بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

الأخلاق الإسلامية

دليل علمي إلى حسن الخلق

﴿وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ﴾ (القلم ٦٨/٤)

الرئيسية / أخلاق الجهاد والحرب / الشهادة والشهيد / أصناف الشهداء
الشهادة والشهيد

أصناف الشهداء

لم تُضَف بعد ترجمة هذا المحتوى بهذه اللغة؛ نعرض النص التركي الأصلي.

ŞEHİTLERİN ÇEŞİTLERİ

İmam Suyûtî, ‘Ebvabu’s-Saadet fi Esbabı’ş-Şehadet’ adlı risalesinde otuz çeşit şehit saymıştır. Malikîlerden Echürî de şehitlerin sayısını manzum bir şekilde yazmış ve şerh etmiştir.

İşte şehitlerin bazıları:

l- Boğulan,

2- Yanan,

3- Garip olarak ölen,

4- Üzerine duvar yıkılıp ölen,

5- Karın hastalığından ölen,

6- Veba hastalığından ölen,

7- Nifas halinde ölen kadın,

8 İlim yolunda ölen,

9-Uyuz hastalığından ölen,

10- Hamile iken ölen kadın,

11- Felçten ölen,

12- Sara hastalığından ölen,

13- Humma’dan ölen,

14- Canını ve malını savunurken ölen,

15- Genzine su kaçıp ölen,

16- Yırtıcı bir hayvanın saldırısından ölen,

17- Sultan tarafından hapsedilip ölen,

18- Dövülerek ölen,

19- Sadece Allah için müezzinlik yaparken ölen,

20- İşinde ve sözünde sadık olan tüccar,

21- Denizde tutulduğu mide bulantısı veya kusmadan ölen,

22- Kuşluk namazı kılan, her ay üç gün oruç tutup, ne mukim ne de seferde iken terk etmeyen,

23- Peygamber (s.a.v.)’in sünnetine sımsıkı sarılan,

24- Hasta iken kırk defa ‘la ilahe illa ente subhaneke inni küntü minezzalimin’ duasını okuyan,

25- Sınırda nöbet beklerken ölen,

26- Her gece ‘Yasin’ sûresini okuyan,

27- Binek hayvanı tarafından öldürülen,

28- Gerçekten şehadeti arzulayarak ölen,

29- Cuma günü ölen,

30- Bir bölgeden bir bölgeye yiyecek götürüp satan,

31- Karla gusül edip ölen.

İmam Malik’in Muvatta isimli hadis kitabının şerhi ‘Evcev el-Mesalih’te şöyle denmiştir: ‘Hafız, bu şekilde onlardan 27 tanesini zikretmiştir,’ ‘Şehadet sebepleri arttığı oranda, mutluluk kapılarının da açılması artar.’ [80]

Savaş Alanında Yanlışlıkla Kendini Öldüren

Savaş alanında yanlışlıkla kendisini öldürene şehit muamelesi yapılıp yapılmayacağı konusunda fakihler ihtilaf etmiştir. Malikîler, Şafiîler ve Hanbelîler, ona şehit muamelesi yapılması gerektiği görüşünü benimserken Hanefîler ise şehit muamelesi yapılması görüşünü kabul etmemişlerdir. Sahih olan cumhurun görüşüdür. Çünkü onların delili vardır. Müslim, Nesaî ve Ebu Davud, Seleme bin Ekava’nın şöyle dediğini rivayet etmişlerdir: ‘Hayber günü kardeşim, çok şiddetli savaşırken kılıcı kendi üzerine düşüp onu öldürmüştü. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.)’in ashabı ileri geri konuşup şöyle serzenişte bulundular: İşte kendisini kılıcının öldürdüğü adam. Ey Allah’ın Rasûlü, dedim. İnsanlar ona, Allah rahmet etsin, v.s. dualarda bulunmaktan kaçınıyorlar. Allah’ın Rasûlü parmağıyla işaret ederek şöyle buyurdu: “Yalan söylediler, o mücahid olarak savaştı, öldü. Onun ecri iki kattır.” [81]

Bu konuda dört mezhebin görüşleri şöyledir:

1- Hanefîler:

Yıkanır. ‘Düşmanı öldürmeye kast ederken kendisine isabet eden yıkanır.’ [82]

2- Malikîler:

Yıkanmaz. Savaşıp şehit olan kimse yıkanmaz. Velev ki düşmanların Müslümanlara savaş açtığı İslâm beldesinde olsa bile. Gafletinden dolayı savaşa katılmayan, uyuyan, kâfir sanılıp öldürülen Müslüman, kendisini hayvanın ezdiği, kendisine kendi kılıcı veya oku isabet edip ölen, kuyuya düşen, savaş anında yüksek bir yerden düşüp ölen de bu hükme dâhildir. [83]

3- Şafiîler:Yıkanmayan ve namazı kılınmayan şehit; savaş alanında kâfirlerle savaşılırken ister kâfirler tarafından, isterse yanlışlıkla bir Müslüman’ın ya da kendisinin silahının isabet etmesiyle ölendir. Bunların hepsi birdir. Atından düşen, bineği tarafından düşürülüp ölen, Müslümanların hayvanlarının çiğnediği, kâfirin mi Müslüman’ın mı attığı bilinmeyen okun isabet ettiği kişi de aynı hükme tabidir. [84]

4-Hanbelîler:

Silahının kendisini öldürdüğü kişi düşmanın eliyle öldürülmüş gibidir. [85] Kadı şöyle demiştir: ‘Yıkanır ve namazı kılınır. Çünkü müşrikler tarafından öldürülmemiştir.’

