بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

الأخلاق الإسلامية

دليل علمي إلى حسن الخلق

﴿وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ﴾ (القلم ٦٨/٤)

الرئيسية / الأرشيف — محتوى قديم / البغضاء
الأرشيف — محتوى قديم

البغضاء

لم تُضَف بعد ترجمة هذا المحتوى بهذه اللغة؛ نعرض النص التركي الأصلي.

Halktan nefret teessürden doğar. Bu nefret, kalbin ve huyun bozukluğu sonucu olduğundan, çirkindir. Fakat bunun hafifi o kadar çirkin sayılmaz.

Halktan nefret etmek insanların kabahatlarını saymakla başlar. Giderek bütün insanlığı küçümsemeye kadar varır. Daha sonra normalin dışına mübalağaya varan davranışlarıyla iğriyi- doğruyu seçemez olur. Bütün akraba, evlat ve yakınlarını kendi malına göz dikmiş, dostlarını kindar kişiler zannetmeye başlar ve bunların arasında bulunmak istemediğimden âdeta ahirete gitmeyi kâr bilir.

Çok kişiler halktan nefret edici kişileri uzlet ve inziva (günahlardan arınmak için yalnızlığı seçmiş olanlar) sahiplerinden sayarak onlara saygı duyarlar. Bu düşünce ne kadar yanlıştır? Uzletten gaye tamamıyla Hakka ibadette bulunmak için insanların arasından istekle ayrılmaktır. Bunlar nefret ediciler gibi insanların yalnız fena taraflarını araştırıp onlar için kötü kanaatler taşımazlar.

Hangi işte olursa olsun tenfîr, yani bıktırıp usandırmak da makbul bir şey değildir. Hatta bunu ibadet ve itaatte bile makbul tutmazlar. İnsan bıktığı işi ne kadar dikkat ederse etsin istenilen şekilde yapıp faydalanamaz, başkasını da faydalandıramaz. Aksine zararlı olur.

Azizim! Her sevgilinin yanında bir çirkin lala bulunur. O laladan nefret eden hiç sevgiliye ulaşabilir mi?

‘Nefr’, sözlükte kişiyi heyecanla harekete geçiren bir iş veya bir durum üzerine bir yerden bir yere fırlayıp çıkmaktır. Böyle bir şekilde düşmana karşı savaş için çıkıp toplanan topluluğa ‘nefir’ ve bu topluluktaki kişilerin her birine de ‘nefer’ denilir.

‘Nefer’ kelimesi Türkçe’mizde, ‘Asker’ için de kullanılmaktadır.

‘Nefret’, insanın sevmediği, hatta kızdığı bir davranışın yapılması veya böyle bir durumun ortaya çıkması karşısında hissettiği tepkisel duygulara denir.

Halktan nefret etmek, insanların hatalarını saymakla başlar. Giderek bütün insanları küçümsemeye kadar varır. Daha sonra bu normalin dışına da taşarak yanlış ve doğruyu ayıramaz hale gelir.

Hangi işte olursa olsun ‘tenfir’ yani bıktırıp usandırmak ve nefret ettirmek iyi bir davranış değildir. Bunun için Peygamberimiz (s.a.v.) buyurdu: “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.” (1)

Gerçekten insan ve toplum hayatı için konulmuş bu kadar güzel, bu kadar çağlar ve coğrafyalar üstü bir ilkeyi hiçbir din ve hiçbir sistem ortaya koyamamıştır. Müslümanlar, İslâm’ın diğer ilkelerinde olduğu gibi bu ilkeyi de tam olarak toplum hayatımda uyguladıkları taktirde bir çok problem çözülmüş olacaktır.

Atalarımız derler ki, her sevgilinin yanında bir çirkin lala (eğitici, bakıcı) bulunur. O laladan nefret eden hiç sevgiliye ulaşabilir mi?

‘Nefr’, sözlükte kişiyi heyecanla harekete geçiren bir iş veya bir durum üzerine bir yerden bir yere fırlayıp çıkmaktır. Böyle bir şekilde düşmana karşı savaş için çıkıp toplanan topluluğa ‘nefir’ ve bu topluluktaki kişilerin her birine de ‘nefer’ denilir.

‘Nefer’ kelimesi Türkçe’mizde, ‘Asker’ için de kullanılmaktadır.

‘Nefret’, insanın sevmediği, hatta kızdığı bir davranışın yapılması veya böyle bir durumun ortaya çıkması karşısında hissettiği tepkisel duygulara denir.

Halktan nefret etmek, insanların hatalarını saymakla başlar. Giderek bütün insanları küçümsemeye kadar varır. Daha sonra bu normalin dışına da taşarak yanlış ve doğruyu ayıramaz hale gelir.

Hangi işte olursa olsun ‘tenfir’ yani bıktırıp usandırmak ve nefret ettirmek iyi bir davranış değildir. Bunun için Peygamberimiz (s.a.v.) buyurdu: “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.”

Gerçekten insan ve toplum hayatı için konulmuş bu kadar güzel, bu kadar çağlar ve coğrafyalar üstü bir ilkeyi hiçbir din ve hiçbir sistem ortaya koyamamıştır. Müslümanlar, İslâm’ın diğer ilkelerinde olduğu gibi bu ilkeyi de tam olarak toplum hayatımda uyguladıkları taktirde bir çok problem çözülmüş olacaktır.

Atalarımız derler ki, her sevgilinin yanında bir çirkin lala (eğitici, bakıcı) bulunur. O laladan nefret eden hiç sevgiliye ulaşabilir mi?