الإكرام
‘İkram’, başkasına değer vermek, ona nimet sunmak ve onu yüceltmektir.
Kur’an-ı Kerim’de hz. İbrahim (a.s.) ile ilgili olay anlatırlırken buyuruluyor:
“Elçilerimiz, İbrahim’e müjde getirdikleri zaman: ‘Selam’ dediler. O da ‘Selam’ dedi; çok geçmeden hemen elçilere kızarmış bir buzağı getirdi. Onların ellerinin buzağıya uzanmadığını görünce durumlarını beğenmedi ve içine bir korku düştü. ‘korkma, dediler, biz Lut kavmine gönderildik.’ Ayakta durmakta olan karısı güldü. Biz de ona İshak’ı müjdeledik. İshak’ın ardından da (torunu) Yakup’u.” (1)
Bu ayetlerde Allah (cc.c.)’ın, meleklerini, mesajını iletmek üzere hz İbrahim (a.s.)’e gönderdiği anlatılmaktadır. Hz İbrahim (a.s.), insan kılığında kendisine gelen melekleri, konuk sanarak yemek hazırlar, önlerine kızartılmış buzağı koyar. Fakat gelen konukların ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce içine korku düşer. Çünkü gelen kişinin, önüne konan yemeği yememesi, genellikle düşmanlık anlamına gelir. Tanımadığı kişilerin bu tutumlarından dolayı acaba bir kötülük yapmak için mi geldiler diye düşünmüştür. Melekler İbrahim (a.s.)’a tasalanmamasını ve kendilerinin Lut (a.s.) kavmini helak etmek için gönderildiklerini bildirmişlerdir.
Ayetlerde konuklara ikram etmenin adabı da öğretilmektedir. Hz İbrahim (a.s.) konukların selamını almış, onlar farkına varmadan evindeki en değerli ikramı hazırlamış ve nezaketle ‘Buyurmaz mısınız?’ demiştir. İkramdan sonra konukların ziyaretlerinin sebebini sormuştur.
Peygamber (s.a.v.) de şöyle buyurmuştur: “Misafiri gece yatırmak ve onu ağırlamak her müslümana farzdır. Eğer misafir, adamın evinin çevresinde (yemek ve yataktan) yoksun olarak sabahlarsa, ev sahibinin üzerinde alacaklı olur. Dilerse alacağını tahsil eder, dilerse etmez.” (2)
-----------------------------
(1) Hud sûresi, 11/69-70
(2) Ebu davud, Edeb.