الانتحار
‘İntihar’, çeşitli şekillerde insanın kendisini öldürmesine denir.
İntihar, Allah (c.c.)’ın yaratmış olduğu cana kıymaktır. Başkasını öldürmek nasıl bir büyük günah ise, intihar da öyle bir günah ve ahlâk dışı bir davranıştır.
İntiharın dini hüküm bakımından haram (yasak) olduğu ve ahiretteki tehlikeleri âyet ve hadislerle bildirilmiştir. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur: “Ey iman edenler, mallarınızı aranızda karşılıklı rıza ile gerçekleştirdiğiniz ticaret yolu hariç, batıl yollarla yemeyin. Ve kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir.” (Nisa sûresi, 4/29.)
Bu âyette, fiilen cana kıyma anlamı yanında, Allah (c.c.)’ın haram kıldığı şeyleri işlemek, günaha dalmak ve başkalarının mallarını batıl yollarla yemek suretiyle kendisine yazık etmek, ahiret hayatını öldürmek anlamı da vardır. (İbn Kesir Tefsiri.)
Peygamberimiz (s.a.v.) buyurdu: “Yedi helak edici günahtan uzak durunuz: Allah’a ortak koşmak, bir cana kıymak, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, iffeti ve hiçbir şeyden habersiz mümin kadına zina iftirası yapmak.” (Buhari, Vesaya/23; Müslim, İman/144.)
İntihar, geçmiş ümmetlerde de yasaktı. Peygamber (s.a.v.) buyurdu: “Sizden önceki ümmetlerden yaralı bir adam vardı. Yarasının acısına dayanamayarak, bir bıçak aldı ve elini kesti. Ancak adam kan bir türlü kesilmediği için adam öldü. Bunun üzerine Cenab-ı Hak; kulum can hakkında benim önüme geçti, ben de ona cenneti haram kıldım, buyurdu.” (Buhari, Enbiya/50.)
Hayber savaşı sırasında büyük kahramanlıklar gösteren Kuzman adındaki birisinin, sonunda cehenneme gideceği Hz. Peygamber tarafından haber verilmişti. Bunun üzerine ashab-ı kiram’dan Huzai Eksüm, Kuzman’ı izlemiş ve onun, aldığı yaralara sabredemeyip, kılıcı üzerine yaslanarak, intihar ettiğini görmüştür. Kuzman’ın ölüm şekli Allah Rasûlüne iletilince şöyle buyurmuştur: “İnsanlar arasında öyle kimseler vardır ki, dış görünüşe göre, cennet ehline yaraşır hayırlı işler yaparlar; halbuki kendileri cehennemliktir. Öyle kimseler de vardır ki, cehennemliklere ait kötü işler yaparlar, halbuki onlar cennetliktir.” (Buhari, Kader/5.)
İntihar edem kimsenin ahiretteki cezası, intihar şeklindeki gibi verilecektir. Hadis-i şeriflerde: “Kim kendisini bıçak gibi keskin bir şeyle öldürürse, cehennem ateşinde kendisine onunla azap edilir.” “(Dünyada ip ve benzeri şeyle) kendisini boğan kimse, cehennemde kendisini boğar, dünyada kendisini vuran cehennemde kendisini vurur.” (Buhari, Cenaiz/84.) “Kim kendisini bir dağın tepesinden atar da öldürürse cehennem ateşinde ebedi olarak böyle görür. Kim zehir içerek kendisini öldürürse, cehennemde zehir kadehi elinde olduğu halde devamlı ceza çeker.” (Müslim, İman/175.)
İslâm bilginlerinin çoğunluğuna göre, intihar eden dinden çıkmış olmaz, üzerine cenaze namazı da kılınır. Hayber savaşında intihar eden Kuzman’ın cehennemlik olduğu bildirilmişse de, cehennemde ebedi olarak kalacağını belirten açık bir ifade yoktur. Bu yüzden intihar suçunu işleyenin cezasını çektikten sonra cehennemden kurtulacağı umulur. Ancak bunun için, intihar edenin son anda mümin sıfatını taşıması ve intiharın haram olduğuna itikadının olması şarttır.
Hz. Peygamber (s.a.v.)’in, bıçakla kendisini öldüren birisinin cenaze namazını kıldırmadığı İslâm tarihi kaynaklarında vardır. Ancak bu olay, intihar edeni cezalandırmak ve başkalarını böyle bir fiilden uzaklaştırmak amacına yöneliktir. Nitekim ashab-ı kiram bu kimsenin cenaze namazını kılmıştır. İmam Ebu Yusuf’a göre, intihar hata ile veya şiddetli bir ağrıdan dolayı olmadıkça intihar edenin cenaze namazı kılınmaz.
Vücut Allah (c.c.)’ın insana verdiği en büyük emanettir. Bu emaneti, kişinin kendi müdahelesi olmaksızın ruh bedenden ayrılıncaya kadar korumak gerekir. Bunun için de, insanın fiziksel ve ruhsal sıkıntılara sonuna kadar sabır göstermesi, isyan etmemesi İslâm’ın amacıdır. Aksi halde intihar etmekle dünyadaki sıkıntı ve problemlerini çözeceğini düşünen kişi, hemen intikal edeceği kabir ve daha sonra ahiret hayatında çok daha büyük sıkıntı ve cezalarla karşılaşır. Hayat en kötü şartlar altında bile güzeldir. Çünkü ruh bedende kaldıkça Allah (c.c.)’tan ümit kesilmez. Her geceden sonra gündüz, her zorluktan sonra bir kolaylık vardır. Kulun Allah (c.c.) yönelmesi ve O’ndan yardım istemesi, sıkıntı ve problemlerinin çözümünün başlangıç noktasını teşkil eder. Yüce Yaratıcı umulmayan, beklenmeyen yer ve yönlerden kolaylıklar ihsan eder. Çünkü O’nun her şeye gücü yeter. O’na dayanan da güç kazanır.