البيع المطلق
Mutlak bir alış-veriş, satılan malın her türlü kusurdan uzak olmasını gerektirir. Tüccar âdetine göre, malın değerini noksanlaştıran her şey kusurdur. Müşteri, malın kusurunu öğrendiği zaman, dilerse onu tam bedeli karşılığında kabul eder, dilerse de reddeder.
Âkil olmayan küçük (köle veya cariye) için; kaçmak, hırsızlık, yatağa işemek kusur değilken, bunlar âkil için kusurdur. Bulûa erdikten sonra müşteri yanında meydana gelen kusur hariç, büyük, yukarda-ki kusurları yüzünden iade edilir, hayzdan kesilmek kusur olduğu gibi istihaze de kusurdur. Cariyede, ağız ve koltuk altı kokusu, zina kusur iken, kölede kusur sayılmaz. İhtiyarlık, Müslüman olmamak ve delilik hem cariye ve hem de köle için kusur sayılır.
Müşteri, satın aldığı malda bir kusur bulsa, diğer bir kusur da yanında iken meydana gelse satanın rızası olmadıkça o malı geri veremez. Ancak kusurun verdiği bedel noksanlığım satandan alır.
Satın aldığı kumaşı boyatır, yahut diker veya kavuta yağ koyar sonra da kusurlarının farkına varırsa, bu kusurların doğurduğu kıymet noksanlığını satıcıdan alır. Köle Ölür veya köleyi azat ederse kusurun vermiş olduğu noksanlığı satıcıdan alır.
Müşteri aldığım öldürür veya gıda maddesini yerse (SM) kusurlarından dolayı, satandan kıymet noksanlığını isteyemez. Satıcı malını, kendisinin her kusur davasından berî (uzak) olması .şartı ile satarsa, müşterinin o malı asla geri vermeye hakkı yoktur.
Müşteri aldığı malı bir başkasına sattıktan sonra, bir kusur yüzünden mal kendisine iade edilmek istenir de mahkeme kararı ile malı geri alırsa onu kendisine satana iade eder. Eğer mahkeme kararı olmadan kabul ederse iade edemez. Muhayyerliği ortadan kaldıran şey geri verme hakkını da ortadan kaldırır.
Fasid alış-veriş, malı kabz ile mülkiyet ifade eder. Bu alışverişi, alan ve satandan her birinin bozmaya hakları vardır. Akdi fesh ederken satılan malın mevcut olması şarttır.
Müşterinin teslim almadan önce, malı satması, azad etmesi, başkasına bağışlaması caiz olur. Bu durumda müşteri malı teslim aldığı zamandaki kıymeti ile satılan cinsten ise kıymetini ve misliyle satılan cinsten ise- mislini satıcıya öder.
Bâtıl alışveriş mülkiyet ifade etmez. Bu alışverişle alınan mal müşteri yanında emanet olarak bulunur. Leş, kan, içki,domuz, hür insan, ümmü veled ve müdebber köleyi satmak, hür ile köleyi, leş ile temiz eti (SM) birlikte satmak bâtıldır. Mükâteb (Hürriyetini para karşılığında efendisinden satın almak için onunla anlaşma yapan köle)in satılması da bâtıldır. Ancak mükâtep satılmasına izin verirse caiz olur.
Balıkları ve kuşları avlamadan, firarda olan köleyi yakalamadan satmak caiz değildir. Cariyenin karnındaki cenîn (çocuk) i ve hayvanın karnındaki yavruyu, daha henüz sağılmamış memedeki sütü, hayvanın sırtındaki yünü, koyundaki eti, tavandaki kirişi, iki elbiseden herhangi birini (belirtmeden) satmak caiz değildir.
Müzabene ve muhakele satışı caiz değildir. Bir malın ay başında teslim edilmek üzere satışı caiz olmaz. Karnındaki çocuk ayrı tutularak cariye satılamaz. Cariye; satın alanın hâmile bırakması, yahut azat etmesi veya satıcının hizmetçi olarak kullanması kaydı ile satılamaz.
Müşterinin parayı satıcıya borç vermesi veya satıcının sattığı kumaşı dikmesi üzere yapılan satışlar da caiz değildir. Arılar kovansız, ipek böceği de ipeksiz satılmaz.
Taraftarlarca bilinmediği zaman nevruz, mehrican, hıristiyan perhizi ve yahudi fıtır gününe kadar veresiye satışlar caiz değildir. Hasat, meyve toplama, harman ve hacıların gelme zamanına kadar olan veresiye satışlar da (zamanlarının seneden seneye değişiklik göstereceğinden) caiz olmaz. Ancak daha önceden veresiyeyi kaldırırlarsa bu alışveriş caiz olur.
Bir kimse müdebber kölesi ile müdebber olmayan kölesini veya. kendi kölesi ile başkasının kölesini birlikte satarsa bu satış kölesine düşen hissede caiz olur. Cumanın ilk ezanı okunurken alış-veriş yapmak mekruhtur.
Şehirlinin taşradaki için satış yapması mekruhtur. Bir fiat üzerinden alış-verişi bitiren iki kimsenin, fazla fiat vererek aralarına girmek mekruhtur. Alıcısı olmadığı halde, alıcı gibi görünerek başkasını teşvik için malın değerini artırmak mekruhtur.
Şehre mal getirmekte olan kafileyi yolda karşılayıp, şehre gir maden mallarını almak (hem şehir halkına yüksek fiyatla satılacağından ve hem de kafilenin, mevcut fiyatları bilemeyeceklerinden dolayı zarara uğramaları düşünüleceğinden) mekruhtur. Fakat bununla beraber bu türlü alış-verişler caizdir.
Bir kimsenin, birbirlerinin mahremi olan iki küçük kölesi veya biri büyük diğeri küçük iki kölesi varsa bunları birbirinden ayırması mekruh olur. Fakat her ikisi de yüksekse mekruh olmaz.