Asi ve Yol Kesiciler Tarafından Öldürülenler

Hanefî ve Hanbelîler, Şafiîlerin hilafına asi ve yol kesiciler tarafından öldürülenlere şehit muamelesi yapılması görüşündedirler.

Hanefîlerin delili: İmam Ahmed, İbrahim bin Abdullah bin Feruh, O’nun da babasından güzel bir senetle şöyle dediğini rivayet etmiştir: ‘Osman bin Affan’ın yıkanmadan ve elbisesiyle defnedildiğini gördüm.’ [86]

İmam Şafiî’nin görüşüne gelince şöyle demiştir: Malik, bize İbni Ömer (r.a.)’den Nafi kanalıyla, Hz. Ömer (r.a.)’in yıkandığını, kefenlendiğini ve namazının kılındığını haber verdi.

İmam Şafiî El-Ümm’de şöyle demektedir: ‘Müslümanların ileri gelenleri, harp dışında şehit olmasına rağmen Hz. Ömer (r.a.)’i yıkamış ve namazını kılmışlardır.’ Yine el-Ümm’de şöyle demektedir: ‘Yırtıcı hayvanların yediği hırsız ya da isyancıların öldürdüğü veya kimin öldürdüğü bilinmeyen kimseler yıkanır ve namazı kılınır.’

Hanefîlerin görüşü daha sahihtir. Çünkü Hz. Ömer (r.a.), yaralanıp bir müddet bekledikten sonra ölmüştür. İbn-i Abidin Haşiyesinde bu konu hakkında şöyle zikredilmektedir: İsyancı veya terörist ya da kesici bir aletle de olsa yol kesiciler tarafından öldürülen velev ki boğazlanarak öldürülsün veya yaralayıcı olmayan bir aletle öldürülsün ne türlü bir aletle öldürülürse öldürülsün şehit sayılır. Geceleyin hırsızların öldürdüğü kimseler de bu hükümdedir.

Muhit isimli kitapta bunlara ilave olarak dördüncü bir sebebin de zikredildiği, ‘Bahr’ isimli kitapta şöyle belirtilmiştir: ‘Zımmi’yi dahi savunurken hangi aletle olursa olsun öldürülen şehittir’

Muhammed bin Hasan’a ait olan Mebsut’ta şu sözler zikredilmiştir: ‘Yolu kesilip malını savunurken öldürülen hakkında ne diyorsun, dedim. Şehide uygulanan ona da uygulanır, dedi.’

Şafiîlerde ise: Yukarıda geçtiği gibi o şekilde öleni şehit kabul etmiyorlar. El Ümm isimli kitapta İmam Şafiî şöyle demiştir: ‘Yırtıcı hayvanların yediği, hırsız ve isyancıların öldürdüğü ile kimin tarafından öldürüldüğü bilinmeyen kimseler yıkanır ve namazları kılınır.’

El-Mecmu isimli kitapta şöyle zikredilmiştir: ‘İsyancıların, yol kesicilerin ve hırsızların öldürdüğü kimseler hakkında iki görüş vardır. Sahih olan şudur: Yıkanır ve namazı kılınır. Çünkü Hz. Ömer (r.a.), Hz. Osman (r.a.) ve Hz. Ali (r.a.) ittifakla yıkanmış ve namazları kılınmıştır.’

Hz. Osman (r.a.)’ın yıkanmadığının sabit olduğunu yukarıda zikretmiştik. Fakat Hz. Ömer (r.a.) yıkanmıştır. Yaralandıktan bir müddet sonra vefat etmiştir ve ‘mürtes’dir.

Hanbelîlerin görüşü: El-Muğni’de şunlar zikredilmiştir: Savaş alanında adalet ehlinden -ümmetin ileri gelenleri, yöneticiler, v.s. öldürülenin yıkanması ve namazının kılınması hakkındaki hüküm, müşriklerle yapılan savaşta öldürülen kişinin hükmüdür. Çünkü Hz. Ali (r.a.) ve beraberindekiler yıkanmamıştır. Ammar (r.a.) yıkanmamasını vasiyet etmiş ve şöyle demiştir: Beni elbiselerimle defnedin. Çünkü ben mücadele etmekteyim’

Ahmed bin Hambel şöyle demiştir: ‘Ashab-ı Cemel, yarın şehit olacaklarını, elbiselerinin çıkarılmamasını, yıkanmamalarını vasiyet etmişlerdir’

Şehirde öldürülmüş olarak bulunan kimse yıkanır.

[80] İbn-i Abidin Haşiyesi, 2/252.

[81] Müslim, Nevevî şerhi, 12/171.

[82] İbn-i Abidin Haşiyesi, 2/252.

[83] Dusuki Haşiyesi, 1/426.

[84] El-Mecmu, 5/261.

[85] El Muğni, 2/404.

[86] Fethu’r-Rabbanî, 7/159.