الأذى
‘Üzüntü’ alem doğuran etken, maddi zararı dokunan şey’ diye tarif edilen ezada söz konusu olan zarar, dünyevi ve uhrevi olabilir. Bu kelime türevleriyle birlikte Kur'an-ı Kerim’de yirmi dört yerde geçmektedir. Bunlarda önce maddi ve bedeni sıkıntı, acı ve bunlara sebep olan şey söz konusudur. Mesela kadınların hayız hali bir ezadır. (El-Bakarai 2/222) burada kastedilen “tiksinti veren şey” olduğu düşünülmüştür. Bu da hayız da vücuttan atılan kan, içeride kaldığı taktirde bedene zarar vereceği için böyle adlandırılmıştır şeklinde mülahaza edilmiştir. Başka bir ayette, yağmurun yol açtığı sıkıntı (En-Nisa, 4/102); zina suçlularının cezalandırılması (En-Nisa, 4/16(; kadınların kötü niyetli erkekler tarafından rahatsız edilmeleri (El-Ahzab, 33/59) gibi durumlar eza ve aynı kökten gelen kelimelerle ifade edilmiştir. Bunun yanı sıra manevi ve ruhi sıkıntı, acı, üzüntü, incinme ve bunlara sebep olan etkenleri ifade etmede de eza kelimesi kullanılmıştır. Mesela ehl-i kitabın müslümanlara ezadan başka bir zarar veremeyecekleri (Al-i İmran, 3/111) bildirilen ayette söz konusu olan eza, müfessirlere göre; yalan tahrif, iftira, kınama gibi sözlü sataşmaları kastetmektedir.
Eza kelimesi hadislerde de sıklıkla rastlanan bir kavramdır. Bunlarda; yollarda, sokaklarda, evlerin önlerinde insanlara sıkıntı veren, geçişi zorlaştıran şeylere, söz ve davranışlara eza denilmiştir. Bu anlamda ağaç, dikenli dal, taş veya tiksinti veren çöp, süprüntü ve pislik gibi şeylerin umumi mahallere atılmaması veya böyle yerlerin bu gibi nesnelerden arındırılması tavsiye edilmiştir. Hz. Peygamber, damadı Hz. Ali’nin kızı Fatıma ile evli iken, onu üzerine ikinci bir hanım alması için yapılan teşebbüse kesinlikle karşı çıkmış ve “Çünkü Fatıma benden bir parçadır; onu endişelendiren beni endişelendirmiş olur; ona ceza veren bana da ceza vermiş sayılır” demiştir. (Buhari Nikah, 109, Müslim, Fezai-lus,- sahabe 93/94). Hadislerde genellikle insanlara maddi veya manevi zarar veren, onları kıran; umumi yerlerde onlara üzüntü veren ve zorluk çıkaran; aile komşuluk ve arkadaşlık ilişkilerini tahrib eden; zayıf, hasta ve sakatları güçlüğe maruz bırakan söz ve fiiller hep eza olarak nitelendirilmiştir.