الإنفاق في سبيل الله
Cenâb-ı Hak, Müslümanların ‘Birr’e yani en yüksek derecede fazilete ulaşmalarının ancak sevdikleri şeyleri kendisi yolunda harcamaları ile mümkün olabileceğini şöyle bildirmektedir: “Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça ‘birr’e (iyiliğe) asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir.” [1] Bu ayet bizlere gösteriyor ki; harcamalarımızın başında Allah (c.c.) yolunda harcama gelir. İyiliğe yani dünyada huzura ve Âhiret’te de Cennete ulaşmak istiyorsak, Allah (c.c.) yolunda harcamalıyız. Allah (c.c.) yolunda harcamanın, Allah (c.c.)’ın sevgisine ve rızasına kavuşmak için harcama yapmak anlamına geldiğini dikkatten kaçırmamak gerekir.
“Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu, insanların mallarını haksız yollarla yiyorlar ve Allah'ın yolundan alıkoyuyorlar. Altın ve gümüşü biriktirip gizleyerek onları Allah yolunda harcamayanları elem dolu bir azapla müjdele.” [2]
Bu ayette özellikle dinin istismar edilmesi (yani maddi çıkar sağlamak amacıyla kullanılması) suretiyle bazı insanların menfaat temin etmeleri, bir harcama alanı oluşturmaları yasaklanmıştır. Din adamları veya dinsel nitelikli işlerle uğraşanlar, dini kullanarak insanları sömürmemeli, israf niteliğinde faklı bir harcama alanı oluşturmamalıdırlar.
Ne yazık ki günümüzde birçok menfaatçinin dini kavramları ve daha da ileriye giderek Allah (c.c.)’ın kitabını kullanarak menfaat temin etme yoluna girdikleri görülmektedir. İnsanların din duyguları sömürülerek alınan yardımlar, şahsî bir kısım gereksinimlerin giderilmesi için kullanılmıştır. Halbuki yapılması gereken bütün imkânları Allah (c.c.) yolunda kullanmak, toplanan yardımları ilim, irfan yuvaları için harcamaktır.
“Derken bütün serveti helak edildi. (Yıkılmış) çardakları üzerine çökmüş haldeki bağına yaptığı harcamalar karşısında ellerini ovuşturuyor ve şöyle diyordu: ‘Keşke Rabbime hiçbir kimseyi ortak koşmasaydım.” [3]
Yüce Allah (c.c.)’ın Rasûlü diliyle yaptığı beyanı derinlemesine incelendiğinde, Allah (c.c.) yolunda yapılmayan harcamaların sonunun pişmanlık ve hüsran olduğu anlaşılmaktadır. Harcamaları ve tasarrufları sonucunda mutluluk elde etmek isteyen kişi, temel harcama yeri olarak Allah (c.c.) yolunda harcama alanını seçmelidir.
“İşte onların, sabredip kötülüğü iyilikle savmaları ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcamaları karşılığında, mükâfatları kendilerine iki kez verilecektir.” [4]
Allah (c.c.)’ın mükâfatı, sonsuz kurtuluş ve ebedî saadet demektir. Eğer sonsuz mutluluk istiyorsak Allah yolunda harcamalıyız. Ayet-i kerime bizlere Allah (c.c.) yolunda harcamanın özel bir şeklini bildirmektedir. Buna göre kötülüğü iyilikle savmak da Allah yolunda harcama şekillerinden birisidir.
Buna göre zehir damlaları, iyilik okyanusunda etkisiz hale getirilmeli, iyilik o kadar yaygınlaştırılmalı ve alemi sarmalı ki, kötülükler bu okyanuslarda etkisiz kalmalı, gücünü kuvvetini kaybetmelidir.
“İşte sizler, Allah yolunda harcamaya çağrılıyorsunuz. Ama içinizden cimrilik yapanlar var. Kim cimrilik yaparsa ancak kendi zararına cimrilik yapmış olur. Allah her bakımdan sınırsız zengindir, siz ise fakirsiniz. Eğer ondan yüz çevirecek olursanız, yerinize başka bir toplum getirir de onlar sizin gibi olmazlar.” [5]
Allah yolunda harcama çağrısı karşısında cimri davranışın büyük bir felaket habercisi, Allah (c.c.)’ın gazabının sebebi olduğu ayetin bizlere verdiği bilgidir. Allah yolunda harcama konusundaki bireysel cimrilikler, bireysel sıkıntılara sebep olurken; bu alanda ortaya çıkacak toplumsallaşmış cimrilik de, o toplumun yok oluş sebebi olarak gösterilmiştir.
Ayet öylesine derin bir mana, öylesine güçlü bir tehdit içermektedir ki; bütün Müslümanlar bu ayeti okuduklarında titremeli, kendilerine gelmeli, kendilerini sorgulamalıdırlar. Acaba Allah (c.c.) yolunda harcama konusunda toplumsallaşmış bir cimriliğin içinde miyiz? Veya gayretimiz toplumsal nitelik kazanmış Allah yolunda harcama cimriliğini ortadan kaldırıcı özelliğe ulaşmış mıdır?
“Size ne oluyor da, Allah yolunda harcama yapmıyorsunuz? Halbuki göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. İçinizden, fetihten (Mekke fethinden) önce harcayanlar ve savaşanlar, (diğerleri ile) bir değildir. Onların derecesi, sonradan harcayan ve savaşanlardan daha yüksektir. Bununla beraber Allah hepsine de en güzel olanı (cenneti) vadetmiştir. Allah bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” [6]
Allah yolunda harcamanın da bir zamanı vardır. Kendisi zor durumda iken harcayanın mükâfatıyla, rahatlık ve bollukta harcayanın mükâfatı aynı olmayacaktır. Ancak her birisi mükâfatını fazlasıyla alacaktır.
“Şüphesiz dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlencedir. Eğer inanır ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız, size mükâfatınızı verir ve sizden mallarınızı (tamamen sarf etmenizi) istemez.” [7]
Yüce Allah, ianananların mallarını kendi rızası için harcamlarını istemekle birlikte bütün varlıklarını feda etmelerini değil, imkânları ölçüsünde ellerinden geleni yapmalarını istemektedir.
[1] Âli İmrân sûresi, 3/92.
[2] Tevbe sûresi, 9/34.
[3] Kehf sûresi, 18/42.
[4] Kasas sûresi, 28/54.
[5] Muhammed sûresi, 47/38.
[6] Hadid sûresi, 57/10.
[7] Muhammed sûresi, 47/36.