استدراج الزبون إلى الدكان
Allah Teâlâ, insanlara merhamet ederek, seve seve çalışabilmeleri, çalışmaktan usanmamaları için, insanlarda nefs denilen bir kuvvet yaratmıştır. Nefsin yaratılması, insanların yaşaması, üremesi, dünya için çalışmaları ve ahiret için cihat sevabı kazanmaları içindir. Allah Teâlâ, nefsi böyle nice faydaları için yaratmış ve bütün insanlara merhamet ederek, acıyarak, nefse hakim olup, zararlı arzularını önlemeleri için de, insanlarda akıl yaratmış, akla rehberlik eden Peygamberler (a.s.) de göndermiştir.
Cenâb-ı Hakk’ın insanda yaratmış olduğu bu nefis kuvveti yaratılmamış olsaydı, insanlar o zaman kendileri için çalışmayacak, uğraşmayacak, üremeyecek, üretmeyecekti. Kâinata ve yeryüzüne en güzel nizamı (sünnetullah) yerleştiren, onu devam ettiren ve her şeyi en iyi bilen Cenâb-ı Hakk, bir taraftan insanda nefsi yaratırken diğer taraftan da ona verdiği akıl ile denetlenmesini, kontrol altında tutulmasını, aşırılıklara fırsat vermemesini istemiştir. İnsanın dünyadaki sınavı da bu noktada ortaya çıkmaktadır. Nefsine, nefsin arzularına ne kadar hakim olmakta, onu ne kadar dizginleyebilmekte ve buna karşılık Allah (c.c.)’ın emirlerine ne kadar uyabilmektedir.
Ticarette ahlâkî hastalıklardan birisi olan, müşteriyi dükkân kapısına çağırmak, insandaki nefsin yani kendisini düşünmenin, bencilliğin, aşırı derecede kendisini başkalarının önünde tutma arzusunun bir sonucudur. Başka bir satıcıya gitmek isteyen alıcıyı kendi dükkânına çağırarak veya devam eden bir pazarlığı bozarak ona kendi malını satmak suretiyle kendisi kazanacak ve müşterisini elinden aldığı diğer tüccar veya satıcı bir şey satamayacağı için kazanamayacaktır.
İşte bu, nefsin arzularına uyarak hak ve adaletten sapmak ve diğer bir tüccarın hakkını elinden almaktır. Bu davranışla müşteriye de baskı uygulanarak haksızlık yapılmaktadır. Eğer müşteri gittiği satıcı ile anlaşamazsa o zaman doğal olarak diğer bir satıcı ona malını satmaya çalışabilir.
Râsûl-i Ekrem (s.a.v.) Müslüman tüccara yakışmayan bu davranışı şiddetle yasaklamıştır. [1] Böyle bir hareket, esnaf arasında kızgın rekabet fikrinin doğmasına, malda kalite düşüklüğüne, kanaatin azalmasına, hırs ve tamahın artmasına ve Müslümanlar arasında düşmanlık fikrinin türeyip yayılmasına sebep olur. Bir tüccarın yaptığı bu hareketi diğer tüccar da başka bir zaman ona yapacak ve böylece öldürücü rekabet ve düşmanlık çoğalacaktır. Böyle bir davranış içine girenler aslında huzurlu da olamayacaklardır. Çünkü müşterisini elinden aldığı insan kendisine aşırı rekabet ve hatta belki de düşmanlık besleyecektir. Fazilet sahibi Müslümanlar, din kardeşini zarara uğratmamayı, kendisi için insani ve sosyal bir görev bilirler.
Rızkın Allah (c.c.) tarafından verildiğine inanan insanlar, böyle bir yola girmez, kendi çıkarı uğruna Müslüman kardeşinin zararını istemez ve sürekli olarak helalinden kazanmanın yolunu seçerler.
[1] İbn Mace.