بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

الأخلاق الإسلامية

دليل علمي إلى حسن الخلق

﴿وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ﴾ (القلم ٦٨/٤)

الرئيسية / الأرشيف — محتوى قديم / الاعتدال
الأرشيف — محتوى قديم

الاعتدال

لم تُضَف بعد ترجمة هذا المحتوى بهذه اللغة؛ نعرض النص التركي الأصلي.

Kur'an-ı Kerim’de buluşmayan itidal kelimesi, hadislerde namazda “rükudan veya secdeden kalkıp doğrulma” anlamında kullanılmıştır.

Bir ahlak terimi olarak itidal; ılım olma, duygu ve düşüncelerde aşırılıktan uzak kalma, orta yolu benimseme gibi anlamlara gelmektedir.

İslâm’ın itidali tavsiye ettiğini gösterdiği halde, bu kelime kullanmaksızın aynı kavramın başka sözlerle ifade edildiği pek çok örnek vardır: “Onlar, harcadıkları zaman, ne israf ederler, ne de kısarlar; (harcamaları) ikisi arasında orta bir yol olur.” (Furkan, 25/67) ayeti harcamada itidali, (yani cömertliği); “Muhammed Allah’ın Rasulüdür. Ve onunla birlikte olanlar, kafirlere karşı zorlu, kendi aralarında ise merhametlidirler...” (Fetih, 48/29) ayeti öfkede itidali, (yani şecaati –cesur olmayı-) tasvir ve telkin eden birer örnek olarak gösterilebilir. Fatiha sûresinde ve Kuran’ın daha bir çok yerinde geçen “sırat-ı müstakim” (dosdoğru yol) ibaresinin ise, zaten itidal anlamına geldiği görüşü pek çok alim tarafından benimsenmiş bir yoldur.

Bunlara bakarak hep orta yolda bulunmayı özendiren, “işlerin hayırlısı ortada olandır” anlayışını vurgulayan ahlakçılar, insanın daima aşırılıktan uzak kalmasını savunmuşlardır. İnsan iradesinin kuvvetlenmesi ve nefsin denetim altına alınabilmesi için itidal için de yaşamanın büyük önem taşıdığına dikkat eden terbiyeciler de, bunun gerçekleşebilmesi amacıyla, az yemek, az uyumak, az konuşmak ve cinsel hayatta aşırılıktan mümkün olduğunca uzak yaşamak gerektiğine daima işaret etmişlerdir.