurur: “Gerçekten biz, ölüleri diriltiriz. (ölümlerinden önce iyi ve kötü) ileri gönderdikleri amelleri ve (öldükten sonra ) geri bıraktıkları (iyi ve kötü) eserleri yazarız. Biz her şeyi İmam-ı Mübin’de (Levh-i Mahfuz’da) yazıp saymışızdır.” [1]

“O gün insan işlediği ve işlemediği amellerde uyarılır (yaptığı ve yapmadığı hesaba çekilir).” [2]

Müslüman kişi, aldığı ve verdiği para için dikkatli olmalı, kontrolü ihmal etmemeli, gevşek davranmamalı. Alırken ve verirken kalp para kullanılmamasına çalışmalıdır. Zira bir kimse kalp para verse, alan kalp para olduğunu bilmese yahut görmese, ona zulmetmiş olur. Alan kalp olduğunu bilerek alsa, insanlar zarardan kurtulamaz, çünkü bunu alan, bir kimseyi aldatıp vermekten geri durmaz. Bu hal böylece devam eder; yani birbirlerini daima aldatıp giderler. O kalp para durdukça, fesat piyasada devam eder. Kendisi başkasını aldatıp haram işlediği gibi, sonra gelenler de birbirlerini aldatıp zincirleme haram işlemekten kurtulamazlar.

Öldüğü zaman defteri kapanana, yani öldükten sonra amel defterine günah yazılmayana müjdeler olsun. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Bir kimse, insanların günaha girmesine sebep olacak bir şey bıraksa, o günahı işleyen insanların günahları kadar, onun da defterine yazılır.” buyurdular.

Öldüğü halde amel defterine günah yazılmaya devam edilen kimseye yazıklar olsun! Bunun için selef-i salihinden, yani geçmiş din büyüklerinden bildirilmiştir ki, kalp paradan az bir şey, onun yüz katını çalmak, büyük günahtır. Kul hakkı da vardır. Lakin hırsızlığın zararı devamlı değildir; fakat bir kalp para harcamak devamlı zarardır. Çünkü o kalp para, insanların elinde durdukça, insanlara zarar büyüyecek ve fesat genişleyecektir. Kalp parayı yapan ve bilerek kullananın ikisi de kalpazandır.

Abdullah Derzi (r.a.) büyüklerden idi. Bir putperest ona birkaç defa elbise diktirdi ve her defasında kalp para verdi. O da aldı. Bir gün dükkânda yoktu. Çırağı kalp parayı almadı. Gelince, “Niye böyle yaptın? Kaç defadır bana böyle yapıyor, yüzüne vurmuyorum ve alıyorum, ta ki kalp para ile bir başka Müslümanı aldatmasın.” dedi.

Kalp para hakkında şu dört şey’i bilmek gerekiyor:

1. Eline kalp para geçince, çöpe atmalıdır. Bir kimseye verip: “Bu kalptır” dememelidir. Çünkü onu alan başka bir kimseye verebilir.

2. Çarşıda, pazarda olanların paraları tanıması vaciptir. Hangisinin kötü olduğunu bilmelidir. Bu bilgi sadece almamak için değil, alıp da yanlışlıkla başkasına vermemek ve bir Müslümanın hakkını ziyan etmemek içindir. Paraları tanıyan, yanlışlıkla almışsa, bir Müslümanı ziyana sokmaz. Paraları tanımayan, yanlışlıkla eline geçerse asi olur; insanın karşılaşacağı şeyleri bilmek için bunları öğrenmesi vacip olur.

3. Kalp para alırsa, şu niyetle almalıdır ki, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz buyurdu: “İş yapan ve alma yolunu kolaylaştıran insanlara, Allah Teâlâ (c.c.) merhamet eder.” Fakat bu taktirde bile çöpe atmak niyeti ile almalıdır. Harcayacağını düşünüyorsa, kalp olduğunu söylese de almamalıdır.

4. Kalp, içinde altın ve gümüş bulunmayan veya geçerli olmayandır. Kalp içinde altın veya gümüş bulunur da, miktarı az olursa, çöpe atmak vacip olmaz, maden olarak değerlendirilebilir. Kâğıt türünden ise aynı şekilde hareket etmek gerekir.

Kalpazan kişi öldükten sonra, yüz seneye kadar, o para ile muamele edenlerin günahı onun defterine günah olarak yazılacaktır. Yani o para yok oluncaya kadar, onun defterine devamlı günah işlenecektir. Onun bu kötü adetiyle ifsat olunmuş halkın mallarının ve kamu ekonomisinin de günahı onun boynundadır. O da kabrinde büyük günahlardan ötürü azap çeker ve o günahlar sona erinceye kadar, onların hesabını verir. [3]

Allah (c.c.) yolunda gaza eden biri rivayet ediyor: ‘Ben atımı bir kâfiri öldürmek için sürdüm. Atım ona yetişmedi, geri döndüm. Sonra o kâfir bana yaklaştı; ikinci bir defa ona hücum ettim. Atım bu sefer serkeşlik yapıp dizginlere ram olmadı. Halbuki ben böyle bir kötü huyunu görmemiştim. Epeyce üzülerek döndüm. Başım eğik, kalbim kırık bir vaziyette oturdum; çünkü o düşmanı elde etmiş değildim. Bir de atımın kötü huyundan nefret etmiştim. Başımı çadırın direği üzerine koydum. Atım yanımda duruyordu. Rüyamda gördüm ki at, bana sanki şöyle diyordu: Allah’ı (c.c.) seversen düşün. Sırtımda üç defa o iri yarı kâfiri tutmak için teşebbüse geçtin; halbuki dün akşam bana yem aldın ve yeme kalp bir dirhem vermiş oldun. Böyle bir iş hiçbir zaman muvaffak olamaz (ve hiçbir zaman böyle yaptığın taktirde hedefine erişemezsin). Bu zat diyor ki, ürkerek uykudan uyandım. Yem satanın yanına gittim. Ona akşamleyin verdiğim kalp parayı değiştirdim.”

Ticaret adamı sürekli olarak para ile iş yapmakta, almakta, vermektedir. Para onun her an kullandığı en önemli araçlarından biridir. Bu nedenle tüccar kimse parayı çok iyi tanımak ve para sahteciliğine karşı çok dikkatli ve bilinçli olmak zorundadır.

[1] Yasin sûresi, 36/12.

[2] Kıyame sûresi, 75/13.

[3] Kimyay-ı Saadet, Gazali.